CGTN / Andrew Korybko

The Times gazetesi kısa süre önce Finlandiya ve İsveç’in bu yaz gibi erken bir zamanda NATO’ya katılabileceğini yazdı. Bu son kamuoyu yoklamalarının, Rusya’nın Ukrayna’yla ilgili ulusal güvenlik kırmızı çizgilerinin ihlal edilmemesini sağlamak için başlattığı ama Batı ve Kiev’in “yasa dışı” işgal olarak gördüğü Ukrayna’da devam eden özel askeri operasyonunun bu ülkelerdeki halkın çoğunluğunu bu Amerika Birleşik Devletleri (ABD) liderliğindeki Rusya karşıtı askeri bloka katılmaya cesaretlendirdiğini göstermesinden sonra geldi.

Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, bu senaryoya karşı uyarıda bulundu. Peskov pazartesi günü gazetecilere “Biz defalarca ittifakın çatışmaya yönelik olmaya devam ettiğini ve daha da genişlemesinin Avrupa kıtasına istikrar getirmeyeceğini söyledik.” dedi. Bütün ülkeler herhangi bir devletler grubuna katılma konusunda egemen hakka sahipken, iki ülkenin resmen üyesi olduğu Avrupa’da Güvenlik ve İş Birliği Örgütü (AGİT) güvenliğin vazgeçilmezliği ilkesine sahip.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, şubatın başlarında Batılı dışişleri bakanlarına gönderdiği yazılı mesajda, Batı’ya, AGİT’in 1999 İstanbul Zirvesi ve 2010 Astana Zirvesi’nin sonuçlarının bunun herhangi bir üçüncü ülke pahasına olmaması gerektiğini belirlediğini hatırlattı. Ukrayna çatışması tetikleyen şeylerden biri, Rusya’nın NATO’nun bu komşu ülkede sahip olduğu iddia edilen gizli askeri altyapının, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e göre, bölgesel güvenliğe tehdit oluşturmasıydı.

İSVEÇ VE FİNLANDİYA NATO’YA ÜYE OLACAK MI?

Putin’in ülkesinin yetkilileri ayrıca ABD’nin, Rusya’nın ikinci vuruş kapasitesini ortadan kaldırmayı amaçladığını iddia ettikleri ve böylece bu nükleer süper güçler arasındaki nükleer dengeyi yıkan sözde “füze savunma sistemlerini” ve saldırı silahlarını bölgeye intikal ettirmesi ile ilgili endişelerini açıkladılar. Finlandiya ve İsveç’in potansiyel NATO üyeliği uluslararası ilişkiler öğretim üyelerinin “güvenlik ikilemi” diye tanımladıkları bu senaryonun neredeyse kesinlikle tekrarlanmasına yol açabilir.

Bu kavram bir devlet ya da devlet grubunun sözde kendi güvenliklerini savunmak için belirli hareketler yaptıklarını ama bunların diğerleri tarafından kendi güvenliklerini zayıflatan hareketler olarak yorumlandığı durumları anlatıyor. Bundan sonra ikinci devlet ya da devlet grubu aynı bahane ile kendi adımlarını atıyor ve bu da aynı olumsuz biçimde yorumlanıyor, böylece de ilk devlet ya da devlet grubu tarafından aynı şekilde yorumlanıyor ve bu böyle devam ediyor. Sonuç hiçbir taraf diğerine güvenmediği için bölgesel güvensizliğin kasıtsız biçimde artması oluyor

Ukrayna çatışması, NATO’nun Rusya silahlı kuvvetlerinin ilerlemesini durdurmasına yardım etmek için Ukrayna’ya açıkça silah ve diğer askeri ekipmanları göndermeye başlamasından sonra, Rusya ile NATO arasında bir vekalet savaşına dönüştü. Rusya ile Rus karşıtı blok arasında hiçbir güven yok, bu da Moskova’nın Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya muhtemel üyeliğini, özellikle Finlandiya’nın Rusya ile sınırı olması nedeniyle, acil bir güvenlik tehdidi olarak göreceği anlamına geliyor.

ABD LİDERLİĞİNDEKİ YAPTIRIMLAR

Bu iki ülkenin bu Rusya karşıtı bloka potansiyel katılımı bu nedenle, Ukrayna senaryosunun tekrarlanması riski ile, Avrupa güvenliğini kötüleştirecektir. Sadece bu da değil, aynı zamanda her iki ülke de Kuzey kutbu ülkesi olduğu için, ayrıca Arktik bölgesinin daha fazla askerileştirilmesine yol açacak. Arktik Okyanusu çoğu kimsenin son zamanlarda “Kuzey Denizi Rotası” diye adlandığı yol üzerinden Doğu-Batı ticareti için giderek önemli bir yol haline geliyor.

ABD liderliğindeki Batı’nın benzersiz (ve Rusya’ya göre önceden planlanan) yaptırımları Rusya üzerinden Avrasya’da kara yoluyla ticaretin maliyetlerini artırdı ve hatta bu ticaretin bir kısmını tamamen durdurdu. Şu anda burada bezer maliyet ve nakliye zamanlarına sahip herhangi bir alternatif yok, dolayısıyla Kuzey Denizi Rotası, yaptırımların belirsiz bir süre boyunca devam etmesi ve diğer kara yolu rotaları açılıncaya kadar doğal olarak daha çekici hale gelebilir.

Ancak, Finlandiya ve İsveç’in en erken bu yaz NATO’ya muhtemel katılımı ile Arktik bölgesinin ani bir şekilde askerileştirilmesi bu bölgede taşımacılığı karmaşık hale getirebilir. Bu Rusya, Çin ve Avrupa Birliği’nin (AB) nesnel ekonomik çıkarları için zararlı olabilir ama utanmazca ABD’nin çıkarlarına uygun olabilir. Açıklamak gerekirse ABD, Avrupa üzerinde azalan tek kutuplu egemenliğini yeniden kazanma süreci içinde, bu da bu ülkelere yaptırımlar yoluyla Rusya’dan “kopmaları” için yaptığı baskıyı açıklar.

RUSYA’DAN FİNLANDİYA VE İSVEÇ’E UYARI

AB’nin komşusu Rusya ile ticaretine yapay siyasi engellen çıkarmak blok için ekonomik sorunlar yaratmayı amaçlıyor. Bunlar da doların rakibi Euro’yu zayıflatmak ve ABD şirketleri için, rakiplerini piyasadan atmak ya da hatta onları satın almak da dâhil Avrupa’da fırsatlar yaratmak için kullanılabilir. Eğer ABD, Kuzey Denizi Rotası’nın kullanılabilirliğine karşı bu yaz yeni bir askeri krizle yapay güvenlik engelleri yaratırsa bu strateji derinleştirilebilir.

Umalım ki, bu en kötü senaryo gerçekleşmesin ve bu iki ülke Rusya karşıtı bloka katılmanın aslında Avrupa güvenliğini kötüleştireceğini ve AB’nin devam eden ekonomik sorunlarını artıracağını fark etsinler. Her ne kadar bu hafta sonu etkili bir Fin dış politika yetkilisinin bununla ilgili yaptığı açıklamalar Fin ve İsveç savunma bakanları tarafından yalanlanmış olsa da, Finlandiya ile İsveç’in üçüncü bir taraf olarak ABD ile bir askeri ittifak oluşturması ihtimali de olası.

Her durumda, bütün ülkelerin özellikle mevcut durumdaki çok gergin güvenlik bağlamı dikkate alındığında, yabancı askeri bloklara katılma gibi büyük kararlar alma zamanı geldiğinde basiretli davranması gerekir. Bu tür kararların bütün yönleriyle düşünülmesi ve bütün ayrıntılarının incelenmesi gerektiği için, bu tür kararlar alırken acele etmek akıllıca olmaz. Bazen en iyi niyetli kararlar beklenmedik sonuçlara neden olur. Rusya endişelerini zaten daha önce belirtti, bunların Finlandiya ve İsveç tarafından dikkate alınacağı umulur.