China Daily / Mei Xinyu

Avrupa Birliği’nin (AB) Çin’in iç işleri olan Xinjiang ve Hong Kong konularına karışması nedeniyle Çin-AB bağları gerilmişken, birçok kişi AB’nin Çin-AB Kapsamlı Yatırım Anlaşması’nı onaylamayı geciktirip geciktirmeyeceğini merak ediyor, çünkü AB politikacıları karışık işaretler gönderiyor.

AB iş çevreleri anlaşılır bir şekilde anlaşmanın askıya alınması konusunda Çinli iş çevrelerinden daha endişeliler, çünkü her iki tarafa da faydalı olmasına rağmen, Kapsamlı Yatırım Anlaşması “zamanla” AB’ye daha yardımcı olacak ve Çin için sadece bir “cila” olacak. Çift dipli durgunluğa düşen AB yatırım anlaşması gibi ekonomiyi güçlendirici şeylere acilen ihtiyaç duyuyor. Uluslararası Para Fonu’na göre, Çin’in 2020’deki gerçek Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) dünya toplamının yüzde 18,3’ünü oluşturuyordu, buna karşılık 19 üyeli Euro bölgesininki yüzde 12 idi.

Çin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Japonya ve AB’nin 2016’dan bu yana yıldan yıla gerçek büyüme oranlarının karşılaştırılması, Çin’in büyüme oranının diğer üç ekonominin büyüme oranlarından önemli ölçüde büyük olduğunu gösteriyor. İki dönem üst üste ekonomik daralma teknik olarak durgunluk olarak tanımlandığı için, ABD ekonomisi 2020’nin ilk çeyreğinde durgunluğa girdi ama ikinci yarıda toparlandı. Aksine, Euro bölgesi geçen yılın ilk yarısındaki iki çeyrek arka arkaya ekonomik daralmadan sonra, aradaki sadece bir çeyrekten sonra, tekrar iki çeyrek üst üste daraldı.

2016’DAN İTİBAREN AB’DEKİ İŞSİZLİK ORANLARI ABD, ÇİN VE JAPONYA’DAN YÜKSEK

Yeni virüs varyantlarının özellikle Hindistan olmak üzere, bütün dünyaya yayıldığı bir zamanda, AB aşı araştırma ve geliştirme ile üretimin yarısına virüsü kontrol altına almada da Çin ve ABD’nin gerisinde kaldı. Örneğin, Çin halkı beş günlük 1 Mayıs tatilini kutlarken, birçok AB ülkesi salgın önleme ve kontrol önlemlerine karşı kitlesel gösteriler yaşadı.

İnsanların geçim şartlarıyla yakından bağlantılı olan işsizlik sadece bir ekonomik sorun değil, aynı zamanda toplumsal istikrarı belirleyen bir siyasi sorundur. Ve AB’nin bu cephedeki karnesi de zayıf, özellikle başta gençler arasında olmak üzere yüksek işsizlik oranlarını düşüremediği için. AB ekonomisinin öngörüldüğü gibi ikinci çeyrekte dipten geriye dönüp dönmediğini bekleyip göreceğiz.

2008’de yüksek faizli mortgage krizinin patlamasından sonra, birçok AB ülkesinde genç işsizlik oranı yüzde 50’yi aştı ve bu durum birkaç yıl boyunca devam etti. Ve geçen yıl salgının patlak vermesinden sonra AB’nin emek piyasası bir kez daha dondu. 2016’dan bu yana AB’deki işsizlik oranlarının ABD, Çin ve Japonya’daki işsizlik oranlarının iki katı olmasına şaşmamalı.

Buna ek olarak, Çin ekonomisi ilk çeyrekte yıllık bazda yüzde 18,3’lük bir büyüme sağlarken, Euro bölgesinin GSYİH daralmaya devam etti. Bu yüksek işsizlik oranı ile birlikte AB’nin Çin-AB yatırım anlaşmasına Çin’den daha fazla ihtiyacı olduğunu gösterdi. Bunun yanı sıra, Çin yüksek faiz krizleri gibi büyük şoklara dayanma kapasitesi ile birlikte 10 yıldır peş peşe dünyanın en büyük otomobil üreticisi ve piyasasıydı ve salgın otomobiller dâhil küresel bir pazar olarak statüsünü güçlendirdi. Bu yılın ilk çeyreğinde Çin’in otomobil üretimi ve satışları yıllık bazda sırayla yüzde 81,7 ile yüzde 75,6 artarak hızlı bir büyüme ivmesi yakaladı.

ÇİN EKONOMİSİ İLK ÇEYREKTE YILLIK BAZDA YÜZDE 18,3’LÜK BÜYÜME SAĞLADI

Bu gerçekleri dikkate alarak ve dünyanın Çin’i uluslararası üretimin belkemiği olarak gördüğünü düşünerek, AB politikacılarının Çin piyasasının AB sanayileri için daha iyi, daha rekabetçi bir ortam yaratmak için sunduğu fırsatları yakalaması gerekmez mi? Küresel otomobil endüstrisi büyük teknolojik değişiklikler geçiriyor ve yeni elektrikli araçlar birkaç yıl içinde benzinle çalışan araçların yerine alabilir ve Avrupa’nın yüzyıllık otomobil üretim teknolojilerinin egemenliğini sona erdirebilir.

Dolayısıyla, yeni elektrikli araç üreticileri, eğer yeni dönemde ayakta kalmak ve gelişmek istiyorlarsa, Çin’in devasa piyasasının sunduğu fırsatları yakalamak zorunda. Geleneksel otomobil şirketlerinden yeni elektrikli araç üreticilerine kadar, bunu fark eden yabancı otomobil üreticileri üretim birimlerini Çin’e taşıyor.

Böyle bir arka plan karşısında, AB liderlerinin tamamen ekonomik sorunların siyasileştirilmesinin Avrupa blokunun uzun dönemli sürdürülebilir kalkınma potansiyeline zarar vereceğini kavraması ve dünyanın en büyük ihracatçısı ve önde gelen bir ithalatçısının sunduğu fırsatlardan faydalanması gerekir.

İki tarafa da yararlı bir anlaşma olarak yatırım anlaşmasının objektif incelemelere dayanacağına inanıyor ve AB’nin uzun dönemli ve temel çıkarları için objektif ihtiyaçları temelinde Çin-AB ticaret ve ekonomik kalkınması için sorunu siyasileştirmeden sağlam bir ortam yaracağını umuyoruz.