Global Times / Ning Tuanhu

Avustralya Dışişleri Bakanı Marise Payne geçen hafta pazar günü yaptığı açıklamada, Çin ile Solomon Adaları arasındaki güvenlik anlaşmasının taslağında “şeffaflık eksikliği” konusunda endişeler olduğunu söyledi. Payne, konunun “Pasifik Adası Forumu bağlamında tartışılması gereken bir şey” olduğunu ve “Pasifik ailesi”nin Pasifik bölgesindeki güvenlik sorunlarına yanıt verenler olarak en iyi konumda olduklarını belirtti.

Pasifik Adaları Forumu (PIF), Güney Pasifik’te bölgesel bir iş birliği organizasyonudur. Avustralya, kuruluşun gelişimi üzerinde en fazla etkiye sahip olan, kuruluşun en güçlü üyesi ve ana destekçisidir. Solomon Adaları sadece üye bir ülkedir ve özel bir önemi yoktur. PIF üye devletlerinin çoğu şu ana kadar Çin-Solomon Adaları güvenlik anlaşması hakkında kamuoyuna açıklama yapmadı. Avustralya ve Yeni Zelanda’ya ek olarak Mikronezya Federal Devletleri (FSM) de Solomon Adaları’na Çin ile yaptığı güvenlik anlaşmasıyla ilgili “ciddi güvenlik endişelerini” dile getirdi. Bölgenin büyük güçler arasında gelecekteki bir çatışmanın merkez üssü olacağından endişe ediliyor. Bununla birlikte, Mikronezya Federal Devletleri’nin Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile yakın güvenlik ve savunma iş birliğine sahip olduğu belirtilmelidir. Ancak Avustralya, Çin-Solomon Adaları güvenlik anlaşmasına karşı diğer Pasifik Adası ülkelerinde lobi yapmaya devam ediyor.

AVUSTRALYA SOLOMON ADALARI’NA BASKI YAPIYOR

İlk olarak, Avustralya hükümetinin kilit üyeleri Solomon Adaları’nın duruşunu değiştirmek için ada ülkesini ziyaret ederek sürekli olarak Solomon Adaları’na baskı ve lobi yapıyor. İkinci olarak Canberra; Fiji ve Papua Yeni Gine gibi ülkelerin liderleri arasında panik yaratmak amacıyla konuyla ilgili endişelerini dile getirmeye çağırdı. Üçüncü olarak Avustralya, güvenlik anlaşması tehdidini canlandırarak diğer Pasifik Adası ülkelerine de hitap etmeye devam ediyor.

Payne’in pazar günü söyledikleri, sadece anlaşmayı engellemek için çok taraflılık bayrağı altındaki bir bahanedir. Çin ile Solomon Adaları arasındaki güvenlik iş birliği, her iki ülkenin egemenliğinde olan bir konudur ve Solomon Adaları’ndaki ve hatta Güney Pasifik bölgesindeki iç durumun istikrarına katkıda bulunacaktır. Güvenlik anlaşmasının oluşturduğu “tehdit teorisi”, bazı ülkelerin kendi çıkarları için bir yutturmacadır. Aslında, Çin-Solomon Adaları güvenlik paktı yoluyla Pasifik Adası ülkeleri, Avustralya’nın bölgesel meseleleri tam olarak nasıl kontrol altına almaya ve bölge dışı ülkelerle ilişkilerini geliştirmelerini nasıl kısıtlamaya çalıştığını mükemmel bir şekilde görebilirler. Temelde bu, Canberra’nın Güney Pasifik bölgesindeki “Monroe Doktrini”ni ortaya koyuyor; Canberra, bölgeyi diğer büyük ülkelerin varlığına karşı son derece hassas arka bahçesi olarak görüyor. Bu nedenle Avustralya, Çin ile Solomon Adaları arasındaki anlaşmaya karşı bu kadar sert davrandı.

SOLOMON ADALARI BAĞIMSIZ BİR ÜLKE

Canberra’nın diplomatik dilinde, “Pasifik ailesi” terimi genellikle Güney Pasifik bölgesindeki ülkelere atıfta bulunmak için kullanılır. Bu; Avustralya ve diğer bölgesel ulusların aile üyeleri olduğunu, bölgedeki pek çok meselenin sadece bu ülkeler arasında tartışılması ve çözülmesi gereken “aile meseleleri” olduğu anlamına gelir. Payne’in güvenlik anlaşması meselesini “daha geniş Pasifik Adası forumu bağlamında” tartışma önerisinin arkasındaki mantık budur. Ancak gerçek şu ki; Solomon Adaları, kiminle güvenlik iş birliği arayacağına karar verme hakkına sahip bağımsız bir ülkedir. Ayrıca PIF; AB veya ASEAN’ın aksine, yüksek düzeyde örgütlenmeye sahip bölgesel bir örgüt değildir. Bu nedenle, üyelerinin egemenliğine giren konulara müdahale etme hakkı yoktur. Sözde Pasifik ailesi, Canberra’dan gelen bir propaganda sloganıdır ve aslında yoktur.

Ayrıca PIF, Çin-Solomon Adaları anlaşması konusuna çökme riski altında olduğu için müdahale edemez.

Şubat 2021’de Forum Genel Sekreteri seçimlerinin sonuçlarından memnun olmayan PIF’nin beş üyesi (Palau, Mikronezya Federal Devletleri, Kiribati, Marshall Adaları ve Nauru) örgütten çekilmeye karar verdi. Geri çekilme bu şubat ayında geçici olarak iptal edilmiş ve örgütü dağılmaktan kurtarmış olsa da böyle bir krizi ele almanın ve üyeler arasındaki birliği güçlendirmenin PIF’in acil önceliği olduğu açıktır.