Tüm Uyku Tıbbı ve Araştırmaları Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Vural Fidan, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Fidan, dijital alışkanlıkların uyku düzeni ve kalitesine etkilerini değerlendirdi.

Pandemi nedeniyle tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hem çalışma hayatının hem de eğitim hayatı uzunca bir süre uzaktan devam ettiğini hatırlatan Vural Fidan, “Uzaktan devam eden bu süreçte elbette ki, erişkinler kadar çocuklar da uyku düzenlerini değiştirdiler. Dışarıya çıkma konusunda belli kısıtlamalar olması sebebiyle hepimiz çocuklarımız dâhil olmak üzere dijital mecralara, bilgisayar, tablet ve telefon denilen bu üçlüye daha fazla zaman ayırmaya başladık. Buna bağlı olarak da uyuma süremiz ne yazık ki, biraz daha geç saatlere kaydı. Pandeminin kontrol altına alınmasıyla beraber yüz yüze eğitime yeniden başlayacağız. Bu başlangıç döneminde de çocukların özellikle gelişimsel, zihinsel ve bedenen dönemlerinde çok büyük yer kaplayan uykunun önemini vurgulamak isterim. Bu uykuyu eski normlarına uydurmamız için mutlaka ve mutlaka ebeveynlerden ricamız bilgisayar, tablet ve telefon üçlüsünden olabildiğince azaltarak uzak kalınmasını istiyoruz.” dedi.

KISITLAMALARA KARŞI ALTERNATİFLER YARATMAK LAZIM

Bu süreçte ebeveynlere alternatif önerilerde bulunan Fidan, “Bir şeyleri kısıtlamak elbette ki mümkün ama onun alternatifini yarattığımız zaman çocukların buna uyumu daha fazla oluyor. Bizler çocuklarımızla birlikte özellikle akşamları kutu oyunları oynanmasını tavsiye ediyoruz.  Gündüzleri de fiziksel aktivitelerinin artırılarak bedenen gelişimlerini sağlamlarını mutlaka öneriyoruz. Bunların içinde kişilerin tercilerine bağlı olarak masa tenisinden, futbol, basketbol aktivitelerine yürüyüşten koşuya kadar farklı imkânlar her zaman mümkün oluyor.” diye konuştu.

UYKU HAYATIMIZDA ÖNEMLİ BİR YER TUTUYOR

Prof. Dr. Vural Fidan, konsantrasyon kaybına neden olan uykusuzluk için de şu önerilerde bulundu:

“Çocukluk dönemde önemli olan uyku, günlük yaşamda, erişkin ve çalışma hayatında devam eden kişilerde önemli bir yer tutuyor. Uykusuzluk süreci toplumda yüzde 20 ile 30’luk bir kesimin hayatının bir döneminde mutlaka karşılaştığı ve sıkıntı yaşadığı bir durum. Bunu yaşadığımız zaman kişilerin günlük hayata konsantrasyonu zihinsel ve bedenen verimliliğinde ciddi düşüşler oluyor. Buna mâni olmak gerekiyor. Hem kazalara sebebiyet vermemek için hem de kişinin günlük yaşamsal aktivitelerine normal olarak devam edebilmesi için. Bu konuda ilk tavsiye edeceğim şey; insanların, kafein tüketimlerini öncelikle kısıtlamamız gerekiyor. Bu kişiler çok fazla kafein tüketiyorlarsa mutlaka öğleden sonra tüketmeliler, kafeinli içecekler yerine bitki çaylarını daha fazla öneriyoruz. Ayrıca mutlaka bir uyku düzenimizin olması gerekiyor. ‘Uyku hijyeni’ dediğimiz bir hijyenin sağlanması lazım yani yatak odalarının uykuya uygun olması gerekiyor. Aynı şekilde uyku düzeni ile ilgili olarak erişkinlerde akşam en geç 11’de uyku sürecinin başlamış olması gerekiyor. Çünkü melatonin dediğimiz bir hormonumuz var. Onun salgılanması gece yaklaşık 1 sıralarında oluyor. Bu döneme tekabül eden süreçte kişilerin uyumaması ‘mutluluk hormonu’ denilen melatoninin salgılanmasında aksamalara ve ihtiyacımız olan seviyelere ulaşmamasına yol açıyor.”