Global Times / Scott Ritter

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı askeri operasyonları başlatmasından bu yana Rusya karşıtları Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in mantıksızlığı ve onun Soğuk Savaş sonrası eski Sovyetler Birliği’ni yeniden diriltme hayalleri temelinde inşa edilen kendinden menkul bir söylem başlattılar.

Bu söylem, Rusya devlet başkanının bir kaprise göre davranmaktan uzak bir şekilde, 2007’de Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşma yaptığı ve konferansta toplanan Avrupa liderlerini, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) liderlik ettiği bir trans Atlantik ittifak (NATO) etrafında kurulan mevcut birleşik sistemin yerini alacak yeni bir güvenlik çerçevesine ihtiyaç olduğu konusunda uyardığı zamana kadar geri giden bir zamanda başlattığı bir plana göre hareket ediyor.

Ek olarak, Putin eski Sovyetler Birliği’ni yeniden kurmayı istemekten uzak bir şekilde, basitçe Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra kendi hatalarız olmaksızın kendilerini Rusya’nın sınırları dışında yaşarken bulanlar da dâhil Rusya halkının çıkarlarını ve güvenliğini koruyan bir Soğuk Savaş sonrası sistemi kurma peşinde koşuyor.

ODAKLANMADAN YOKSUN BİR SİYASİ LİDERLİK

Jeopolitik gerçekliklere karşı iç siyasi gerekliliklerin taleplerine uyan siyasi söylemin şekillendiği bu zamanlarda gerçeklere dayalı mantık moda değil. Şu anda onlarca yıldır Rusya liderliği, kendi iç zayıflıklarından kaynaklanan ciddi sakatlıklarla mücadele eden Batı demokrasilerinin dış politika ve ulusal güvenlik ilişkileri konusunda odaklanma ve amaç devamlılığından yoksun olan siyasi liderlik yarattığı bir zor olguyla karşı karşıya.

Siyasi formülasyonları cehalete dayalı söylemlere uyması gereken bir siyasi rakiple mantıklı bir şekilde konuşmak imkânsızdır. Ne ABD ne de NATO’nun doğrudan Rusya sınırlarını ihlal etmek isteyen genişlemeci bir NATO’nun içsel istikrarsızlığının ötesine geçen bir Avrupa güvenlik çerçevesi ihtiyacı konusunda sorumlu bir tartışmaya niyetli olmadığı gerçeği ile karşı karşıya olan Rusya, bu tür tartışmaların yapılabileceği bir çerçeve değişikliği için önlemler alıyor. Rusya kendisi ile NATO arasında Ukrayna’nın NATO üyeliğini dışlayacak anlaşmalarla bir tampon bölge yaratmak istiyor. NATO’nun askeri teknik kapasitelerinin 1997’deki NATO sınırlarının arkasına çekilmesinde ısrar ederek NATO muharip güçlerini kendi sınırlarından uzaklaştırmak istiyor. ABD ve NATO böyle bir diyaloğun gereklerini toptan reddetti.

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı askeri harekâtı bu gerçeklik bağlamında değerlendirilmek zorundadır. Rusya, Ukrayna’ya karşı özel bir askeri operasyon başlatarak, Doğu ve Batı Almanya’yı ayıran sınırın temsil ettiği Soğuk Savaş dönemi cepheye benzer bir şekilde NATO’ya sınır müttefik Slav devletlerin (Belarus ve Ukrayna) oluşturduğu bir tampon bölgenin yaratılması etrafında dönen yeni bir jeopolitik gerçeklik yaratıyor. Bu tampon bölgeyi militarize etti ve Soğuk Savaş dönemindeki gibi bir karşıt duruşun koşullarını yarattı. ABD ve NATO Sovyetler Birliği’nin çöküşünden bu yana körelmiş askeri kapasiteyi yeniden canlandırmak için milyarlar harcayarak bu yeni gerçekliğe uymak zorunda kalacaklar. İşin can alıcı noktası işte burası, Avrupa’nın Soğuk Savaş’ın yeniden başlamasına karşı çıkma ihtimali oldukça yüksek.