CGTN / Elias Jabbour

Son dakika haberleri bütün dünyadaki siyasi ve diplomatik çevreleri şaşkına çevirdiğinde aralık ayının başıydı: ABD, Beijing 2022 Kış Olimpiyatları ile ilgili olarak sözde ‘’diplomatik boykot’’ ilan etmişti.

ABD hükümeti sözcüsü Jen Psaki’ye göre, ABD, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki ‘’mezalim’’ göz önüne alındığında Olimpiyatlar normal bir şeymiş gibi davranmayacaktı. Beklendiği gibi Britanya ve Kanada da daha sonra benzer bir tutum açıkladı. Aynı tavrı Avustralya da izledi. Bir yalanı binlerce kez tekrar edersen o yalan bir gerçeğe dönüşür mü?

ABD EMPERYALİZMİ TECRİT OLUYOR

O zamandan bu yana AB ülkelerine benzer bir tutumu almaları için baskı yapıldı. Ancak şimdilik sadece Belçika bu yolu izledi ve Latin Amerika’da bu yönde böyle bir işaret yok. Bu eylem ne kadar sembolik olursa olsun, sayısız girişimde ABD emperyalizminin tecrit derecesini fark etmek ilginçtir. 

Bu tutumu farklı şekillerde okumalıyız. Bu ‘’boykot’’, her ne kadar tek başına kalmış ve neredeyse sembolik bile olsa ciddidir. ABD, diğer bir sömürge savaşı sürdürürken, Çin Halk Cumhuriyeti’ni uluslararası toplumdaki meşruiyetini yok etme niyeti güden siyasi amaçları için yalanlarının yayılması konusundaki bahsini ikiye katlıyor. 

Bir yanlış görüşe kapılmayalım. ABD’nin Çin’e karşı komplosu, Beijing’i, emperyalizmin kontrolünün radarından çıkmaya cesaret eden kimselere uyguladığı şiddet, kör itaat ve cezalandırıcı savaşlar temelinde bir düzene boyun eğmesini amaçlayan bir sömürge savaşıdır. Xinjiang’daki ‘’soykırım’’ suçlamalarına gelince, Nazi propaganda makinesinin kullandığına çok benzer şekilde eski bir politikanın uygulandığını görüyoruz. Gerçekte bu suçlamaların yanlış olduğunu göstermek için basit bir araştırma yeterlidir. 

AZINLIKLARIN NÜFUSU DAHA HIZLI ARTIYOR

Örneğin suçlamalardan biri, Çin’in, Xinjiang’da Uygur nüfusunun her binde 15.5 doğumdan her binde 2.5 doğuma düşmesine yol açan kitlesel kısırlaştırma politikasına sahip olduğudur. Ancak mayıs ayında açıklanan yedinci ulusal nüfus sayımı raporuna göre, Han nüfusun büyüme oranı yüzde 4,93 iken, Uygur etnik azınlığın nüfusu 2010 yılına kıyasla yüzde 10,26 oranında arttı. 

Spesifik olarak, Xinjiang’da etnik azınlıkların nüfusu aynı dönemde yüzde 14,27 oranında yükseldi. Ayrıca, 1980’li yılların başında uygulanan doğum kontrol politikalarının Çinli etnik azınlıklara uygulanmadığını hatırlatmak önemlidir. 

Diğer bir yalan ise Uygur Müslümanların, kendi özgün kıyafetlerini kullanmalarının kısıtlanması ve camilerin ihmal edilmesi dâhil olmak üzere dini vecibelerini özgürce yerine getirmesinin önlendiği ‘’kültürel soykırım’’ iddialarıyla ilgilidir. 

XINJIANG 24 BİNDEN FAZLA CAMİYE SAHİP

Ancak, Xinjiang’da ortalama 530 Müslüman için bir cami olmak üzere 24 binden fazla cami vardır. Bu sayı, ABD, Britanya, Almanya ve Fransa’daki mevcut camilerin toplam sayısının iki katından daha fazladır. Diğer taraftan, ‘’demokrasi’’ ve ‘’insan hakları’’ adına ABD’li askerler 2003 yılında Irak’ın başkenti Bağdat’taki Tarih Müzesi’nden eski eserleri yağmalamıştır. 

Bunun için bu ‘’boykotun’’ verilerle değil, yalanlar ve iki yüzlülük dalgasıyla desteklendiği ortadadır. Köle emeği ile ‘’öncelikli ulus’’ ve ‘’aşikâr yazgı’’ ve ‘’Yeni Cennet’’ gibi tezleri destekleyen gerici ideolojilerin birleşiminden doğan ABD toplumunun derin çelişkileri herkes tarafından bilinmektedir. 

İnsan hakları durumu o kadar korkunç bir noktada ki araştırmacı John Zogby’nin 2021 yılında yaptığı bir araştırma, ABD toplumunun yüzde 46’sının gelecekte bir iç savaş olasılığına inandığını, yüzde 43’ünün inanmadığını ve yüzde 11’inin ise kararsız olduğunu ortaya çıkardı. 

Savaş olasılığı, yaşlılarla karşılaştırıldığında (yüzde 31) gençler için (yüzde 53), Doğu’da oturanlara kıyasla (yüzde 39) Güney’de (yüzde 49) ve Orta/Büyük Göller bölgesinde (yüzde 48) oturanlarda daha fazla görünüyordu. 

Bu arada, Covid-19 salgını yüzünden 817 binden fazla insanın ölümüyle ülkede gerçek bir felaket yaşanıyor. Sağcı ideolojiler, siyahlar, Latinler ve diğer azınlıklara karşı bilimsel inkâr, ırkçılık ve nefret suçu yayarak ülke nüfusunun yaklaşık yarısının kafasında karışıklık yaratıyor. 

Sonuç olarak bu ‘’diplomatik boykot’’ girişiminin yeni özelliği, sosyalist deneyimlerin umutsuzluğunun hizmetindeki sözde ilerici kampın içindeki aydınların güçlü şekilde yeniden canlanmasıdır. 

Bu, Soğuk Savaş sırasında çok yaygın bir durumdu ve genellikle, eski Sovyetler Birliği’ni eleştirmeye teşvik edilen Avrupalı Marksist aydınların emperyalizm tarafından bir şeylere dâhil edilmesinden kaynaklanıyordu. Şimdi, Fransız hükümetine Kış Olimpiyatları’nı ‘’boykot’’ etmesi için sıkıştıran bir dilekçeyi imzalayan filozof Slavoj Zizek gibi isimler var. 

Çin’e karşı kültürel savaş, Çin’i eleştirmek için ‘’aydınların’’ seferber edilmesini kapsıyor. Tarih tekerrür ediyor, ancak şimdi komedi olarak.