Mardin Artuklu Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Necmettin Acar, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın sunduğu “Dünya Postası” programına konuk oldu. Acar, Rusya-Ukrayna geriliminde enerji güvenliğinin önemini değerlendirdi.

Küresel enerji piyasalarında köklü değişimlerin yaşandığını belirten Necmettin Acar, bu değişimin bir benzerinin 19. yüzyılın sonunda yaşandığını kaydetti.

SIVILAŞTIRILMIŞ GAZ AVRUPA’NIN İHTİYACINI KARŞILAMAKTAN UZAK

19. yüzyılda kömürün yerini petrolün aldığını hatırlatan Acar’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Bugün petrol tamamen ortadan kalmasa da artık doğal gazın çok kıymetli bir enerji kaynağı olarak kabul edildiğini görüyoruz. Doğal gaz hem karbon salınımı düşük olması nedeniyle hem de pratikliği sebebiyle petrolden daha çok tercih edilen bir yakıt haline geldi.

Bugün Avrupa doğal gazda yüzde 35-40 oranında Rusya’ya bağımlı. Bu bağımlılık ülkelere göre değişebiliyor, Doğu Avrupa’daki bağımlılık oranı çok daha yüksek. Doğa Avrupa’da bu oran yüzde 55-60’ı buluyor. Güney Avrupa’da İspanya ve Fransa’da Kuzey Afrika’dan Cezayir’den doğal gaz tedarik edilebildiği için burada bağımlılık daha az. Bugün Avrupa için doğal gaz vazgeçilemez bir enerji kaynağı ve Rusya’dan temin ettikleri gazı başka bir yerden temin edemiyorlar. Kaya gazı bugün Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) öncülük ettiği bir sektör, ancak doğal gaz ise daha çok tercih ediliyor. Çünkü sıvılaştırılmış gazın fazladan maliyetleri var. Ayrıca sıvılaştırılmış gazın başka sıkıntıları da bulunuyor. Kritik su yollarının güvenliğini sağlamanız gerekiyor. Süveyş gibi, Babülmendep Boğazı gibi kritik yerlerin güvenliğini sağlamanız gerekir. Bugün Katar dünyadaki sıvılaştırılmış doğal gazın 3’te 1’ini üreten konumda. Ancak sıvılaştırılmış gaz Avrupa’nın ihtiyacını karşılamaktan uzak. Avrupa’nın Rusya’ya köklü bir enerji bağımlılığı var ve bunun çeşitlendirebilmesi kısa vadede öngörülmüyor.

ABD, RUS GAZINA BAĞIMLI OLAN AVRUPA’YA ALTERNATİF SUNAMADI

Rusya, 2000’li yılların başlarından itibaren büyük güç olmasını enerji ihracatındaki performansına borçlu. Büyük bir enerji ihracatçısı ve buradan çok büyük paralar kazanıyor. 2003’ten 2014’e kadar petrol fiyatı ortalama 100 doların üzerinde seyretmişti, bu Rusya’ya büyük kaynak sağladı. Rusya’nın çok maliyetli bir dış politikası var. 2008 yılından itibaren Rusya agresif bir dış politika izledi. Putin, ABD’ye karşı sessiz kalmayacaklarını ve sert bir karşılık vereceklerini bildirmişti. Münih Konferansı’ndan kısa süre sonra Gürcistan’a operasyon başladı. Daha sonra 2014’te Kırım ilhak edildi, daha sonra Ukrayna ve Belarus geldi. Rusya, Ukrayna üzerinde 2014 sonrası ağırlık oluşturmaya başladı. Suriye yine bölgedeki petrol ve doğal gazın taşınması için kritik bir yerdi. Doğu Avrupa’ya gaz temininde Belarus ve Ukrayna ön plana çıkıyor. Kuzey Akım 2 hattı istisnadır, Rusya ile Almanya üzerinden direkt hattır. Türkiye’nin aldığı gazın da bir kısmı Ukrayna ve Bulgaristan üzerinden batı hattından gelir. Dolayısıyla Ukrayna ve Belarus oldukça önemlidir, buraları kimin kontrol ettiği çok önemlidir. Enerji güvenliği açısından Ukrayna ve Belarus’un kimin yönetiminde olduğu Rusya açısından çok önemli. 2016 yılında Rusya, Ukrayna’ya gazı ücretini ödemediği ve Avrupa’ya giden gazı kendisi kullandığı gerekçesiyle kapattı. O dönem Doğu Avrupa ülkelerinde insanlar soğuktan donarak öldüler. Her aralık ayında tıpkı İran’ın Türkiye’ye yaptığı gibi Rusya, Avrupa’ya bir şeyi bahane ediyor ve gaz ile ilgili el yükseltiyor. Bugün Rusya, Avrupa için güvenilir bir gaz tedarikçisi olmaktan oldukça uzak. Putin, boru hatlarıyla sattığı gazı siyasi bir aktör olarak kullanan biri olarak görülüyor. Ayrıca Putin, Avrupa’yı sıkıştırıyor ve belli tavizler koparmaya razı ediyor. Artık Avrupa güvenilir enerji tedarik yollarına yönelmiş durumda.

ENERJİ JEOPOLİTİĞİNDE KRİTİK AKTÖR “TÜRKİYE”

Doğu Akdeniz’deki Eastmed Projesi çökmüş durumda. ABD de buradan desteğini çekti. Türkiye’nin razı olmadığı bir projeydi zaten. ABD’deki kaya gazı sıvılaştırılarak Avrupa’ya taşınabilir fakat bu da çok pahalı. Avrupa’daki doğal gaz altyapısı, evlerdeki kombiler, enerji santrallerinin tamamı boru hattından gelen gaza göre yapılmış durumda. Sıvılaştırılmış gaz aslında çok daha kaliteli bir gaz fakat Avrupa’daki doğal gaz altyapısı bunu kaldırmıyor. Bir de Katar var, çok büyük doğal gaz ihracatçısı çok büyük sıvılaştırma tesisleri var. Dünyanın yüzde 30’una yakınını Katar temin ediyor. Burada da su yollarının güvenliğini temin etmek zorundasınız. 

TÜRKİYE GÜVENLİ BİR GÜZERGÂH SUNABİLİYOR

Avrupa için Türkiye önemli bir aktör. Azerbaycan üzerinden gelen Bakü-Tiflis-Erzurum doğal gaz boru hattı var. Yine TANAP’ı yaptık, Şahdeniz Projesi var, İran’dan Erzurum’a ulaşan bir doğal gaz hattımız var. Bugün Türkiye’nin doğal gaz altyapısı batı ile entegre konumda. Aynı zamanda Türk Akımı hattı var Trakya üzerinden Avrupa’ya giden bir hat. İran ile nükleer sorun çözülürse ya da Katar’ın Irak üzerinden Türkiye ve Avrupa’ya gaz taşıması sağlanırsa Avrupa’nın enerji güvenliği büyük ölçüde sağlanmış olur. Bugün Türkiye ile Avrupa arasında iyi ilişkiler yok ama Türkiye güvenli bir güzergâh sunabiliyor. Avrupa’nın enerji güvenliği konusunda Türkiye kritik bir aktördür.

Türkiye’nin çevresinde büyük bir doğal gaz kaynağı var. Azerbaycan, Türkmenistan, İran, Irak ve Katar. Bunları topladığınızda büyük bir miktar elde ediyorsunuz. Bunları topladığınızda Rusya’dan daha büyük bir rakam elde ettiğini kesin. Azerbaycan’ın Avrupa’ya yapacağı katkı tek başına sınırlıdır. Türkiye 60 milyar metreküp gaz tüketir yılda, Avrupa’nın bunun 5 kat fazla tüketebileceği söylenebilir. İran, Katar, Irak ve Azerbaycan bir araya getirilirse Avrupa’nın enerji güvenliği Rusya’ya bağımlı olmaktan kurtulur.”