CGTN / Stephen Ndegwa

ABD Başkanı Joe Biden’ın ‘’Uygur Zorla Çalıştırmayı Önleme Yasası’nı’’ 23 Aralık’ta imzalaması jeopolitik düşmanı için mükemmel bir Noel hediyesi olmalı. Elbette yeni yürürlüğe konan bu yasanın kendisi, hatta kuşkuculuğunda bile yeni ve şaşırtıcı bir şey yok.

Bu adım Washington’ın Çin’in içişlerine çirkin bir müdahalede bulunarak, ekonomisini yok etmedeki çaresizliğini teyit ediyor. Covid-19 salgınının Çin’in ekonomik görünümdeki küresel tedarik zincirini yok edememesiyle birlikte Biden, kollarını sıvamaya ve selefi Donald Trump’ın kirli işini bıraktığı yerden almaya karar verdi.

TRUMP’IN DEVAMI NİTELİĞİNDE BİDEN POLİTİKALARI

Yeni yasa görünüşe göre, Çin ‘’zorla çalıştırmayı’’ kullandığı için bütün ABD’li işletmelerin Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde üretilmiş malları satın almasını yasaklıyor. Elbette durumu daha heyecanlı hale getirmek için ABD, Uygur halkına karşı olağan insan hakları ihlalleri ve soykırımından bahsetmeyi de ekledi.

Çin’in ABD’nin yasasına karşı 24 Aralık’ta verdiği yanıt yerindeydi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zhao Lijian, temelsiz iddialara defalarca yanıt vermenin yanı sıra ABD’nin bu konudaki iki yüzlülüğünü de ifade etti. Zhao ABD’yi insan kaçakçılığı yapmak ve son beş yılda ABD’ye yıllık 100 bin kişiyi yasadışı yollardan ülkeye sokarak zorla çalıştırmakla itham etti.

İlginç bir şekilde ABD’li yonga üreticisi Intel, kendi ayağına sıktığını kabul etti ve 23 Aralık’ta yaptığı açıklamada Xinjiang ile ilgili tedariklere yönelik ambargo konusunda tedarikçilere verdiği yanıltıcı yıllık mektup için özür diledi. Bu küresel manşetlere konu olan benzeri görülmemiş olayların beklenmedik yönde gelişmesiydi ve bir ölçüde Washington’ın zehirli tutumunun ülkenin gerçeklik duygusunu kör ettiğini gösterdi. Bir kısır döngü hakkında konuşuyoruz.

AMERİKAN ŞİRKETLERİNİN ÇIKARLARI

Genel olarak, ABD’nin mükemmelleştirdiği bir saklambaç oyunudur. Bu bir elle verdiğini diğer elle almaktır. Intel’in özür dilemesi, Biden bombayı patlatıncaya kadar bir uzlaşmanın eli kulağında olduğu hissi uyandırdı. Biden’ın yasayı imzaladığı sıradaki tutumu bile hissedilebilir: ‘’O kadar da hızlı değil, arkadaş!’’

Yine de ABD’li şirketler hükümetlerinin Çin ile olan çekişmesinde farklı bir senaryo okuyorlar. Dünyanın her yerinde şirketlerin partizan siyasi çıkarlara baskın gelen belirli çıkarları vardır. Çin ve ABD’deki iş insanlarının farklılıktan ziyade birçok ortak yönü olduğu farz edilebilir.

Örneğin 5 Ağustos’ta ABD’de neredeyse üç düzine en etkili ticari grup, içten içe kızışan ticaret savaşının üstesinden gelmek amacıyla Biden’dan Çin’e tedbirli olarak yaklaşmasını istedi. Bu ticari gruplar Hazine Bakanı Janet Yellen ve Ticaret Temsilcisi Katherine Tai’ye yazdığı mektupta, gümrük tarifeleri konusundaki görüşmelerin yeniden başlaması ve 2020 yılındaki Ticaret Anlaşması’nın Birinci Aşaması’nın kapatılması çağrısında bulundu.

Aralarında Big Pharma, mikroçip şirketleri ve tarımsal kuruluşların da bulunduğu farklı çıkar çevrelerinden oluşan işletme grupları, Çin’in anlaşmada pazarlığın kendi tarafına düşeni – önemli göstergeleri ve taahhütleri yerine getirdiğine işaret etti.

Daha önce belirtilen çağrı açıkçası, böyle büyük bir grup iş insanı tarafından özen gösterilmeden yapılmayacaktı. Ayrıca, ABD’nin öncü küresel ekonomik güç merkezi olarak konumunun, Çin merkezli bir değer zinciri etrafında döndüğü ve bu değer zinciri olmaksızın ABD’nin ürünlerinin küresel piyasaların ortalamasının üzerinde fiyatlanacağı ortadadır.

Öğretici bir şekilde Amerikan şirketleri herhangi bir siyasi yorum yapmadı. Bu şirketler bulanık jeopolitik sulardan uzak durarak, görev tanımlarına odaklandılar ve kendi yollarını terk etmediler. Bu iş çevreleri, ülkelerinin bencil politikaları olmasaydı, mevcut karmaşanın şu anki duruma ulaşmayacağını anladılar.

ABD’NİN ÇİN’E İHTİYAÇ DUYDUĞU ALANLAR

ABD’nin eylemlerinin tam aksine Çin’e daha fazla ihtiyacı olduğu bir gerçektir. 6 Nisan 2018 tarihinde benzer bir başlık altında Amerikan aylık ticaret yayını IndustryWeek’de yayımlanan bir makalede, ‘’ABD, geliri kısıtlı Amerikalı tüketicilerin ay sonunu getirmesine olanak yaratan düşük maliyetli malları sağlamak için Çin’e aşırı derecede bağlıdır. ABD ayrıca kendi ihracatını desteklemek için Çin’e bağlıdır, Meksika ve Kanada’nın yanında Çin Amerika’nın üçüncü büyük ve açık ara en hızlı büyüyen önemli bir ihracat pazarıdır.’’ denildi.

Bunda başka ABD bütçe açıklarını kapatmak ve hazine ihalelerini sürdürmek için de bağlıdır. Çin, yaklaşık 1,3 trilyon dolar tutarında doğrudan mülkiyet ve 250 milyar doları yarı hükümet tahvillerinde olmak üzere ABD Hazinesi tahvillerindeki en büyük yabancı yatırımcıdır. Yetersiz iç tasarrufla birlikte ABD’nin, umutsuzca denizaşırı ülkelerden sağlanan tasarrufları bulması gerekiyor.

Görünüşe bakılırsa Amerika zaman kazanmayı planlıyor ve Çin’in arayışlarındaki kararlılığını, iradesini veya gücünü zayıflatacak bir şeyin olacağını umuyor. Ancak dünyanın ikinci büyük ekonomisi olarak Çin, jeopolitik mirasını satma ya da kaybetme stratejisi olan zayıf bir ortak olarak görüşmelere girmeyecek.

Sonuç olarak tüm ABD siyasi kuruluşunun dürüstçe kendi kendini incelemeye ve kendi kusurlarını ve giderek azalan zenginliğini gizlemek için günah keçisi aramak yerine kızgınlığını başka tarafa yönlendirmesi gerekiyor. ABD, güçlü düşmanlar yaratmaktan ziyade sistemik eksikliklerine çözüm yaratmak için iş birliği arayışına girmelidir.