Global Times

Çarşamba günü, Başbakan Scott Morrison ile İşçi Partisi lideri Anthony Albanese arasında 2022 Avustralya federal seçimlerinin ilk liderlerinin tartışmasına tanık oldu. Bir saatlik tartışma, esas olarak iç meseleler ve politikalara odaklandı, ancak iki adayın Çin ile ilgili konularda “çatışması” ibret verici bir an yaşandı. O an kısaydı ama medyanın yaygara koparması için yeterliydi

İşçi Partisi’nin eleştirileri karşısında, Çin ve Solomon Adaları arasındaki son güvenlik anlaşmasının, Avustralya’nın İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana “Pasifik’teki en kötü dış politika başarısızlığı” olduğunu savunan güvenlik anlaşmasına karşı Morrison, Avustralya’nın suçsuz olduğunu iddia ediyor, aynı zamanda Çin’i “agresif” olmakla da suçluyor. Albanese de Çin’e karşı suçlama yaparak Port Darwin’in anlaşmasını ortaya çıkardı ve “Darwin Limanı satılırken bu hükümet arkasına yaslandı ve kayboldu.” dedi

ABD, AVUSTRALYA’NIN BAĞIMSIZLIĞINI TEHDİT EDİYO

Morrison yönetimiyle karşılaştırıldığında, İşçi Partisi’nin Çin’e yönelik eleştirisi nispeten daha ılımlıydı. Ancak TV tartışması sırasında her iki taraf da Çin karşıtı kartlarını yüksek profilli bir şekilde oynadı. East China Normal Üniversitesi Avustralya Araştırmaları Merkezi direktörü Chen Hong, Global Times’a verdiği demeçte, bu, “Çin-Avustralya ilişkilerinin iktidara kim gelirse gelsin büyük belirsizliklerle karşı karşıya kalacağını gösteriyor.” ifadesini kullandı

Çin ve Solomon Adaları arasındaki güvenlik anlaşması, iki egemen ve bağımsız ülke arasında eşitlik, karşılıklı saygı ve karşılıklı yarar temelinde normal bir iş birliğidir. Hiçbir üçüncü şahsın müdahale etme hakkı yoktur. Darwin Limanı kira sözleşmesi aynı zamanda karşılıklı yarar sağlayan bir ticari uygulamadır. Herhangi bir güvenlik veya siyasi hesapla alakası yoktur. Yine de Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Avustralya siyasetindeki artan etkisi sayesinde, Morrison yönetimi son yıllarda sözde Çin tehdidi teorisini Avustralya toplumunu yanıltarak abartmak için hiçbir çabadan kaçınmadı. Genel seçim tartışması bu tür bir aldatmacayı yeni bir boyuta taşıdı. Çin, Avustralya’yı hiç tehdit etti mi? Bu, Avustralya’nın Çin karşıtı olması için gerçek bir neden değil. İkisi arasında temel bir çıkar çatışması, toprak anlaşmazlığı ve tarihsel kin olmadığına göre Çin neden böyle yapsın ki

Bazı gözlemciler, Avustralya’nın ekonomisinin bir zamanlar Çin’e demir cevheri, şarap, mandıra ile sığır eti satması ve artan sayıda Çinli’nin orada yatırım yapması ve eğitim görmesi nedeniyle hızla büyüdüğünü söyleyip duruyor. Chen’e göre, pratik ekonomik faydaların yanı sıra Çin-Avustralya ilişkisi de birbirlerinin sosyal ve kültürel gelişiminde olumlu bir rol oynamıştı. Yine de bazı Avustralyalı politikacılar, ülkelerinin çıkarlarının nerede olduğunu göremediler ve Çin ile bu tür etkileşimleri ve bağlantıları kestiler. Chen, “Gerçek başarısızlık Avustralya’nın Solomon Adaları’na yönelik dış politikası değil, Çin’e karşı olan politikasıdır.” dedi. Canberra’nın Çin politikasındaki sürekli hataları nedeniyle iki ülke arasındaki mevcut çıkmaza yol açtığını da sözlerine ekledi

AVUSTRALYALI POLİTİKACILAR, ÇİN KARŞITI TAVRINI SÜRDÜRÜYO

İroni şu ki, Avustralya’nın egemenliğini ve bağımsızlığını tehdit eden Çin değil, ABD. Chen, Global Times’a verdiği demeçte, “ABD, Avustralya’ya kendi stratejisini dayatıyor.” dedi. Buna çok sayıda örnek verilebilir. Örneğin, eski başkan Barack Obama, Port Darwin’in kiralandığını öğrendikten sonra Avustralya başbakanı Malcolm Turnbull’u kendisini işin içinde tutmadığı için azarladı. Obama, Turnbull’u uyarmak için “Bir dahaki sefere bize haber ver.” diye konuştu. Kısa bir süre önce, Çin ile Solomon Adaları arasındaki anlaşma resmi olarak imzalanmadan önce Washington, ABD ulusal güvenlik konseyi koordinatörü Kurt Campbell’i anlaşmayı bozmak için Güney Pasifik ülkesine göndereceğini duyurdu

ABD gölgeleri Avustralya diplomasisinin her yerinde. Mayıs 2020’de, o zamanki ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, herhangi bir Avustralya hükümetinin Çin ile ABD’nin “ulusal güvenliğini” tehlikeye atacağı düşünülen bir anlaşma yapması durumunda Avustralya’yı telekomünikasyon, askeri ve istihbarat ağlarından “bağlantısını kesmek” için açık bir tehditte bulundu. Avustralyalı politikacılar, Çin karşıtı kartı oynamaya ve Avustralya’yı ABD’ye sıkı sıkıya bağlamaya takıntılı olduklarında, riskli bir bahse giriyorlar. Sonuç, yalnızca Çin ile ilişkileri değil, Avustralya’nın çıkarlarını da tehlikeye atabilir.avus .R.?.R..atabilir.