Global Times / Li Haidong

Britanya Başbakanı Boris Johnson, salı günü G7’nin Taliban ile ilgilenmek için bir plan üzerinde anlaştığını söyleyerek, “Sadece tahliyelerle ilgilenmek için ortak bir yaklaşım değil, aynı zamanda Taliban ile ilişkiye girme yoluyla ilgili bir yol haritası.” dedi.  

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa, İran ile ilişkilerinde ikisi arasındaki farklılıklara çok benzer şekilde, Taliban’ın meşruiyeti konusunda farklı görüşlere sahip olacaklar. NATO, ABD ve Avrupa’yı nispeten birbirine yakın tutmasına rağmen, ABD’nin Afganistan’daki bozgunundan büyük zarar gördü.

Tahmin edildiği gibi, G7 ülkeleri içindeki çatlaklar giderek onarılamaz bir hale gelecek. ABD, en büyük ve en değerli varlıklarının, müttefikleri ile özellikle NATO olduğunu belirtiyor. Ancak ABD Başkanı Joe Biden, ABD Afganistan’dan ansızın çekildiği ve arkasında bir karışıklık bıraktığı zaman bile müttefiklerini Afganistan konusunda koordine edemedi.

G7 ülkelerinin, Taliban rejiminin tanınması söz konusu olduğunda kendi hesapları olacak. Onlar eskiden olduğu gibi Washington’ı her konuda sıkıca takip etmeyecekler. Bu aşamada, Washington’ın Taliban’ı tanıma şansı, Taliban halen Batı’nın zihninde 2000 yılında olduğu gibi epeyce aynı örgüt olduğu için çok düşük. Ve Taliban, Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına göre, terörist örgütler listesinden çıkarılmadı. Bu, Taliban’ın diplomasisinde vahim bir zayıflık oluşturuyor. Sonuç olarak, G7 ülkelerinin çok yakın zamanda Taliban’ı tanımaları mümkün değil. 

Batı’nın Taliban’a yönelik tavrı, ABD’nin Taliban tarafından yenilgiye uğratılmasının Washington için kabul edilemez olması gerçeğinden de etkileniyor.  Dahası, ABD hükümeti ile Taliban arasındaki etkileşim, devlet ve rejim arasındaki bir düşmanlık eylemidir. Bu düşmanlık değişmeden devam ediyor ve ABD’nin Taliban’ı tanımasını zorlaştırıyor. Bundan başka, eğer G7 Taliban rejimini tanırsa, ABD’nin uluslararası ilişkilerde güvenilirliği ve uluslararası saygınlığının hızla düştüğünün güçlü bir kanıtı olacaktır. ABD’nin siyasi seçkinleri, ABD’nin desteklediği Afgan hükümetinin bir başarısızlık olarak Taliban’a yenilmesini kabul etmeyecektir. Fakat, Afganistan’da şimdi siyasi gücü ele geçiren Taliban’dır. Böylece, ABD’nin Taliban’ı tanıması ve kabul etmesi onun güvenilirliği ve itimadının özüne iniyor. 

AFGANİSTAN’DAKİ KARIŞIKLIĞIN SİYASİ SORUMLULUĞU ABD İLE BATILI MÜTTEFİKLERİNE AİT

Batı, büyük olasılıkla bir süreliğine Taliban’ı tecrit edecek. Batı her zaman, uluslararası ilişkilerle ilgilenmede çifte standardı benimsemiştir. Batı, suçluluk duygusu olmadan diğer ülkelere ve onların haklarına zarar verir. Aksine onlar, karmaşanın az gelişmiş yerel bir ideolojinin sonucu olduğuna inanırlar. 

İlginç biçimde, Britanya Dışişleri Bakanı Dominic Raab 21 Ağustos’ta, Britanya’nın, Taliban üzerinde “ılımlı bir etki” uygulamak için Rusya ve Çin’in yardımını istemek zorunda kalacağını söyledi. Britanya’nın, Rusya ve Çin’den yardım istemesinin acil sebeplerinden biri, ABD’nin artık yardımcı ya da güvenilir olmamasıdır. Britanya, son 20 yıldır Afganistan meselesinde ABD’yi izledi ve bu yüzden birçok Britanyalı asker savaş alanında öldü. Britanya, ABD ile çalışarak ne kazandı? Sorundan başka hiçbir şey! ABD’nin, bu noktada haysiyetli bir şekilde çekileceğine güvenilemezdi ve Britanya, yardım için diğer ülkeleri düşünmek zorunda kalacak. Britanya, o durumda Çin’i düşünüyor. Aslında, Britanya’nın çağrısı, Çin ve Rusya’yı günah keçisi yapmak için bir tuzak olabilir. Britanya hükümeti halkını tahliye etmedeki başarısızlığını gizlemek için Çin ile Rusya’nın Taliban üzerindeki etkisini kasten abartıyor ve Çin ile Rusya’nın Afganistan’daki bu karışıklığın sonuçlarına ve maliyetine katlanabileceğini umuyor. 

Çin, Afganistan’daki karışıklığın siyasi sorumluluğunun doğrudan ABD ile onun Batılı müttefiklerinin olduğunu açıkça anlatmalıdır. ABD, Çin ve Rusya’nın Afganistan’a yönelik politikası konusunda bazı farklı seçeneklere sahip olabilir, ancak Çin’in kendi bağımsız görüşüyle hareket edeceği tahmin edilebilir. Batılı güçlerin Taliban üzerindeki etkisi, Taliban ülkenin kontrolünü ele geçirdikten sonra azalmaya mahkûmdur. G7’nin Afganistan’daki beceriksizliği, ABD ve Batı’daki siyasi seçkin grupların nasıl soyutlanmış, fikirlerinin nasıl gerçeklikten uzak ve politikalarının nasıl başarısız olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.