CGTN

Batılı liderler Ukrayna’daki olası bir savaş karşısında tamamıyla farklı yönlerde ilerlerken Trump yönetimi sırasında görünür hale gelen NATO ittifakındaki çatlaklar, ittifakı paramparça etme tehdidinde bulunuyor.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Rus birliklerinin Ukrayna’ya girmesi halinde ABD ve müttefiklerinin “hızlı, sert ve ortak bir yanıt” vereceği konusunda uyardı. Ancak Blinken’ın bu mesajı, Başkan Joe Biden da dâhil olmak üzere her yönden baltalanıyor. Geçen hafta Biden, Batı’nın Ukrayna işgaline vereceği tepkinin Rusya’nın ne yapacağına bağlı olacağını belirterek ortalığı karıştırdı. Biden, “Küçük bir saldırıysa bu başka bir şeydir. Sonra ne yapıp ne yapmama konusunda kavga etmek zorunda kalırız.” dedi fakat bu açıklama Beyaz Saray yetkilileri tarafından hemen geri çevrildi. Ancak iş işten geçti. Ukrayna ve muhtemelen Rusya da dâhil olmak üzere birçok ülke, bunu askeri harekât gerçekleşirse değişiklik yapmak için bir manevra alanı olarak yorumladı. Ne de olsa Ukrayna NATO’nun bir parçası değil ve Batılı askerler ise sınırlı zayiatla Rus birliklerini durduracak askeri güce sahip de değil. İki taraf çarpışmaya başladığı anda daha büyük bir savaş neredeyse garanti olacaktır.

RUSYA’YA YÖNELİK EKONOMİK YAPTIRIMLARIN AVRUPA EKONOMİLERİNE ETKİSİ OLACAK

Blinken’ın birlik konuşmasıyla doğrudan çelişen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa Birliği’ne (AB) gerilimi azaltmanın yolları konusunda Rusya ile ayrı müzakereler başlatma konusunda çağrıda bulundu. ABD, Rusya’ya ciddi ekonomik yaptırımlar uygulamaya hevesli olsa da Fransa ve Almanya gibi ülkeler enerji ihtiyaçları için Rusya’ya bağımlı haldeler. Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımların ABD üzerinde etkisi çok azken Avrupa ekonomilerinde büyük aksamalara sebep olacaktır.

Almanya’nın konumu ABD’ninkinden o kadar uzak ki bir Wall Street Journal yorumcusu “Almanya güvenilir bir Amerikan müttefiki mi? Hayır” diye belirtti. Almanya, yaptığı silahların NATO müttefiklerinden Ukrayna’ya devredilmesine izin vermeyi reddederek sert eleştirilere yol açtı. Alman donanmasının şefi, Putin’in toprak değil, saygı peşinde olduğunu öne sürdükten sonra istifa etti. Eski Koramiral Kay-Achim Schönbach, “Ona gerçekten talep ettiği ve muhtemelen hak ettiği saygıyı vermek çok kolay” dedi. Schönbach’ın sözleri, Almanya’daki Rusya’yı düşmanlaştırma konusundaki derin kararsızlığı yansıtıyor. İki ülkenin arasındaki ilişki derin ticari bağlarla sınırlı değil. Aynı zamanda Almanya hem ısıtma hem de elektrik üretiminde kullanılması için Rusya’nın doğal gazına derinden bağımlı. Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Batı’yı Rusya’ya yönelik yaptırımları değerlendirirken ihtiyatlı olmaya ve bunun Almanya için doğuracağı sonuçları göz önünde bulundurmaya çağırdı.

UKRAYNA KRİZİ BATI’DAKİ BÖLÜNMEYİ GÖZLER ÖNÜNE SERİYOR

Bu açıdan bakıldığında, karşılık verilirken Macron’un yaptırımları seven ABD’nin başı çekmesine izin vermemesinin nedeni çok açık ve mantıklı. En başından beri ABD’nin NATO üyesi olmayan Ukrayna’yı savunmak adına asker göndermeye istekli olmadığı çok açıktı. Bu nokta, Afganistan kabusunun ardından başka bir sonsuz dış müdahaleden bıkmış olan Avustralya gibi ülkeler tarafından vurgulandı. Fakat iç muhaliflerin artan öfkesiyle karşı karşıya kalan Biden yönetimi, şimdi Ukrayna’nın NATO komşularını askerlerle doldurabileceğini ima ediyor. Bu, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i kızdıracak ve NATO ile Rusya’yı savaşa daha da yaklaştıracak bir adım. Bu iki nükleer silahlı muhalif arasındaki bir çatışma kolayca kontrolden çıkabilir ve insanlık için düşünülemez bir felakete yol açabilir.

Geçen hafta, Amerika’nın üst düzey bir diplomatı Kiev ziyareti sırasında gazetecilere verdiği demeçte, “Bence Moskova’nın uzun süredir devam eden hedeflerinden biri ülkelerimiz ve ittifaklarımız içinde bölünmeler yaratmaya çalışmaktı. Bunu yapmalarına izin veremeyiz ve vermeyeceğiz.” dedi. Blinken’ın birlik çağrısına rağmen Batılı güçler arasındaki bölünme bir süredir büyüyor. Avrupa yavaş yavaş ABD’den daha bağımsız bir dış politikaya yöneliyor ve Ukrayna krizi, bu bağımsızlığın ABD’nin Rusya’yı kontrol altında tutma arzusuyla doğrudan çeliştiği nokta gibi görünüyor. Batı ittifakında bu çatlaklara Ukrayna krizi neden olmadı. Bu kriz sadece onları ifşa etti.