CGTN / Mike Cormack

İlk olarak 2019 yılındaki Birleşik Krallık genel seçiminde Boris Johnson, gazetecilerden kaçmak için bir soğuk hava deposuna saklanmıştı. İki hafta önce Johnson, sokağa çıkma yasağında partilere katıldığı gerekçesiyle bir soruşturmanın arkasına gizlenerek, soruşturmayı etki altında bırakmamak için yorum yapamayacağını savunmuştu. Şimdi, “liderlik ve muhakeme yetersizliği” bulguları haberlerinden sonra bile Johnson, Downing Street’teki 10 numaralı başbakanlık ofisinde sokağa çıkma yasakları sırasında düzenlenen partilerle ilgili polis soruşturmasının arkasına sığınarak, eleştirenlerin, polis hareket tarzını belirleyinceye kadar beklemesi gerektiğini söylüyor. 

Bu olağanüstü bir durum. Fakat diğer yandan Johnson da sıradan bir siyasetçi değil. Londra belediye başkanı olarak seçimleri iki kez kazanmış ve Muhafazakâr Parti’yi Margaret Thatcher günlerinden bu yana en büyük genel seçim zaferine taşımış olabilir, ancak onun kişisel ve siyasi zayıflıkları başlangıçtan bu yana ortadadır. Johnson’ın (gazeteci ve bakan olarak) yalan söylemekten zor durumda kalmaktan, liderlik ettiği “Ayrılmaya Oy Ver” kampanyasının farklı abartılı iddialarına kadar (AB’den ayrılmak Ulusal Sağlık Hizmetlerine bir haftada 350 milyon pound kazandıracak) gerçekle sorunlu bir ilişkiye sahip olduğu biliniyordu. 

JOHNSON SIRADAN BİR SİYASETÇİ DEĞİL

Fakat Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği (AB) ile eziyetli Brexit görüşmelerinin ardından, ilk olarak Muhafazakâr Parti ve daha sonra bir bütün olarak Britanya Johnson’ın propagandasına kapıldı. Johnson, her şeyin kolay olacağını iddia etti, bir planı vardı. Sadece ona oy vermelerini söyledi ve o da Brexit’i gerçek yapacaktı. Böylece Birleşik Krallık tam da bunu yaptı, Muhafazakâr Parti 80 sandalyelik bir çoğunluk sağladı, bu 1987 yılından ve Thatcher’in üçüncü zaferinin etkileyici günlerinden bu yana en büyük. Johnson, belki de 40 yıldaki en güçlü başbakan olarak zafer kazandı, sonunda Birleşik Krallık’ı AB’den çıkardı ve belki de on yıllık iktidara hazır görünüyordu.  

Siyasette değişim ne kadar hızlı yön değiştirebilir. Elbette Johson’ın en üst görev için elverişsiz olduğuna dair erken imalar vardı, ama yavaş ancak emin adımlarla tüm siyasi sermayesini boşa harcadı; ilk maliye bakanını kovmak, o gün bugündür boyun eğmez bir Terminatör gibi intikam alma peşinde koşan siyasi danışmanı Dominic Cummings’i görevden almak, başbakanlık ofisinin yenilenmesi konusunda üst üste başını belaya sokmak, milletvekilleri için disiplin tüzüğünü değiştirmeye çalışmak ve başarısız olma, daha sonra ara seçimi kaybetmek. 

Johnson, bütün bunlardan yakayı sıyırmış olabilirdi. Ancak, başbakanlık ofisi ve konutunun olduğu Downing Street 10 numarada, kendisinin uyguladığı Mart 2000’den bu yana sokağa çıkma yasağı kurallarına aykırı olarak sayısız içkili partiler düzenlendiği ortaya çıktığında, ülke gerçekten çok öfkelendi. Britanya halkı sokağa çıkma yasakları sırasında çok miktarda kişisel zorluk ve travma yaşadı; barış zamanında kişisel özgürlüğe yönelik şimdiye kadar görülmüş en büyük kısıtlamalar sırasında insanlar akrabalarını göremedi, cenazelere katılamadı ve hastaneleri ziyaret edemedi. 

JOHNSON HESAP VERECEK Mİ?

Johnson ve yakın arkadaşları ne yapıyordu? Bahçede ve Downing Street 10 numaranın çeşitli yerlerinde partiler düzenliyordu. Bununla birlikte bu etkinliklerin kanıtları kamuoyuna sızdırıldığında, Johnson her zamanki gibi gerçeği gizliyor ve görmezden geliyordu. Johnson, bu tür etkinlikler olmadığını, bu tür herhangi bir etkinliğe katılmadığını söyledi. Bu tür faaliyetler varsa, bütün kurallara uyulduğunu belirten Johnson, kısa süreliğine katılmış olabileceğini, fakat bunun bir çalışma faaliyeti olduğunu düşündüğünü kaydetti. Hiç kimsenin kendisine bu tür etkinliklerin kurallara aykırı olduğunu söylemediğini, bir devlet memurunun konuyu soruşturacağını söyleyen Johnson, soruşturmayı etki altında bırakmamak için daha fazla şey söyleyemeyeceğini ifade etti. 

Yine de soruşturmayla ilgili son bilgiler geldiğinde ve “liderlik ve muhakeme yetersizliği” ile “sadece hükümetin kalbinde çalışanlardan beklenen yüksek standartlara değil, aynı zamanda tüm Britanya halkının beklediği standartlara riayet etmede ciddi başarısızlıklara” dikkat çekildiğinde, Johnson boyun eğmeyi reddetti. Bir ya da iki gün süren mahcup pişmanlıktan sonra Johnson, onu sorgulamaya cüret eden herkese saldırmaya başladı. 

Dolayısıyla, polis soruşturması altında olan ve kendi koyduğu kuralları çiğnediği için para cezasına çarptırılabilecek, tırnaklarıyla görevine yapışan bir başbakanın çirkin gösterisini izliyoruz. Bir grup muhafazakâr milletvekili kuralları küçümsediği için kızgınlığını halkla paylaştı ve Johnson’ın istifasını istedi. Ancak büyük soru, onun gibi bir kişinin nasıl hesap verebileceğidir?