CGTN / Hamzah Rifaat Hussain

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, yönetimden bir yetkiliye göre, üst düzey ve eski yetkililerden oluşan bir savunma heyetini Çin’in Taiwan bölgesine bir destek işareti olarak gönderiyor. Bu son hareket sürekli olarak dış politikadaki başarısızlıklarını ortaya koyan ABD’nin kışkırtıcı davranışının büyük bir örneği.

Sanki Biden yönetimi diğer egemen devletlere karşı savunma politikaları belirlerken yaşadığı daha önceki hatalarından ders almamış gibi görünüyor. 2022 Ukrayna krizi içten içe kaynar ve ABD’nin krizi yanlış yönetmesi gözler önündeyken Taiwan bölgesine bir savunma heyeti gönderme kararı, bu tür politikalardan uzak durması yönündeki sayısız uyarılara rağmen Washington’ın Çin’in egemenliğiyle oynamak yönündeki başka bir girişimi. ABD dış politikası bir kez daha kışkırtmayı tercih ederek, deşifre oldu.

İlk olarak Biden yönetiminin Taiwan’a göndereceği savunma heyetinde, 2. Dünya Savaşı gibi savaşları düşmanın gücünün azalmasının zaferi garanti edeceği “yıpratma” savaşları olarak tanımlayan bir zamanların Genelkurmay Başkanı Mike Mullen da var. Mullen’a George W. Bush yönetiminde ulusal güvenlik danışmanı yardımcısı olan Meghan O. Sullivan ve Barack Obama yönetiminde savunma bakan yardımcısı olan ve Obama’ya Libya’ya askeri olarak müdahale etme tavsiyesinde bulunan Michele Flournoy eşlik edecek. 2011’e Libya’ya müdahale edilmesi ülkede yıllardır süren kargaşa, yoksulluk ve terörizmden başka bir sonuç vermedi.

ABD’NİN STRATEJİK BELİRSİZLİĞİ

Bush ve Obama doktrinlerinin savunma stratejileri ile bağlantılı isimleri heyete seçerek, Biden yönetimi Taiwan ile görüşmelerde ayrılığı destekleyen stratejilerin masaya konacağını açıkça ortaya koydu. Bu bizatihi bir kışkırtmadır. Bu savunma heyetinin ziyaretinin zamanlaması da tartışmalı. Taipei, Ukrayna krizine denk gelen heyetin gelişinin ABD ile ilişkilerinin çok sağlam olduğunu gösterdiğini ileri sürdü. Belki de ABD’nin bir dizi diktesi ile Ukrayna krizine diplomatik çözümü nasıl engellediği ya da bölücü ve kutuplaştırıcı bir dış politika tasarlarken komplo teorileri satmakla meşhur olan gözden düşmüş eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun, resmi bir öneme sahip olmasa da Taiwan’ı ziyaret etmesinin planlandığı ile ilgili dönüp tarihe bakmak yararlı olabilir. Pompeo’nun ziyareti, özel bir kişinin Çin toprakları ile ilgili kışkırtıcı konuşmaları ilgili Amerika yönetimlerinin, Trump döneminin göze çarpan bir özelliği olarak, ayrılıkçılığı teşvik eden temeldeki gündemlerini ortaya koyduğu dikkate alınırsa, en basit deyimiyle hoş görülemez. Biden yönetimi Taiwan konusunda aynı şeyi yapmaya karar verdi.

Üst düzey yetkililer savunma heyetinin Taiwan bölgesine kıta çinine karşı “güçlü bir destek” vereceğini açıkça belirtti. “Güçlü destek” uygun biçimde tanımlanmadı ama terim silah satışları, aşırı silahlanma, donanmanın silahlandırılması ya da zorla seferberlik anlamlarına gelebilir. Bu Taiwan’a sağlanan ABD güvenlik şemsiyelerini vurguluyor ve bu Biden yönetiminin daha önce bağlı olduğu “Tek Çin” ilkesine aykırıdır. Ziyaret ayrıca Arleigh Burke sınıfı güdümlü füze destroyeri USS Ralph Johnson’ın Taiwan Boğazlarından geçmesinden birkaç gün sonraya denk geliyor. Bu silahlı gemilerin bölgede sözde özgürlüğü teşvik etme vaadi ile dolaşmasının bölgesel güvenlik ve devlet egemenliğine karşı doğrudan bir tehdit oluşturduğunun işaretidir.

ABD KIŞKIRTICI TUTUMUNDAN VAZGEÇMİYOR

Bununla birlikte, savunma heyetler, sadece anlaşmazlığı, uyuşmazlığı ve direnişi körükleyen tartışmalı askeri stratejiler belirleme geçmişine sahipler. Bütün bunlar Biden yönetiminin Taiwan stratejisini tanımlıyor. Bu tür politikaların Çin’in iç işlerine kabaca müdahale olarak tanımlanmasının tam zamanı. Savunma politikaları Washington’ın bilerek Taiwan bölgesinin Çin ana karasına karşı askeri olarak savunulup savunulmayacağını gizlediği stratejik belirsizliğe dayanmaya devam ediyor ve bu yanlış anlama risklerini artırıyor.

Bir politika olarak stratejik belirsizlik egemen devletlere karşı kötü emeller besleme peşindeki ülkeler tarafından benimsenir ve biden yönetiminin Taiwan’la ilgili eğilimi böyle tanımlanabilir. Çin’in defalarca diyalog, gerginlikleri azaltma ve silahsızlanma önerileri, büyük ilişkileri iyileştirme potansiyeline rağmen duymazlıktan gelindi. Yine de barışın zararına Taiwan gibi egemenlik konularından yararlanmak için girişimler devam ediyor ve bu büyük bir engel işlevi görüyor.

Biden yönetiminin savunma heyetinin, iddia edildiği gibi tavan için sürdürülebilir bir barışa katkıda bulunmayacağı bir gerçek. Bu heyet sadece bölge ve ötesinde ABD dış politikasının bir kez daha gereksiz kışkırtmalarla yolunu şaşırdığını gösterecek.