China Daily / Li Yan

Joe Biden yönetiminin personel politikası önceki yönetiminkinden, özel uzmanlıkları olan genç “siyasi seçkinleri” işe alması bakımından farklılaşıyor. Örneğin, yönetimde Çin’le ilgili birkaç göreve 1980’lerde doğanlar atandı. Bunlar arasında Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC) üst düzey Çin Direktörü Laura Rosenberger, NSC Çin Direktörleri Rush Doshi ve Julian Gewirtz, Dışişleri Bakanlığı Politika Planlama birimi üst düzey danışmanı Mira Rapp-Hooper ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakanı’nın özel yardımcısı, 1970’lerin sonunda doğan Ely Ratner var.

ABD’nin Çin politikasını uygulamasında önemli bir rol oynamaları beklenen yeni yetkililer yönetimde kuşaklar arası değişime işaret ediyor ve ABD’nin gelecekteki Çin stratejisi üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir.

Genç yetkililerin geçmişi ve Çin anlayışları yaşlı meslektaşlarından farklı. Genç yetkililer Çin’in ABD ile arasındaki ekonomik arayı kapattığı ve dünyanın tek kutuplu bir egemenlikten çok kutupluluk ve çok taraflılığa doğru değiştiği bir dönemde büyüdüler. Bu yetkililer, ABD küresel hegemonya sahibiyken doğdular ama 11 Eylül 2001, terörist saldırılar, Afganistan ve Irak savaşları ile 2008 küresel finansal krizi gibi, hepsi de ABD ekonomisi ve küresel liderliğini olumsuz etkileyen krizleri yaşadı.

Yeni kuşak ABD yöneticilerinin dünya görüşü ile ideolojisini etkileyen karmaşık ekonomik ve siyasi manzara dikkate alınırsa, bunların politika düzenlemeleri önermeden önce değişken dünyayı ve ABD’nin değişikliklere uyum kapasitesini göz önüne alacakları beklenebilir.

Bu genç seçkinlerin -ABD’nin stratejik bir rakip diye tanımladığı- Çin’i seleflerinden daha iyi anlayacaklarına inanmak için neden var, çünkü bunlar üniversite öğrencisiyken Çin konusunda araştırma yapmaya başlamışlardı. Bunların Çin’de yıllarca yaşamış olma deneyimlerinin Çin’le ilgili görüşlerini etkilemesi beklenir.

Geçmişte, ABD’nin sözde Çin uzmanları ülkenin Çin’e karşı stratejisini iki ülkenin tarih ile kültürleri ve ikili ilişkilerle ilgili araştırmalarına dayanarak yapma eğilimi gösterirdi. Yeni yetkililer, kendi paylarına, Güney Çin Denizi, bilgi transferi ve teknoloji rekabeti gibi özel alanlara odaklanarak Çin’i “anlamaya” ya da onun “niyetlerini” değerlendirme çalışıyor. Bu yetkililer ABD’nin Çin stratejisini üç konuda etkileyebilirler.

YENİ KUŞAK YETKİLİLER TRUMP’IN “VURUP YIKMA” STRATEJİSİNİ ONAYLAMIYORLAR

Birinci olarak, bunların çoğu “dış politika ülke içinde başladığına”, dolayısıyla ABD’nin Çin’i kontrol altına almak için farklı araçlar kullanmak yerine belli alanlarda Çin’i rekabet dışına atmak için kolektif gücünü kullanması gerektiğine inanıyor. Onlar için ABD’nin önceliği, “Amerika’nın düşüşü” teorisinin yanlış oluğunu kanıtlamak için, ekonomik temelini yeniden kurmak, uluslararası örgütlerdeki yerine yeniden almak ve müttefikler ağını canlandırmaktır. Bunların fikirleri ve idealleri Biden yönetiminin Mart ayında yayınlanan Ulusal Güvenlik Stratejik Kılavuzu’na yansıdı.

İkincisi, yeni kuşak yöneticiler “total bir ABD-Çin rekabetine” inanıyor. Önceki yönetim Çin’i “stratejik bir rakip” olarak tanımlamış ve genç Amerikalıların siyasi düşüncelerini derinden etkilemişti. Ve yeni kuşak yetkililer Çin-ABD rekabetinin gelecekte de devam edeceğine inansalar da, Trump’ın Çin’i kontrol etmek için “vurup yıkma” stratejisini onaylamıyorlar. Aksine bunlar, ABD’nin Çin ile stratejik rekabetinde üstün olmak için karşılaştırmalı avantajlarını kullanmasını öneriyorlar.

Ve üçüncü olarak bu yetkililer bilimsel yenilik ile teknolojik reformlara daha büyük önem veriyor ve yüksek teknolojinin Çin’i rekabet dışına atma konusunda kilit olduğuna inanıyor. Bu nedenle, ileri teknoloji sanayiine yatırım yapılması ve Çin’e karşı teknolojik kuşatmanın yoğunlaştırılmasını istiyorlar ve yönetimin ABD Çin ilişkisinin “gerektiğinde rekabetçi, olabildiği zaman iş birlikçi ve olması gerektiği zaman düşmanca olacağı” diplomatik stratejisini destekliyorlar.

Buna ek olarak, rekabetçiliğin ikili ilişkilere egemen olması gerektiğine inanmıyorlar, aksine Çin-ABD ilişkilerinin Washington’ın çıkarlarını geliştirmesi ve Covid-19 salgını ve iklim değişikliği gibi küresel tehditlerle mücadele için kullanılmak zorunda olduğunu düşünüyorlar.

Başka bir deyişle, yeni kuşak yetkililer ABD’nin Çin’e karşı stratejisini, ABD’nin küresel liderliğini yeniden ele geçirmesi için geliştiriyorlar.