CGTN / Hamzah Rifaat Hussain

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın, tehditler savurmakla karakterize edilen Ukrayna diplomasisi, herhangi bir ilerleme olasılığını yok etti. Uluslararası toplum devam eden krize hızlı bir çözüm ararken, Washington’ın taktikleri krizi artırmayı amaçlıyor gibi görünüyor.  

Beyaz Saray, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Rus ekonomisini hedef alan yaptırımlar uyguladı. Yaptırımlar Rus bankaları ve enerji kuruluşlarına yaptırımları içeriyor. ABD yönetimi yetkilileri, yaptırımların ABD’nin müttefikleriyle görüşüldüğünü söylüyorlar. Ancak sorun, Biden yönetiminin, sıkıntılı durumu tehlikeli bir alana iten ve Rusya’yı bir dış politika ayrıcalığı olarak cezalandırma konusunda benimsediği iki aşamalı bir yaklaşımında uzanmaktadır. Uluslararası toplum bu tür hatalı yaklaşımlara katlanamaz. ABD zaten Ukrayna konusunda bir güvenilirlik krizinden mustarip durumda bulunuyor. Müttefiklerinden hiçbiri Biden yönetiminin izlediği taktikleri benimsemiyor.

BİRLEŞİK KRALLIK, ABD İLE UYUM İÇİNDE HAREKET EDİYOR

Almanya Savunma Bakanı Christine Lambrecht, Ukrayna’ya silah tedarikini krizi engellemeyecek, artıracak bir taktik olarak değerlendirdi. Rusya’ya uygulanan son yaptırımlar, ABD’nin Ukrayna krizini ele alma konusundaki yaklaşımının, uyuşmazlığın çözümü ilkeleri yerine jeopolitik güç oyununa dayandığının tamamen açık olduğu yerde Amerika’nın güvenilirliğini daha da azaltıyor. ABD bu konuda yalnız değil. Birleşik Krallık, Rusya ile iş yapan şirketleri hedef alan yasa çıkararak, ABD ile uyum içinde olmaya karar verdi. Britanya Dışişleri Bakanı Liz Truss, ekonomik ve stratejik öneme sahip ticari faaliyette bulunanlar dâhil olmak üzere Rus hükümetiyle iş yapan herhangi bir şirketin hedef alınacağını açıkladı. 

Fakat Washington ve Londra’nın izlediği, diplomatik tehditlerle örtüşen bu ekonomik boğma politikası, Rusya’nın teklifleri konusundaki kalıcı düşüncelere hitap etmeyecek, aksine Moskova’nın Batı’nın, Doğu Avrupa’daki barışı bozan komplolar ve planlar hazırladığı yönündeki anlatısını güçlendirecek. Kremlin ile yakın ilişkilere sahip 114 üst düzey siyasetçi ve 96 oligarşi yöneticisinin yer aldığı liste, daha önce 2018 yılında Hazine Bakanlığı tarafından ABD Kongresi’ne gönderildi. Gerçek şu ki, Biden yönetiminin 2022 yılında Rusya’yı cezalandırmakta ısrarcı olması, güven açığını daha da artıracak kusurlu baskı ya da kuşatma stratejisini vurguluyor. Bu davranışlar diplomatik çabalara büyük bir darbedir. 

Bu tür politikaların yapacağı şey, bu tür önlemleri sürekli olarak ve doğrudan kışkırtma olarak değerlendiren Moskova’yı daha da cesaretlendirecek olmasıdır.  Rusya ekonomisini hedef alarak bu tür politikalar, diğer tarafı görüşme masasına getirmedeki samimi çabalardan ziyade ABD’nin daha geniş jeopolitik tehdit edici planlarına uymaktadır. 

BEYAZ SARAY YAPTIRIMLARI UKRAYNA’DA BARIŞ UMUTLARINI TEHDİT EDİYOR

Gerçek şu ki, çok taraflı ortamlarda diplomatik tecrit girişimleri, Cumhuriyetçi Senatör James Risch ve Senato Kurulu’nun Demokrat Başkanı Bob Menendez’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) oturumundan önce hazırladığı planlarla tamamlanıyor. Bu Washington yönetiminin, diğer egemen devletlere zararlı yaptırımlarla gerilimin artması halinde, işlevsel hale getirilen önleyici önlem olarak planlar hazırlamaya yönelik tarihsel stratejine uymaktadır. Menendez yaptırımları, Rus ekonomisini ezme ve milyonlarca Rus vatandaşının cankurtaranı olmaya devam eden petrol üretimini felç etme girişimi olarak damgaladığı için Rusya’nın bu stratejilere yönelik yanıtı daha da saldırgandır. Bütün dünyada ekonomik özgürlük haklarının savunucusu ABD gibi bir ülke için bu tür politikalar ironik ve güçsüzleştiricidir. 

Şimdi yaptırımlar uygulandığında, Biden yönetiminin uluslararası güvenilirliği, tekrarlanan dış politika falsolarıyla Ukrayna konusunda sorgulanabilir olmaya devam ediyor. Hatta Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Biden ile yaptığı bir görüşmeden sonra, krizle ilgili büyüyen söylemin paniğe ve Ukrayna’nın ekonomisinin istikrarsızlaşmasına yol açtığına dair endişesini dile getirdi. ABD’nin anlaşılması güç ve ani tepkisi, Ukrayna krizine görünürde bir çözüm olmadan bir kez daha büyük bir düşmanlığa katkıda bulundu.