Haber: Mehmet Kıvanç

Ankara, Körfez ülkeleri ve Mısır’la yeni döneme hazırlanırken Türkiye’nin dış politikası hangi eksende ilerleyecek? Konuya ilkesel yaklaşılması gerektiğini düşünen Prof. Dr. Hasan Ünal’a göre Türk dış politikası “çok kutuplu dünyanın ruhuna uygun davranma” ilkesi üzerine kurulmalı.

Cumhurbaşkanı Danışmanı İbrahim Kalın, “Ankara’nın Kahire ile ilişkileri iyileştirmesi Libya’daki barış çabalarını destekleyebilir.” dedi. Kalın ayrıca “Libya ile uzun bir sınırı olduğunun ve bunun bazen Mısır için güvenlik tehdidi oluşturabileceğinin farkındayız” diyerek Mısır’ın kırmızı çizgilerine Ankara’nın saygı duyduğu mesajını verdi. Kalın ayrıca, “Suudi Arabistan’la da ilişkileri düzeltmenin yollarını arayacağız’ sözleriyle Riyad’la yumuşama sinyali verdi. CRI Türk’e dış politikadaki açılımları değerlendiren Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal, “Bu ülkelerle aramızın açılmasının temel sebebi Suriye politikasıydı.” dedi.

“Bizim bu ülkelerle yaşadığımız sorunun tümü Suriye politikasına yönelik ideolojik yaklaşımımızdı.” ifadesini kullanan Prof. Dr. Ünal, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu yaklaşım bu ülkelerle aramızın bozulmasına sebep oldu. Bu ülkelerle aramızın bozulmasında ısrarcı olmak yanlıştı. Bu ısrarı yıllar içinde sürdürmek yanlışı katladı. Bugün devam ettirmek çok büyük bir tehlike haline geldi. Çünkü artık bu ülkeler, Yunanistan’la askeri anlamda müttefik oldular.”

Gelecek hafta Mısır’a Türkiye’den bir diplomasi heyetinin gitmesi beklenirken Prof. Dr. Hasan Ünal yeni bir platform kurulması önerisini gündeme getirdi ve şunları söyledi:

“Mısır ile bir Kahire platformu oluşturmamız lazım. Bu platforma Rusya da alınmalı. Libya’daki barış ve istikrarı sağlamaya yönelik çabaların merkezine dönüşmeli, bu platform. Böylece Libya’da Türkiye’nin hakları ve çıkarları zedelenmez, Yunanistan’ın Libya’daki istekleri gerçekleşmez.”

ŞAM İLE DİYALOG İÇİN ÜÇ MADDE ÖNERİSİ

Türkiye, Suriye’den büyükelçisi 2012 yılı Mart ayında geri çekmişti. Prof. Dr. Hasan Ünal’a göre, aradan geçen 9 yılın ardından ilişkilerin onarılması için ilkelere dayalı yeni somut bir yol haritası çizilmeli. Bu konuda izlenecek yol haritası Ünal’a göre, şöyle olmalı:

“Bir; Suriye yönetimiyle bir protokol imzalanmalı. Bu protokollere Rusya da garantör ülke olarak imza atabilir. Türkiye’deki Suriyelilerin Türkiye tarafından Suriye’ye bildirilerek bu insanların uluslararası normlara uygun bir şekilde evlerine dönmesi sağlanmalı. Bu geri dönüş süreciyle PKKistan kurulmasının engellenmesi arasında ilişki var. Çünkü bu insanların bir kısmı da PKK / PYD’nin kontrolündeki bölgelerden kaçtılar. Demografi oyunlarına müsaade edilmemeli. Bu sığınmacıların Türkiye’de kalmasına sadece HDP’lilerin ısrarla destek vermesinin kendi içinde bir anlamı var. Bu mesele, orta vadede Türkiye’nin varlığını ulus devlet olarak sürdürebilmesi için çok önemli bir konu bu.

İki; Suriye ile Adana mutabakatını aynen yürürlüğe koyduğumuza dair ikinci bir mutabakat imzalamalıyız. Bunu da Rusya imzalayabilir, bir garantör ülke olarak. Bu bize Suriye ile birlikte PKK / PYD’ye karşı ortak mücadele edeceğimiz anlamına gelir. Hemen kalkıp Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile savaşa girişmeye gerek olmayabilir ama ABD üzerinde psikolojik baskı kurulur. PKK / PYD’nin psikolojisi alt üst olur. Amerikalıların bütün varsayımları yıkılır.

Üç; Suriye ile bu işler konuşulurken, Türkiye Suriye’nin toprak bütünlüğüne aktif bir şekilde destek verdiğini, geçmişin üzerine bir sünger çekerek ilişkilerin normalleşeceğini söylemeli. Ardından Şam’a büyükelçi atanmalı. Bütün bunların karşılığında Suriye’den Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) tanıması istenmeli. Yani Suriye, KKTC’ye büyükelçilik açacak. Aynı şekilde KKTC de Şam’a. Bunlar da konuşulmalı. Çok kutuplu dünyanın ruhuna uygun davranmak lazım.”

BIDEN’IN “SOYKIRIM” AÇIKLAMASINA YANIT

Bloomberg’in üst düzey bir Türk yetkiliye dayandırdığı haberinde, Türkiye’nin ABD’den gelen soykırım açıklamasına yanıt olarak, Suriye’de PYD’ye karşı yeni bir operasyon yapabileceği öne sürüldü. Prof. Dr. Hasan Ünal, bu noktada Şam’la koordinasyon kurmanın önemine vurgu yaptı:

“Eğer Türkiye operasyon yapmayı düşünüyorsa Suriye ile anlaşmalı ve alanda Suriye, Rus ile Türkiye kuvvetleri koordineli bir şekilde hareket ederek bunu yapmalı. Türkiye YPG’nin üzerine giderken onlar da güneyden ilerlemeli ve Amerika’ya, Biden’a şunu göstermeliyiz: ‘Sen soykırım lafını ettin mi, ettin, biz de sana bunu sahada yedireceğiz.’ Bu soykırım lafını ABD’ye yedireceğimiz yerlerden biri, Suriye öbür taraf Irak, Karabağ ve Kıbrıs’tır. Görecekseniz Ermenistan’da seçimlerden sonra altılı iş birliği platformuna gelecek.”

ABD’NİN SURİYE VARSAYIMI

Şam ile temasın kopuk olmasının maliyetli olduğunu belirten Ünal, “Büyük Kürdistan Projesi”nin YPG / PKK merkezli olarak yeniden hızlandırma çabası içindeler.” ifadesini kullanarak, Şam’ı gözeterek adım atılması gerektiğine dikkat çekti:

“Geçenlerde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ‘YPG ile mücadele konusunda rejimle aynı çizgideyiz.’ demesi olumlu bir şey. Amerikalılar çok az sayıda asker bulundurarak PYD’ye yardım ederken şu varsayımla hareket ediyorlar: ‘Nasıl olsa Ankara, Şam’la uzlaşmaz.’ ABD bunu kullanıyor. Bu varsayımı boşa çıkarmak lazım. Sonra PYD’nin üzerine gitmek lazım.”

Çin’in İdlib’deki terör örgütü ‘Türkistan İslam Partisi’ hassasiyetinin altını çizen Prof. Dr. Hasan Ünal, buradaki terör tehdidine karşı da Suriye ve Rusya ile hareket edilmesi gerektiğini belirtti. Suriye’de Türkiye’nin etki ve kontrolü alanındaki bölgelerle ilgili de konuşan Ünal, bu bölgelerde de uluslararası hukuk kuralları gereği Şam ile iş birliği yapılması gerektiğini söyledi.

Biden’ın Suriye’de Esad’ı devirme çizgisinde olduğu şeklindeki fikirleri de “fantezi” olarak niteleyen Ünal, sözlerini şöyle noktaladı:

“Biden yönetiminin böyle bir derdi yok. Biden’ın bir tane derdi var, o da Türkiye’ye zarar vermek. Biden ırkçı düzeyde Türk ve Türkiye karşıtı bir adam. Herkes aklını başına almalı.”