CGTN / Guy Burton

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden ve İsrail Başbakanı Naftali Bennett 27 Ağustos’ta ilk kez Beyaz Saray’da görüştü. Aralarında İran ile Filistin konusunda farklılıklar olmasına rağmen, iki lider ülkelerinin birbirine yakınlığını ve birbirlerine karşı ortak bağlılıklarını vurgulamaya istekliydiler. Bu çabanın bir parçası olarak Biden, İsrail’in bölge orduları üzerindeki üstünlüğünü devam ettirmesine destek verdiğini ilan ederken çok açıktı ve ABD, İsrail’in Demir Kafes hava savunma sistemini yenileyeceğini belirtti.

Bu Bennett için iyi haberdi. 2009’dan bu yana Washington’ı ziyaret eden ilk İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu değil, Bennett oldu. Netanyahu, başbakanlığı döneminde artan biçimde partizanca davrandı; Donald Trump gibi Cumhuriyetçi başkanları Barack Obama gibi demokrat adaylara karşı açıkça tercih etti. Bu yüzden Bennett görüşmeyi bu günlerin geçtiğini ve Netanyahu’nun aksine kendisinin Biden için yapıcı bir ortak olacağını göstermeye istekliydi. Görüşme muhtemelen Biden’dan çok Bennett için daha önemliydi. Bennett, Netanyahu ile ilgili aynı siyasi kesimden geldiği ve Netanyahu’nun genel sekreteri olarak ve dışişleri bakanı olarak görev yaptığı için kendisinin başka biri olduğunu göstermeye ihtiyacı vardı.

Bennett bu çabanın bir parçası olarak, Washington’a İran’ın nükleer bombayı geliştirmesinin nasıl önleneceği konusunda bazı fikirlerle geldi. Bu fikirler gelecek bütçede askeri harcamaların artırılmasının yanı sıra Arap körfez müttefikleri ile ortaklığını güçlendirmek ve İran’ın nükleer tesislerine karşı gizli eylem ihtimalini açık tutmayı içeriyor.

Biden bu seçenekleri değerlendirmiş görünüyor. Biden’ın açıklanan tercihi ABD’nin Ortak Kapsamlı Eylem Planı anlaşmasına -İran’ın kendisine karşı yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer programını dondurmasını içeren uluslararası anlaşma- dönmek olsa da Washington ve Tahran arasındaki dolaylı görüşmeler şimdiye kadar bir sonuca varamadı. Bunu aklında tutan Biden bir noktada kendisini İsrail’in pozisyonuna sürüklenmiş hissedebilir.

İSRAİL’DE HÜKÜMET İÇİNDE GERGİNLİKLER VAR

İki lider ayrıca Filistin konusunda anlaşmazlık içindeydi. Bennett uzun zamandır bir Filistin devletinin kurulmasına karşıyken -ve işgal topraklarında İsrail yerleşim yerlerinin genişlemesini durdurmak istemezken- Biden iki devleti destekliyor. Ancak, görüşmede Filistin sorunu neredeyse hiç gündeme gelmedi; Bennett sorundan hiç bahsetmezken, Biden konuya geçerken temas etti ve iki taraf için de barış, güvenlik ve refahı bulma isteğini teyit etti.

Biden’ın anlaşmazlığa kısaca değinmesi aynı zamanda kapsamlı bir anlaşma peşinde koşmanın pratik zorluklarına karşı ihtiyatlı bir tutumu yansıtıyor olabilir. Gerçek şu ki, şu anda ne İsrailliler ne de Filistinliler bir adım atabilecek durumdalar.

İsrail tarafında, hükümet içinde ve dışında güçlü gerginlikler var. Bennett’in hükümeti, dinci ve milliyetçi sağdan merkez ve Arap muhafazakârlarına kadar uzanan bir siyasi partiler koalisyonu. Dışişleri Bakanı Yair Lapid, sadece koalisyondaki en büyük partinin lideri değil, aynı zamanda şu anda üzerinde çalışılacak bir şeyden çok uzun dönemli bir amaç olarak görse de iki devletli çözümün de destekçisi. Koalisyonun kırılgan doğası dikkate alınırsa, çok tartışmalı konularla ilgili harekete geçme ihtimali çok az.

Hükümet dışında Netanyahu ve sağcı Likud partisi sürekli bir tehdit olmaya devam ediyor. Bennett’in eski başbakanı iktidardan düşürmesine karşı tepkilerinde çok sertlerdi. Bunlar siyasi sağı istikrarsızlaştıran kışkırtıcı bir dil kullandılar.

Bu arada Biden, Filistin tarafında ise çalışmak için güçlü bir ortak bulmakta zorlanacak. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, sadece kendi El Fetih örgütünün ana rakibi İslamcı Hamas’a karşı destek kaybedeceğini değil, aynı zamanda El Fetih içindeki kendi konumunun da risk altında olduğunu görünce, nisan ayında milletvekili seçimlerini iptal etti.

Ardından mayıs ayında Hamas ile İsrail arasında Gazze’de süren savaşa karşı büyük ölçüde ilgisiz kaldı ve İsrail’deki karışık şehirlerde, örneğin Kudüs, Hayfa ile Lod gibi şehirlerdeki İsrailliler ve Filistinli İsrail vatandaşları arasındaki çatışmalarda bir varlık göstermedi. O zamandan bu yana Abbas, El Fetih’in Batı Şeria’da muhaliflere baskı yapmasına izin vererek, Filistin toplumu içindeki yerini daha da azalttı.