CGTN / Emmanuel Macron & Paul Kagame etal

Covid-19 salgını bize, görünüşte uzak olan krizleri artık uzak sorunlar olarak göremeyeceğimizi öğretti. İşte bu nedenle salgının Afrika’ya etkilerini ve mirasını ele almak bu kadar önemli.

Afrika, Covid-19’dan dünyanın geri kalan yerlerine göre can kayıpları ve vaka bakımından daha az etkilenmiş olsa da, salgının kıta üzerindeki etkisi daha uzun süreli, derin ve bütün gezegen için istikrarsızlaştırıcı olabilirdi. Bir yılda, salgın çeyrek yüzyıllık sürekli kalkınmayı durdurdu, değer zincirlerini bozdu ve eşitsizlik ile yoksullukta eşi görülmemiş bir artışa neden oldu. Ama sadece Afrika’da Covid-19’dan tamamen çıkma fırsatını kaybetme riski yok. Küresel ekonomi gelecekteki büyüme taşıyıcılarından birini kaybedebilirdi.

Afrika salgın krizini yenmek için gereken her şeye sahip ve dünyaya yeni bir sürdürülebilir büyüme devresine doğru önderlik ediyor; girişimci ve yenilikçi genç insanlar, yerel bir sanayi temelini besleyebilecek doğal kaynaklar ve oldukça tutkulu kıta ölçeğinde bütünleşme projesi. Ama Afrika, beklenmediği kadar büyük de olan krizden çıkmak için gerekli araçlara sahip değil.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Afrika ülkelerinin 2025’e kadar 285 milyar dolar ek finansa ihtiyacı olacağını tahmin ederken, bu kaynakları sağlamak için hiçbir toparlanma planı ve mekanizması ortada yok. Diğer bölgeler şimdi hızlı ekonomik toparlanma işaretleri gösterirken, Afrika’nın aynı düzeyde salgınla mücadele etme yeteneğinin olmaması, genç insanlarına ihtiyaç duydukları ve hak ettikleri fırsatları vermeyi reddedecek bir ekonomik ve toplumsal krizi besleyebilir.

AŞIYA ERİŞİM KONUSUNDA EŞİTSİZLİK SÜRÜYOR

Uluslararası dayanışma salgının başlamasından kısa süre sonra sonuç vermeye başladı. En yoksul ülkelerin borç ödemeleri, G20 şemsiyesi altında askıya alındı ve IMF, Dünya Bankası ile Avrupa dâhil diğer kreditörlerin istisnai şekilde yardım yapması sağlandı. Ancak on yıllardır uluslararası dayanışmayı destekleyen kurumlar şimdi sınırlarına ulaşıyor. Aşıya ulaşma konusundaki devasa eşitsizlikler bu kurumları kısa dönemde zayıflattı. Ve hiçbir acil önlemin durduramaz göründüğü büyük ekonomik farklılaşmalar da bu kurumları zayıflattı.

Bu yüzden, yeni bir çerçeve, iddialı ve cesur bir Yeni Anlaşma’ya ihtiyaç var. Ve bu girişimin ilk testi Covid-19 aşılarına ulaşım olmak zorunda. Uluslararası toplumun Covid-19 Araçlarına Erişim (ACT) Hızlandırıcı girişiminin aşı ayağı olan Covid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı (COVAX) ve Afrika Aşı Satın Alma Görev Ekibi yoluyla, yüz milyonlarca daz aşı önümüzdeki aylarda Afrika’ya gönderilecek. Ön siparişi verilen aşılar çok taraflı kanalar üzerinden paylaşılıyor ve salık çalışanlarının korunması ilk öncelik durumunda.

Ama bu yeterli değil. Aşılama şu anda dünyanın en önemli ekonomik politikası; aşılamanın faydaları trilyonlarla ölçülürken, maliyeti milyarlarla ölçülüyor. Aşılama kısa dönemde en yüksek getiriye sahip yatırım. Bu yüzden, Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi tarafından yüzde 60-70 olarak belirlenen Afrika’nın aşılama oranına ulaşmak için, ACT Hızlandırıcısı için yenilikçi finansal araçları harekete geçirmeliyiz. IMF’yi bu çabaları finanse etmek için özel çekme haklarının (SDRs, Fonun bir hesap birimi) kullanımını kabul etmeye çağırıyoruz.

Ek olarak, 21 Mayıs’ta yapılan Roma küresel Sağlık Zirvesi Deklarasyonu’nun teyit ettiği üzere, gelecekteki salgınlarla mücadelenin kilidi, gelişmekte olan ülkelerin aşı üreticilerine sadece lisansları değil aynı zamanda uzmanlığı da vermektir. Şu anda patent hakları konusunda bir anlaşma Dünya Ticaret Örgütü’nde (DTÖ) onaylanmayı beklerken, Afrika mesajcı RNA (mRNA) teknolojisini kullanarak aşılar üretebilmeli ve DTÖ içinde Patent Haklarının Ticaretle İlgili Yönleri (TRIPS) rejimi konusunda bir anlaşma yapabilmeli. 18 Mayıs’ta toplanan Afrika, Avrupa ve finans liderleri zirvesinin desteği ile bu tür üretim işbirlikleri gelecek aylarda finanse edilecek ve faaliyete geçecektir.

Afrika için Yeni Anlaşma’nın ikinci parçası sağlık, eğitim ve iklim değişikliği ile mücadeleye büyük ölçekli yatırımdır. Afrika’nın bu harcamaları güvenlik ve altyapı yatırımı harcamalarından karşılamasına izin vermeli ve kıtanın yeni bir aşırı borç devresini girmesini önlemeliyiz. Kısa dönemde, belirli Afrika ülkelerinin uluslararası sermaye piyasalarını kullanmaktaki göze çarpan başarılarına rağmen, özel kredi kuruluşları gerekli finansal kaynakları sağlamayacaklardır.

PARİS ZİRVESİ’NİN DÖRT HEDEFİ

Afrika’nın olumlu bir güven şokuna ihtiyacı var. Paris Zirvesi yeni bir 650 milyar dolarlık SDRs ayırabilmemizi sağladı, bunun 33 milyar doları Afrika ülkelerine gidecek. Şimdi gönüllü olarak iki söz vererek daha da ilerlemek istiyoruz.

İlk olarak, diğer ülkelerin kendi SDR kısımlarını Afrika için harekete geçirme yönünde söz vermelerine ihtiyacımız var. İlk adım olarak, kaynakların bu yeniden kanalize edilmesi Afrika (ve başka yerlerdeki zayıf ülkeler) için serbest bırakılacak 100 milyar dolarlık eşiğe ulaşılmasını mümkün kılacak.

İkincisi, Afrika kurumları bu SDRs kıtanın toparlanması ve 2030 Sürdürülebilir kalkınma Hedeflerini başarmak için kullanılmasına katılmalıdır. Bu da Afrika kurumlarına daha büyük bir ağırlık tanıyacak şekilde uluslararası finans mimarimizi revize etmemize imkân tanıyabilir. Uluslararası toplumun tüm üyelerini bu iki sözü vermeye çağırıyoruz.

Son olarak, Afrika’nın asıl değeri üzerinde odaklanmalıyız; girişimci dinamizmi. Kıtanın çok küçük, küçük ve orta ölçekli işletmeleri gelecekteki Afrikalı kadın ve gençlerin cankurtaran simididir ama özel sektör kayıt dışılık ve düşük finansın elinde rehindir. Bu yüzden, projelerinin en hayati evresini özellikle de ilk kurulan şirketleri hedef alarak, Afrikalı girişimcilerin finans bulma durumlarını iyileştirmeye odaklanmak zorundayız.

Paris Zirvesi’nin hedefi dört hedef üzerinde anlaşma sağlamaktı; Afrika’da üretim yoluyla olanı da dâhil, Covid-19 aşılarına herkesin ulaşabilmesi; yeni uluslararası finansal mimari içindeki Afrika ölçeğindeki kurumların konumlarını ve rollerini güçlendirme; özel ve kamu yatırımlarını yeniden başlatma ve Afrika özel sektörünün büyük ölçekli finansmanını desteklemek. Önümüzdeki aylardaki görevimiz uluslararası bir ortamda ve Fransa’nın gelecekteki 6 aylık Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanlığı’nın bir parçası olarak bu hedeflere ulaşma yönünde çalışmaktır.