China Daily

İrlandalı milliyetçi parti Sinn Fein’in Kuzey İrlanda’da geçen hafta cumartesi günü yapılan, Birleşik Krallık yanlısı birlikçilerin tarihi seçim yenilgisiyle sonuçlanan seçimlerdeki zaferi, Kuzey İrlanda için yeni bir dönemin işareti gibi görünürken, Birleşik Krallık ve onun savunma durumundaki Başbakanı Boris Johnson için daha fazla siyasi belirsizlik ve sorun anlamına geliyor. 

Bir zamanlar birlik yanlısı paramiliter İrlanda Cumhuriyet Ordusu’nun (IRA) siyasi kanadı ve İrlanda’nın yeniden birleşmesinin uzun süredir savunucusu olan Sinn Fein, devredilmiş yasama meclisinde lideri Michelle O’Neill’i başbakan, bilfiil devredilmiş parlamentonun başbakanı olarak aday göstermek için yeterli sandalyeyi kazandı. Sinn Fein’in zaferi İrlanda’nın birleşmesi için hemen bir referandum yapılmasını sağlamamasına rağmen, partinin köklü siyasi hedefine ulaşmasına kesinlikle yeni bir soluk getiriyor. 

JOHNSON HÜKÜMETİ HER YERDE VAR OLMAYA ÇALIŞIYOR

Johnson için Kuzey İrlanda’daki siyasi deprem onun baş ağrısına yenisini ekledi.  Muhafazakâr Parti sadece son yerel seçimlerde büyük kayıp vermekle kalmadı, aynı zamanda Johnson sadece muhalefetten değil hatta kendi partisinin üyelerinden bile istifa etmesi için artan çağrılarla karşı karşıya kaldı. Johnson’a yönelik istifa çağrıları, Haziran 2020’de Downing Street’teki başbakanlık konutunda bir doğum günü partisine katılarak Covid-19 salgınında karantina kurallarını ihlal ettiği için polis tarafından ceza kesilen “Partygate” skandalı ve parlamentoya yalan söylediği için yapılıyordu. 

Covid-19 salgınının ortaya çıkmasından bu yana Birleşik Krallık hükümeti umursamaz ve etkisiz salgınla mücadele performansı nedeniyle eleştiriliyor. Şubat ayında hükümet, Birleşik Krallık’ın ölümcül virüsle birlikte yaşayacağını, bunun Covid-19 vakaları sayısında keskin bir yükselişe yol açacağını açıkladı. Şimdiye kadar Birleşik Krallık’ta Covid-19 salgınında hayatlarını kaybedenlerin toplam sayısı 180 bine yaklaştı. 

Johnson ve hükümeti ülkede artan sorunları ele almaya odaklanmaktan ziyade, dış sorunları abartarak halkın dikkatini başka yöne çevirmeye çalıştı. Johnson hükümeti, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Hint-Pasifik stratejisine katılmaktan, NATO’nun küresel genişlemesini savunmaya ve ABD liderliğindeki Rusya karşıtı yaptırımlarda öncü rolü oynamaya kadar her yerde var olmaya çalışıyor. 

“KÜRESEL BRİTANYA” GÖRÜNTÜSÜ

Birleşik Krallık hükümeti aynı zamanda Hong Kong, Xinjiang ve hatta Taiwan’da Çin’in iç işlerine göz göre göre müdahale ediyor. Bunun yaparak Johnson hükümeti, kendisini yalancılıkla, haysiyetsizce ve utanılacak şekilde davranmakla suçlayan içerideki ithamlardan yalıtmak girişiminde ülkedeki milliyetçi duyguyu desteklemek için “küresel Britanya” görüntüsü yaratmayı umuyor. 

Halkın vatansever duygularını, Britanya’nın halen denizleri yönettiği gibi hatalı izlenimini körüklemek sadece Johnson hükümetinin denizaşırı çılgınlıklarını tırmandırmasını teşvik ediyor. Johnson hükümeti diğerleri için sorun yaratmaya çalışmak yerine, ülke içindeki birçok bariz sorunun üstesinden gelmeye odaklanarak Birleşik Krallık halkına, kendisine ve dünyaya daha iyi hizmet edecektir.