CGTN / Freddie Reidy

2020 yılında yapılan başkanlık seçimini kaybetmesine rağmen, eski Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın aldığı oy birçok kişiyi şaşırttı. Sağcı ve merkez sağda yer alan birçok gözlemci, Trump’ın Covid-19 salgınına yaklaşımı ve dengesiz liderliğinin eninde sonunda üstesinden gelmesi çok zor engellerle sonuçlanacağı düşüncesini paylaşıyordu.

ABD Başkanı Joe Biden’in ekibi, bu hayati seçim derslerinden bir şeyler öğrenmiş gibi görünüyor. Biden yönetimi, göreve geldikten sonraki ilk yüz gün içinde 100 milyon doz aşı hedefini koymuştu, o günden bu yana bu hedef ikiye katladı. Daha net mesajlar verilmesi ve daha az bölücü üslup izlenilmesi, aşılamanın üstesinden gelmeye ve taraflı kaygılar olarak sunulan hastalıkların önlenmesine yardımcı oldu.  

Diğer konularda ise Biden yönetimi, Trump döneminin birçok politikasının değerini kabul etti. Bununla birlikte Biden 25 Mart’ta düzenlediği basın toplantısında, radikal politika değişikliklerinin siyasi risklerine vurgu yaptı. Meksika sınırında yasa dışı girişlerdeki artış, durumu kontrol alma çabalarına liderlik etmek için başkan yardımcısının görevlendirilmesi gerekliliğini ortaya çıkardı.

Biden konuyla ilgili açıklamasında, “kolay bir cevap yok” ifadesini kullandı. Gözlemciler söylemdeki değişikliğin kaçak göçmen girişindeki artışa sebep olduğunu düşünürken, bu da Trump’ın derhal değerlendirdiği bir durum oldu. Trump, 28 Mart’ta Fox News’e yaptığı açıklamada, “Birçok insan (sınıra) gitmemi istiyor. Sınır Devriyesi ve halk benim orada olmamı istiyor ve benden gitmemi istediler. Bunu onlara borçlu olduğumu düşünüyorum. Dahil olmamayı isterim. Başka birinin bunu yapması gerekiyor.” dedi.

Yine de dış politikada devamlılığın işaretleri çok açık. Biden, “Amerika geri geldi. Diplomasi geri geldi. İttifaklar geri geldi.” demiş olabilir, fakat politika yönü kararlılıkla devamlılığın sürdüğünü gösteriyor. Profesör Aaron Friedberg’in dediği gibi, “En azından başlangıçta, onlar (Biden yönetimi) Trump’ın onlara bıraktığı yerden devam ediyorlar.”

BIDEN YÖNETİMİ, TRUMP DÖNEMİNİN BİRÇOK POLİTİKASININ DEĞERİNİ KABUL ETTİ

Trump’ın liderliğini takiben Biden, Afganistan’dan Amerikan askerlerini çekmeyi taahhüt etti. ABD askerlerinin bir yıl içinde Afganistan’da hala kalıp kalmayacağı sorulduğunda Biden’in yanıtı, “Durumun böyle olacağını hayal edemiyorum.” oldu.

Orta Doğu ile ilgili olarak, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İsrail’in normalleşmesi politikasının amiral gemisi olan Trump’ın “İbrahim Anlaşmaları”na (Abraham Accords) övgüler dizdi. Beyaz Saray ayrıca, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi soruşturmasının ardından Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’a yaptırım uygulamama siyasetini sürdürdü, suçlama yerine diyaloğu tercih etti.

İran konusuna gelince, Biden, Trump’ın İran nükleer anlaşması olan Ortak Kapsamlı Eylem Planı’ndan (JCPOA) çekilmesini kıyasıya eleştirmişti, şimdi İran nükleer anlaşmaya uyuncaya kadar yaptırımları devam ettirmeye bağlı kalacak gibi görünüyor.

“Maksimum baskı” kuralı veya “Önce Amerika” tavrı hiçbir yerde ABD’nin Çin politikasından daha görünür değildir. Biden, bu yılın başında Çinli teknoloji şirketlerini hedef alırken, sözde Quad ülkelerinin öneminin artmasındaki yükselişi yönetti. Alaska’da iki ülke diplomatlarının görüşmesindeki gergin ortam, iki ülkenin karşı karşıya bulunduğu diplomatik sorunların altını çizdi.

Çin konusunda şahin tutum izlenmesi yanlıları dış politikadaki devamlılıkla yetinirken, bu tavır, bir şeylerin yeniden başlamasını umut eden birçok kişi için şaşırtıcıydı. Austin’deki Texas Üniversitesinden Profesör Sheena Greitens, “Biden ekibi için Trump yönetiminin sürekliliğini sağlama yollarını göstermek önemli gibi görünüyor ki, bu açıkçası biraz şaşırtıcı bir durum.” dedi. 

Eski ABD Başkanı George W. Bush’un danışmanı Paul Haenle, “Trump’ın siyasi mezarından dayattığı bir Çin politikasının alınmadığını umduğunu, Demokratların, Cumhuriyetçilerin onları Çin konusunda çok yumuşak olarak damgalayacağından çok kaygılandığını” söyledi.

İklim değişikliği, dünyanın iki büyük ekonomisi arasında yakınlaşmayı destekleyebilecek bir tür iş birliği için fırsat sunabilir. Aslında, ABD Başkanı Biden, cesaret verici bir adım atarak ABD’nin ilk iklim değişikliği konulu toplantısında Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’i davet etti.

Eski Çinli diplomat Victor Gao, Financial Times’a verdiği demeçte, “İlişkilerdeki zehir etkisini ortadan kaldırmanın zaman alacağı” uyarısında bulundu. Ancak Biden gerçekten Trump’ın devamlılığını sunuyorsa, o zaman her şeyin masada olmasını bekleyebiliriz. Nanjing Üniversitesinden Zhu Feng de Financial Times’a yaptığı açıklamada, “Bir münakaşaya sahip olmanın görüşmelerin başarısız olacağı anlamına gelmediğini” vurguladı.