CRI Türk Dış Haberler Servisi

Dünya liderleri dünyayı etkileyen iklim değişikliği krizini görüşmek üzere İskoçya’nın Glasgow kentinde bir araya geldi. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından Glasgow’da 31 Ekim-12 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26. Taraflar Konferansı’na (COP26) 100’den fazla dünya lideri ve on binlerce delege katılıyor. Konferansın açılışında konuşan COP26 Başkanı Alok Sharma, Paris Anlaşması’nda belirlenen küresel sıcaklık artışlarını 1,5 derece ile sınırlandırma hedefini ulaşılabilir tutmak için COP26’nın “son umut” olduğunu söyledi.

Dünya için kırmızı alarm verilen iklim sorunu için ülkeler nasıl bir duruş sergiliyor?

ORTAK KARAR NE?

Liderler 1992 BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) uyarınca “tehlikeli iklim değişikliğini önlemek” ve küresel olarak adil bir şekilde sera gazı emisyonlarını azaltmanın yolları üzerinde duruyor ve yeni hedefler belirliyor.

Bu seneki konferans, ağırlıklı olarak küresel sıcaklık artışının sınırlandırılmasına odaklanıyor. Bu konuda dönüm noktası olarak kabul edilen 2015 Paris İklim Anlaşması’nda ülkeler küresel sıcaklık artışını, sanayi devrimi öncesine oranla 2 derecenin “çok altında” tutmayı taahhüt ederken, bunu 1,5 derece ile sınırlandırmak için çaba göstereceklerini bildirdi.

Öte yandan, gelişmiş ülkeler 2009’da yoksul ülkelere iklim değişikliğiyle mücadelede yardım için yılda 100 milyar dolar ödeme taahhüdünde bulunmuştu.

BORIS JOHNSON’DAN 1 MİLYAR STERLİN EKLEME TEKLİFİ

İngiltere Başbakanı Johnson, gelişmekte olan ülkelere iklim değişikliğiyle mücadelede yardımcı olmak için önümüzdeki dört yılda ayrılan bütçeye 1 milyar sterlin daha ekleme vaadinde bulundu. Johnson, diğer ülkelere de bu yönde adım atmaları çağrısı yaptı.

ÇİN’DEN KARARLILIK VURGUSU

İklim için bir araya gelen ülkelerin attığı somut adımlar merak konusu. Konu dair konferansta söz alan ülke liderleri krize karşı planlarını gündeme taşıdı.

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, video konferans ile katıldığı G-20 Liderler Zirvesi’nde iklim değişikliği ve enerji sorununun dünyada öne çıkan ana sorunlar olduğunu ve geleceğini yakından ilgilendirdiğini belirtti.

Xi, son dönemde küresel enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmalar, çevre koruma ile ekonomik büyüme arasında eş güdüm sağlanması, iklim değişikliğiyle mücadelenin ve sivil yaşamın birlikte gözetilmesi gerektiğini yeniden hatırlattı.

Çin tarafından kısa süre önce yayımlanan “İklim Değişikliğinin Göğüslenmesi: Çin’in Politikaları ve Eylemleri” başlıklı beyaz kitap, dış dünyaya Çin’in son yıllarda iklim değişikliğiyle mücadele alanında kaydettiği ilerlemeleri gösterdi.

12. Beş Yıllık Plan (2011-2015) döneminden itibaren Çin, iklim değişikliğini ulusal ekonomik ve toplumsal gelişme planına dâhil etti. Bir ulusal strateji olarak kabul edilen iklim değişikliğiyle mücadele çalışmalarında çarpıcı sonuçlar elde edildi.

Beyaz kitapta yer alan verilere göre, Çin’de karbon emisyonu yoğunluğu 2020’de 2015’e kıyasla yüzde 18,8, 2005’e göre ise yüzde 48,4 azalırken, uluslararası topluma taahhüt edilen yüzde 40-45’lik azaltım hedefi geride bırakıldı.

ASYA YÜZYILI İÇİN EN BÜYÜK TEHLİKE: KÜRESEL ISINMA

Nikkei Asia gazetesi küresel ısınmanın Asya için büyük tehlike oluşturduğunu öne sürdü. Yükselen deniz seviyeleri ve aşırı hava koşulları, insanlığın yarısından fazlasının yaşadığı geniş bir bölgenin adaları, kıyı kentleri ve tropik bölgeleri için ciddi tehditler oluşturuyor. Artan küresel sıcaklıklar gıda güvenliğini, yaşam beklentisini ve ulusal ekonomileri de etkisi altına alıyor.

OECD araştırmasına göre, Asya’daki on üç büyük liman kenti, sel kaynaklı en büyük yıllık kayıplarla karşı karşıya kalan 20 metropolü kapsıyor. Çin’in güney ticaret merkezi Guangzhou, deniz seviyeleri 0,2 metre yükselirse 2050 yılına kadar yılda 13 milyon dolar kaybedebilir.

Küresel ısınma, Asya’nın daha yoksul bölgeleri için kritik öneme sahip endüstrileri de tehdit ediyor. Daha düşük mahsul verimi, tarımın Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 10,3’ünü oluşturduğu Güneydoğu Asya üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip olacağı haberde belirtilenler arasında.

Asya Kalkınma Bankası, yükselen sıcaklıkların mercan resiflerini öldürmesi nedeniyle bölgesel balıkçılık endüstrisinin kötü etkileneceğini tahmin ediyor. Dünya, sıcaklık artışını sanayi öncesi seviyelerin 1,5 santigrat derece üzerinde tutmayı başarsa bile, balıkçılık 2050 yılına kadar tahmini 57,98 milyar dolarlık bir kayba uğrayacak.

Asya, son 20 yılda bir önceki yüzyıla göre daha fazla iklim felaketi gördü. Bilim insanlarının küresel ısınmanın İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ekonomik ve endüstriyel faaliyetin patlaması nedeniyle hızlı bir yükseliş kaydettiğini söylüyor. Dünya Meteoroloji Örgütü’ne göre, 2000-2009 yıllarında dünya çapında 3 bin 500 fazla afet kaydedildi, bu 50 yıl önce kaydedilenden neredeyse beş kat daha fazla.

“SALGIN RİSKİ YÜKSEK”

Küresel sıcaklık artışları insan sağlığına da etki ediyor. Gıda arzı azaldıkça yetersiz beslenmeye ve iklim felaketi koşullarında gelişen salgınlar ortaya çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yılda yüz elli binden fazla ölümü iklim değişikliğine bağlıyor ve 2030 ile 2050 arasında yılda 250 binden fazla fazla ölüm bekliyor. Bu senaryoda 2030 yılında Asya’da sıcak çarpması, yetersiz beslenme, sıtma ve dang hummasından 64 binden fazla ek ölüm gerçekleşebilir

“ŞEHİRLER SULAR ALTINDA KALABİLİR”

COP26, Asya’nın muson mevsimlerinin daha ağır ve daha uzun olacağını tahmin ediyor. Daha sıcak hava okyanuslardan daha fazla suyu buharlaştırarak ardından yağmur olarak karaya düşecek. Tehdit, 0,28 ila 0,55 metrelik tahmini deniz seviyesi yükselmeleri ile başlıyor. Bangkok ve Manila gibi kıyıların bu yüzyılın sonunda sular altında kalkabilir.”