21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Terörizm ve Terörizmle Mücadele Araştırmaları Merkezi Başkanı Ünal Atabay CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Dünya Postası” programına konuk oldu. Atabay, Rusya ile Ukrayna arasındaki krizi değerlendirdi.

Savaşların içinde barışa giden görüşmelerin adım adım gerçekleştirildiğini belirten Ünal Atabay, savaşın henüz başındayken diplomasi görüşmelerine şahitlik edildiğini kaydetti.

“RUSYA DÜNYA GÜVENLİĞİNİN DENGEYE ALINMASINI İSTİYOR”

Diplomasi masasının savaştan önce de sonra da terk edilmeyeceğini vurgulayan Atabay’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Savaşın bitimi süresince de diplomasi masası olabildiğince devam ettirilir. Nihayetinde tarafların uzlaşma arzusu vardır, bu uzlaşıyı diplomasi masasında çözemediğiniz takdirde acı da olsa böyle bir savaş yaşanabiliyor.

Ukrayna-Rusya meselesine Rusya’nın kendi cephesinden bakıldığı zaman Rusya kendi yakın güvenliğinin tehdit edildiğini düşünüyor. Rusya, aslında Soğuk Savaş’ın bitiminden sonra bugüne adım adım gelindiğini bu süre içinde Batı veya NATO’ya yönelik sürekli bunu ifade etmesine rağmen bu devam etti. 2007 Münih Güvenlik Konferansı’nda da açıkça Putin bunu ifade etmişti. Rusya, söylemlere rağmen bütün görüşmelerde isteklerin yerine getirilmediğini söylüyor.

Buna mukabil NATO ve Batı, açık kapı politikası izlemek suretiyle NATO’ya aday olmak isteyen ülkelere kapılarının açık olduğunu, hiç kimsenin iradesine set çekemeyeceklerini ifade eden bir tarzla yaklaşım sergiledi. Burada hangi ülke öne çıkıyor? Rusya’nın eski Varşova Paktı ülkelerinin büyük çoğunluğu NATO’ya üye oldu, bir kısmı Avrupa Birliği (AB) üyesi oldu. Ama Rusya, Ukrayna’nın ve Gürcistan’ın NATO’ya üye olmasına itiraz etti. Tahammül sınırlarının aşıldığını ifade eden bir Rusya var. Artık Ukrayna’nın da NATO’ya üye olmasının sonunda Rusya’nın ulusal güvenliğinin tehdit altına alınacağı belirtildi. Ukrayna’nın NATO’ya alınmasının savaş sebebi olacağı ifade edildi. Bu savaşı da şu anda yaşıyoruz. Öte yandan Rusya, Zelenskiy hükümetinin bir kukla yönetim olduğunu ileri sürerek Ukrayna’nın da egemenliğinin ve varlığının aslında Rusya’nın bir parçası, tarihsel olarak var olmadığını da ileri sürerek Ukrayna üzerinden bir inisiyatif üretmek istedi. Bunun sonuçlarını çatışmalar olarak görüyoruz.

BATI’NIN KRİZDEKİ ROLÜ

Batı, Ukrayna’yı kışkırttı ama yüzüstü bıraktı bir taraftan da. Ukrayna’nın arkasında Rusya’ya karşı bir cephe oluşturmaya çalıştılar. Şimdilik bunu başarmış gibi görünüyorlar. Önümüzdeki günlerde Rusya’nın yaratacağı etkiye de bağlı olarak NATO cephesinde de yine bazı çatlak sesler çıkabileceğini düşünüyorum. Şu anda bir araya gelmelerinin nedeni Avrupa’nın güvenliğinin tehlikeye girebileceği düşüncesi olabilir. Rusya’nın müdahalesinden çıkacak sonuçlara göre AB ve NATO’da dalgalanmalar yaşanabileceğini görüyorum.

Küresel güçler Rusya’nın üzerine doğru siyasal, ekonomik ve Ukrayna üzerinden askeri bir gücü kullanmak suretiyle bir cephe oluşturmuş durumda. Rusya da haklı olarak buna bir karşı duruş gösterme ihtiyacı hissediyor. Belki Çin ile birlikte bir perspektif de gelişebilir. Asya üzerinde İran, Hindistan gibi Kuzey Kore gibi ülkelerle de bazı birliktelikleri sağlayacak bir ittifak, Batı’ya baskı oluşturabilecek gelişmeler de yaşanabilir bunları şu an bilemiyoruz. Rusya’nın kendi güvenliği açısından güçlü bir ittifak oluşturma ihtiyacını görebiliyoruz. Batı’nın Rusya’ya oluşturduğu cepheyi yarabilmesi açısından böyle bir durum da gelişebilir.

TÜRKİYE’NİN KRİZE KARŞI POLİTİKASI

Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye’nin sıcak savaş dönemlerinde hayati bir anlaşmasıdır. Montrö’nün gereğini hiç esnetmeden kullanmak Türkiye’nin son derece yararına. Birine diğerine tercih edecek bir tavır bizim bölgede yürütmeye çalıştığımız denge politikasını zedeler. Türkiye’nin güvenirliği de sarsılır. Bu nedenle Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin gereği harfiyen ne ise Türkiye bunu uygulamak zorunda. Türkiye’nin de içine girdiği bir savaş, çatışma yaşandığı zaman Boğazların kullanım koşulları o zaman değişiyor.

Neticede Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar Türkiye’nin kontrolüne verilmiştir. Herhangi bir komisyona verilmemiş, Türkiye uluslararası çerçevede anlaşmanın gereğini tam olarak yapmak zorunda. Ne Ukrayna’ya ne Rusya’ya taviz verilemez.

RUSYA-UKRAYNA GÖRÜŞMELERİ

Rusya büyük bir iddia ile ortaya çıktı. Rusya’nın çizdiği perspektife baktığımız zaman Doğu Avrupa’da NATO’nun geriye çekilmesini istiyor. Aynı zamanda dünya güvenlik mimarisinin tek taraflı yönetilmek istendiğini bundan da Rusya’nın güvenliğinin tehdit altına konulduğunu anlatmaya çalışıyor. Ukrayna ile Rusya arasında şu anda yaşanan çatışmalara yönelik bir görüşme yapılıyor. O alanla sınırlı olabilir. Çünkü karşınızda bir Amerika Birleşik Devletleri (ABD) bir NATO yok, Ukrayna var. Bu operatif bir görüşme, Rusya dünya güvenliğinin dengeye alınmasını istiyor. Tek taraflı bozulduğunu ortaya koyuyor bunun muhatabı ABD ve NATO bunlar henüz masada yok. Bu ilk masa yeni dünya düzeninin tartışılmaya başlanacağı ilk masa olarak tarihe geçer. Bu masalardan sonra Rusya’nın beklentisi Batı’nın da masada yer alacağı dünya güvenliğinin tesisine yönelik bir masa kurulmasıdır. Bu masada belki Çin ile Rusya birlikte oturacak Batı da karşı masada yer alacak. Dünyanın güvenliğinin dengeye alınmasını arzu eden masalar kurulacağını öngörüyorum.”