CGTN

Editörün notu: “Salgın ve dünya: Küresel ortak kalkınmayı teşvik ederek ortak geleceği inşa etmek” temalı 2022 Boao Asya Forumu (BFA) Yıllık Konferansı 20 Nisan’da Çin’in güneyindeki Hainan eyaletinin kıyı kasabası Boao’da başladı. Forum salgın sonrası kalkınmayı ve ortak kalkınmayı nasıl destekleyecek? Forum, Asya-Pasifik bölgesi ve ötesindeki ülkeler ve şirketlere ne gibi fırsatlar sağlayacak? Geo Feng Advisory Company kurucusu ve CEO’su Edward Tse, BFA 2022 konusundaki görüşlerini paylaşıyor. 

COVID-19 SALGINI DEVAM EDİYOR

CGTN: BFA’nın yayımladığı bir rapora göre, aşılar ülkeler arasında adil olmayan şekilde dağıtıldı. BFA’nın, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki bağışıklık açığını kapatmak için küresel koordinasyon çağrısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Edward Tse: Bugün karşı karşıya kaldığımız büyük bir sorun gerçekte, farklı ülkelerdeki aşılama seviyesinin eşitsizliğidir. Ve sanırım küresel temelde, özellikle aşılama safhalarını zaten geçmiş ülkelerden, henüz aşılamada gerçekten hızlı olmayan ülkelere yardım etmek için koordineli bir çaba göstermeye ihtiyacımız var. Böylece BFA’nın bu sefer, bu tür koordineli çabayı nasıl oluşturacağımız konusunda konuşmak amacıyla farklı ülkeler için çok iyi bir forum olacağını düşünüyorum, böylece çok fazla ülke, dünyadaki daha fazla gelişmiş ülkelerin geliştirdiği aşılardan yararlanabilir.

Şimdiye kadar farklı ülkeler salgını kontrol altına almak amacıyla farklı yaklaşımlar sergiledi. Bugün dünyanın salgının halen ortasında olduğunu söylüyorum. Hiçbir ülke henüz salgından tam olarak kurtulamadı. Bu yüzden mümkün olan en kısa zamanda salgını kontrol altına almaya ve önlemeye çalışmak bu dünyada hepimiz için çok acil ve önemli bir zorunluluktur.

CGTN: Covid-19 salgını ve ekonomik durgunluk tehdidi karşısında çok taraflılık ve uluslararası iş birliği konusunda ne düşünüyorsunuz? 

Edward Tse: Salgın kesinlikle dünyada her ülkeyi etkiledi. Virüs ulusal sınırları gerçekten tanımıyor. Bir öncelik olarak salgını engelleyebilir ve kontrol altına almak istersek, bu dünyadaki bütün ülkelerin iş birliğini gerektirecektir. Ve bu çok taraflılığı, ülkelerin bir araya gelmesini ve salgınla mücadeleyi ve onu kontrol altına almayı en önemli amaç olarak görmeyi gerektiriyor. Ve daha sonra ülkelerin birlikte çalışmanın bir yolunu bulması gerekiyor. Böylece, benim görüşüme göre, çok taraflılık ve uluslararası iş birliği, salgınla mücadelede temel unsurdur.

Aşı geliştirebilen ve aşıları üretebilen ve buna benzer şeyler yapan ülkeler var. Birçok diğer ülke bunları yapamıyor, bu yüzden aşı üretebilen ve geliştirebilen ülkeler birlikte çalışmanın bir yolunu bulmalılar, böylece bu ülkeler gerçekten onlara ihtiyacı olan ülkelere aşıları tedarik edebilsin ve gerçekten aşıları alma sürecinin tamamında onlara yardımcı olabilsinler. Ve bunu yapmak için dâhil olan ülkelerin veya şirketlerin aşması gereken birçok engel söz konusu.

Örneğin, ilk sırada gümrük tarifeleri geliyor, aşılar bir ülkeden diğer ülkeye gittiği zaman gümrük tarifelerinde ne ölçüde ısrarcı olunmalıdır. İkincisi şu anda, özellikle nispeten yeni buluşlar olduğu için yeni aşı türleriyle ilgilidir, bu yüzden bu aşılar konusunda epeyce yüksek düzeyde fikri mülkiyet hakları belirlenmiştir. Çok kötü ekonomik durumdaki diğer ülkelerin birçoğu için, fikri mülkiyet hakları önemliyse bu tür aşıları topluca üretmek gerçekten mümkün değildir.

Yani belki de ülkelerin fikri mülkiyet haklarıyla nasıl baş edeceklerini öğrenmeye çalışmak için birlikte çalışmasının bir yolu vardır. Ve elbette tedarik zinciri sorunu da var. Ülkeler kendi ülkelerinden diğer ülkelere aşı tedarik etmeye niyetli bile olsa o zaman gerçekten bu aşıları nasıl ulaştıracak ve ayrıca aşıları alıcı bölgeye nasıl hazır hale getirecek. Bütün bunlar farklı ülkeler arasında koordinasyonu gerektiriyor. Dolayısıyla uluslararası iş birliği ve çok taraflılığı söylediğim gibi, bu salgına karşı gerçekten mücadele etmeye çalışmanın ve farklı ülkeler arasında ‘’aşılama ayrımı’’ dediğimiz durumun üstesinden gelmenin anahtarı olarak görüyorum.

DÜNYA ÇOK SAYIDA BELİRSİZLİKLE KARŞI KARŞIYA

CGTN: BFA 2022’nin, Asya-Pasifik bölgesi ve ötesindeki şirketler ve ülkelere ne tür fırsatlar sağlayacağını düşünüyorsunuz?

Edward Tse: BFA’nın bu seferki temasının, salgınla mümkün olan en kısa sürede mücadele etmeye çalışmak için kapsamlı şekilde ülkelerin yanı sıra şirketlerin birbirini okuması ve iş birliğini genişletmesi olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla bu amaçla birlikte çalışabileceğimiz birçok şey var. Sanırım şu anda karşı karşıya olduğumuz en büyük sorunlardan biri son iki yıldır salgının etkilediği genel ekonomik koşullar.

BFA için bu kez farklı ülkelerden temsilciler bir araya gelecek ve belki de oldukça fazla sayıda şirket yöneticisi olacak. Bir araya geldikleri zaman, karşılıklı olarak gördükleri bazı sorunları aşmaya çalışmak için birbirlerine nasıl yardımcı olabileceklerini konuşabilirler; örneğin, tedarik zinciri, salgın sonra ekonominin nasıl görüneceği ve şirketlerin, salgından sonra yeni dünya düzeninde birbirlerine faydalı olmaya çalışmak için birlikte nasıl çalışabileceklerini değerlendirebilirler.  BFA, bu vesileyle bir araya gelecek şirketler ve ülkeler için önemli bir rol oynayacak.

Dünya şimdi kısmen salgın, kısmen jeopolitik koşullar ve belki de olağanüstü bir örnek olarak Avrupa’daki savaş nedeniyle birçok belirsizlik ve kırılganlıkla karşı karşıya bulunuyor.  Birçok ülke, birçok şirket çok belirsiz bir safhada bulunuyor. BFA gibi bir forum, farklı şeylerde farklı fikirler ve bakış açılarına sahip olmalarına rağmen, bir ülkenin delegeleri ve şirketin delegelerinin bir araya gelerek bir konuyu görüşmeleri için büyür fırsat sunuyor. Aynı zamanda bu forum, insanların bir araya gelmesi ve ilgili bütün konularda konuşması ve ayrıca benzer bakış açılarını paylaşabilmesi fırsatı sağlıyor. Bu tür bir fırsat şu ana kadar oluşturulan bazı ön yargıları veya yanlış bilgilendirmeleri ortadan kaldırmak için gerçekten önemlidir. BFA’nın, benzer ortak gelecek vizyonunu oluşturabilmek ve paylaşabilmek için iyi iş çıkaracağını, insanlara yardımcı olacağını ve insanları bir araya getireceğini umuyorum.