China Daily / Armida Salsiah Alisjahbana

Geçen 20 yılda Asya-Pasifik bölgesi felaket risklerini yönetme konusunda dikkate değer ilerlemeler sağladı. Ancak ülkeler asla korunma önlemlerini kaldıramaz. Merkezi şimdi Asya’da olan Covid-19 salgını ve bütün trajik sonuçları insan toplumlarının kuvvetli doğal güçler karşısındaki zayıflıklarını ortaya koydu.

Ağustos ayının ortaları itibarıyla, Asya ve pasifik ülkeleri 65 milyon yeni koronavirüs vakası belirlediler ve 1 milyondan fazla kişinin öldüğünü bildirdiler. Bu durum, bütün dünyayı etkileyen aşırı iklim olayları tarafından daha da ağırlaştırıldı. Coğrafi bölgeler boyunca değişen bağlamlara rağmen, seller Çin, Hindistan ile Batı Avrupa’nın çeşitli kesimlerini etkilerken ve sıcak hava dalgaları ile yangılar kuzey Amerika, Güney Avrupa ve Asya’nın bazı bölgelerini etkisi altına alırken, bu olayların iklim değişikliği ile bağlantısı çok açıktır.

Felaketlerin ve iklim değişikliğinin biyolojik olanlar dâhil insani ve ekonomik etkileri “2021 Asya-Pasifik Felaket Raporu”muzda belgelendi. Rapor iklim değişikliğinin sıcak hava dalgaları, şiddetli yağışlar ve seller, susuzluk, tropik fırtınalar ve orman yangınları gibi aşırı olayların meydana gelme riskini artırdığını gösteriyor. Sıcak hava dalgaları ve özelikle bunlarla bağlantılı biyolojik zararların Doğu ve Kuzeydoğu Asya’da artması beklenirken, Güney ile Güneydoğu Asya artan seller ve bunlarla ilgili hastalıklarla karşı karşıya kalacak.

Ancak son on yıllarda, fırtına ve sel gibi diğer doğal felaketlerin sonucu olarak daha az insan ölüyor. Bu kısmen daha güçlü erken uyarı sistemleri ve uyumlu tepki sistemlerinin sonucu ama hükümetler de felaketlerle sadece her felaket meydana geldiğinde tepki vermek yerine, bütünleşik bir biçimde uğraşmanın önemini kabul etmeye başladılar. Yine de hâlâ yapılması gereken çok şey var. Covid-19 salgınının gösterdiği gibi, birçok ülke aynı anda meydana gelen birden fazla felakete karşı hazırlıksız. Örneğin, tropik fırtınalar sellere onlar da hastalıklara yol açabilir bu da yoksulluğu artırabilir.

Bölgenin etrafındaki beş sıcak noktada insanlar büyük risk altında ve bu şokların iç içe geçirdiği insani ve ekonomik yıkımlar bölgenin geniş nehir havzalarının birkaçındaki yoksul yaşamın tehlikelerini ortaya koyuyor. Felaketler sadece insanların hayatlarını değil, geçim şartlarını da tehdit ediyor. Felaketler etkileri iklim değişikliği ile artacağı için, gelecekte daha da yüksek maliyetlere neden olacak. Asya ve Pasifik bölgesindeki doğal ve biyolojik felaketlerin yol açtığı yıllık kayıpların 780 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. En kötü iklim değişikliği senaryosunda, bu peş peşe gelen risklerin neden olacağı yıllık ekonomik kayıp 1,3 trilyon dolara çıkabilir. Ülkeler insani ve ekonomik kayıpları kaçınılmaz olarak görmek yerine nüfuslarının ve altyapılarının daha sağlam olması için daha iyi çaba gösterebilirler. Bu köprü ve yolların yanı sıra kriz anlarında sığınma ve destek vermek için kullanılan okullar ile diğer binalar dâhil altyapının güçlendirilmesini gerektirecektir.

HÜKÜMETLER DAHA GÜÇLÜ SAĞLIK ALTYAPISINA YATIRIM YAPMALI

Hükümetlerin her şeyden önce daha güçlü sağlık altyapısına yatırım yapması gerekir. Bu önemli kaynaklar gerektirir. En kötü iklim değişikliği senaryosu durumunda doğal ve diğer biyolojik felaketlere hazırlanmanın yıllık maliyetinin 270 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Ek fonlar nereden gelebilir? Bunların bazıları normal mali kaynaklardan gelebilir. Hükümetler ayrıca yeni, yenilikçi finans kaynakları arayabilir, örneğin iklim dayanıklılığı tahvilleri, dayanıklılık için borç swapları ve borun hafifletilmesi girişimleri gibi.

Covid-19 bir kez daha bütün felaket risklerinin nasıl birbiri ile bağlantılı olduğunu, bir kamu sağlığı krizinin nasıl hızla bir ekonomik felaketi ve toplumsal kargaşayı tetikleyebileceğini gösterdi. “Sistemik kriz” denen şey budur ve bu politika belirleyenlerin eğer en yoksul insanlarını korumak istiyorlarsa şimdi ele almaları gereken kriz türüdür. Bu basitçe hızla yardım paketleri ile müdahale etmek değil, aynı zamanda olağanüstü durumları öngörmek ve zayıf toplulukları güvenli ve daha dayanaklı yapacak sağlam toplumsal koruma sistemleri yaratmaktır.

İyi ki, son raporun gösterdiği üzere, cep telefonlarının her yere yayılmış olmasını kullanan yeni teknoloji insanları ve toplulukları finansal ve diğer yardım biçimleri ile ilişkiye sokmak için daha fazla fırsat sunuyor. Covid-19’un bulaşma mekanizmalarını daha iyi belirlemek anlamak ve önlemek için ülkeler yapay zekâ ve büyük veri gibi “sınır teknolojilere” yöneldi. Ülkeler ayrıca erken belirleme, hızlı tanı ve kontrol altına almak için gelişmiş modelleme teknikleri kullandılar.

Asya ve Pasifik çok geniş ve farklılıklar içeren bir bölge. Orta Asya’nın steplerindeki felaket riskleri Pasifik’teki küçük ada devletlerindekilerden çok farklı. Ancak bütün ülkelerin ortak olarak sahip olması gereken şey, felaket risklerini daha tutarlı ve sistematik bir şekilde yönetme için sağlam ilkelerdir, siyasi kararlılıkla, güçlü bölgesel ve bölge altı iş birliği ile uygulanan ilkeler.