Geleneksel Çin Savaş Sanatı kapsamında rakibi alt etmek için geliştirilen 36 temel strategemin, yani plan, strateji, oyun, hile, zekâ, felsefe bütünlüğünün ve bunların binlerce çeşitlemesinin ana özelliği, simgelerle ifade edilmeleri, incelikleri, şiirsellikleri, benzetmek gerekirse tüy kadar hafif olmalarıdır. Örneğin, “Dut Ağacını Gösterirken Akasyayı Azarlamak” başlıklı 26 numaralı stratagem (Zhi sang ma huai), bir anlamda Türkçemizdeki “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!” deyiminin karşılığını oluşturur, siyasal imalar ve örtük mesajlar içerir, çoğu zaman da korkunç gerçeklere yumuşak bir dille işaret etmek amacı taşır. Şiir sanatı ile savaş sanatının, teori ile pratiğin, tarih ile bugünün buluşma noktasıdır strategemler. Hedefe, simgeler ve imgeler yöneltilmiştir.

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) toplam tarihi, Çin gibi bir ülkeyle kıyaslandığında çok daha “kısa” kaldığı için doğal olarak böylesi bir birikimden ve strategem kültüründen söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle kimi “korkunç gerçekler” açık biçimde, hatta en kaba haliyle dile getirilir; dut ağaçlarına ya da evin kızlarına değil, doğrudan doğruya akasyalara ya da gelinlere seslenilir. Dile getirilen gerçek ve ifade biçimi de tüy kadar hafif falan değil, kaya kadar ağırdır. Diyelim ki büyük bir yenilginin gelmekte olduğu, “The Bad Guys Are Winning” (Kötü adamlar-herifler kazanıyor) diyerek ilan edilir.

Bugünkü Aydınlık gazetesinin manşetten verdiği, Özgür Altınbaş’ın kaleme aldığı haber, ABD’nin en köklü, 164 yıllık geçmişi olan etkili siyasi-kültür “The Atlantic” dergisinin kapak dosyasındaki itirafı aktarıyor: “The Bad Guys Are Winning”.

KAYBEDENLER VE KAZANANLAR

1857’de Boston’da kurulan, daha sonra merkezi Washington’a taşınan, kolayca Cumhuriyetçi ya da Demokrat olarak tanımlanamayacak derginin kapağında, 21. yüzyılda dünyanın belirleyici gücünü oluşturan ülkelerden beşinin liderliğini yapan şahsiyetlerin fotoğrafları yer alıyor. Soldan sağa, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “The Atlantic”teki makaleyi yazan Anne Aplebaum’un deyimiyle “Birbirlerini kollayan ve ABD ile Batı’ya karşı zafer kazanan” liderler olarak sıralanıyor. Siz bu devlet adamlarının yanına Küba, İran, Macaristan, Kuzey Kore, Suriye liderlerini de gönül rahatlığıyla ekleyebilirsiniz.

Applebaum, yani “The Atlantic”, ABD ve Batı ülkelerinin, dünyanın doğusunda ve güneyinde kurulan yeni cephe karşısında strateji ve alternatif politikalar geliştiremediklerini, güç kaybettiklerini, kısacası “kaybettiklerini” belirtiyor.

“ERDOĞAN’IN ÇİN DOSTLUĞU”

Türkiye-Çin ilişkilerine de özel bir yer ayıran ve iki ülke ilişkilerinin gelişme yönüne dikkat çeken yazar, Erdoğan’ın 2014 yılının öncesi ve sonrasındaki Çin politikasının tamamen farklı olduğunu, “Erdoğan’ın Çin dostluğuna, yatırımına ve teknolojisine olan ilgisinin ve Çin propagandasını yansıtma isteğinin arttığını” belirtiyor. İlginç bir de örnek sunuyor Applebaum ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi Liu Shaobin’in, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) kuruluşunun 100. yılı dolayısıyla kaleme aldığı “ÇKP’nin 100 Yıllık Şanlı Tarihi ve Başarısının Sırları” başlıklı makalenin, “Erdoğan’ın Türk yazılı basınındaki amiral gemisi Sabah gazetesinde” yayımlandığına işaret ediyor.

Türk hükümetinin Uygur sorununa yaklaşımında önemli değişiklikler olduğunu ifade eden Applebaum, Türkiye’nin Avrupa ve NATO müttefikleriyle düşmanlık düzeyinde sorunlar yaşadığını, bunun sonucunda da Çin’e yaklaştığının altını çizerek, Türk siyasetinde, iş dünyasında ve medyasında Çin’e yakın güçlerin arttığını vurguluyor.

Tablo zaten ortada, ben de lafı çok dolandırmayayım; “The Atlantic”, Türk medyasındaki bazı hanımefendi ve beyefendilerin utangaç bir tavırla ve ısrarla görmek-duymak-konuşmak istemedikleri, belki de yorumlayamadıkları gerçekleri, kaba saba da olsa dile getirmiş, analizde bulunmuş, kulaklara küpe takmış, ne niyetle yaparsa yapsın çok da iyi yapmış.

Kıssadan hisse: Bu beş lider, Batı’dan, ABD’den, NATO’dan, Atlantik cephesinden büyüktür!

(Bir de “Şeftali Ağacı Yerine Kuruyan Erik Ağacı” (Li dai lao jiang) strategemi vardır ki benzer çağrışımlar yapmakla birlikte konumuzla pek ilgisi yoktur ama elbet bir gün onu da anlatmanın sırası gelir.)

Tunca Arslan