CGTN / Jonathan Arnott

Birleşik Krallık 31 Ocak 2020 tarihinde Avrupa Birliği’nden (AB) ayrıldı. Bu Birleşik Krallık’ta bir nesildir yapılan en büyük anayasal değişiklikti. Bu kelimeleri yazarken, o tarihin ikinci yıl dönümü yaklaşıyordu, sanki zaman durmuş gibi hissediyordum. Britanya referandumu 2016 yılında yapıldı ve hatta o zaman da tartışma sonsuza kadar devam etmiş gibi geldi. Tartışmanın her iki tarafındakiler için Brexit’in aslında neye benzeyeceğini öğrenmek acı verici bir bekleyiş haline geldi. Salgının müdahalesiyle birlikte bazı şeyler halen belirsizliğini koruyor. 

Birleşik Krallık’ta Brexit konusunda üç görüş bulunuyor. Bir grup Brexit’i destekledi ve bu asla değişmeyecek, daha küçük bir grup Brexit’e o kadar acımasızca karşı çıkıyor ki, yapabilseler AB’ye yeniden katılacaklar. Bu üç düşünce ögesinin en büyüğü ise -kişisel olarak Brexit’i desteklese ya da karşı çıksalar bile- kararın alındığını ve Birleşik Krallık’ın yoluna devam etmesi gerektiğini düşünüyor.

Her şeyden önce AB’den ayrılma oylaması ekonomik bir karar değildi. Bir ülkenin yasalarına 28 ülke tarafından karar verilmemesi gerektiği inanışı etrafında şekillenen, Birleşmiş Milletler (BM) ve diğer uluslararası kuruluşlar aracılığıyla küresel iş birliğinin iyi olabileceği, ancak temelde “Avrupa hükümetinin” Britanya halkına uygun olmayan yasalara sebep olduğu duygusuna dayanan siyasi bir karardı. Birleşik Krallık dışında, Brexit’in sonunda değerlendirileceği standart olan para ve ekonomik refah konusunda daha objektif bir sorundur. 

BİRLEŞİK KRALLIK’TA BREXIT KONUSUNDA ÜÇ GÖRÜŞ ETKİLİ

Bununla ilgili bulgular karışık. Birleşik Krallık’ın AB ile ticareti beklendiği gibi bir dereceye kadar düştü. Bazı önde gelen Brexit savunucuları, durumun böyle olacağını kabul etmediler ve böyle de yapmalıydılar. Bunun yerine, avantajların AB ile ticaretten daha ağır basacağını savunmaları gerekirdi. Örneğin, Brexit sadece Birleşik Krallık’ta ticaret yapan firmaların ağır işleyen AB kurallarına artık uymak zorunda kalmayacak şekilde, Birleşik Krallık’taki işletmeler ve bireyler arasındaki iç ticareti ne derecede destekleyebilir? Brexit sonrası bir Britanya, AB üyesi olmayan ülkelerle ticaretini ne derece artırabilir? Hazine’nin “Ticaret ve Yatırım Temel İstatistikleri Kitabı”, Birleşik Krallık’la ticareti artan ilk 10 ülkenin AB üyesi ülkeler olmadığını gösteriyor. Özellikle Çin, son on yılda Birleşik Krallık için büyüyen ithalat ve ihracat ortağı oldu. 

Birleşik Krallık iç ekonomisinin asıl meselesine bakıldığında, Brexit savunucularının kendine en uygun olanı seçeceği pek çok şey var. Onlar poundun Euro karşısında yaklaşık beş yılın en yüksek seviyesinde ve aynı zamanda dolar karşısında yüzde 5 kadar arttığına dikkat çekebilirler. Aynı zamanda Euro Bölgesi’ndeyken yüzde 7,2 olan işsizlik oranının yüzde 4,2’ye düştüğüne işaret edebilirler. Aynı şekilde rakipleri Birleşik Krallık’ın hızla yükselen borcunun Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYİH) oranına vurgu yapabilirler. Her iki durumda da Brexit’in etkisini salgının etkisinden ayırmak zordur. 

Doğruyu söylemek gerekirse, şimdiye kadar Birleşik Krallık ve dünyadaki çeşitli ülkeler arasında yapılan ticaret anlaşmalarının çoğu, mevcut anlaşmaları kopyalamaktan biraz daha fazlasını yapıyor. Birleşik Krallık ve Yeni Zelanda arasındaki anlaşma memnuniyet yaratıcı ve Japonya ile anlaşma AB’ye nazaran biraz daha kapsamlı olabilir, ancak bunlar Brexit yanlılarının sözünü ettiği “Küresel Britanya”da, Brexit’in “katma değerini” göstermek için yeterli olmaktan uzaktır. İki yıl sonra bir umut ışığı var. 

BİRLEŞİK KRALLIK AB’DEN DAHA HIZLI HAREKET EDEBİLMELİ

AB’nin hantal süreçleri, Avrupa Parlamentosu’nda bulunduğum sırada benim için büyük bir hayal kırıklığı kaynağıydı. Hindistan ile belirli aralıklarla başlayan görüşmeler, daha sonra durma noktasına gelecekti. AB ile Birleşik Arap Emirlikleri (BEA) ve Suudi Arabistan olmak üzere Körfez İş Birliği Konseyi (KİK) arasındaki görüşmeler, herhangi bir sonuca ulaşmaksızın 15 yıldır sürüyor. Ancak Britanya ve Hint yetkililer arasında zaten bu yılın sonuna kadar bir anlaşmanın tamamlanması umudu var ve KİK ile bir anlaşmanın kısa süre sonra bunu izlemesi beklenebilir. Hindistan Büyükelçisi Gaitri Issar Kumar, Hindistan ve Birleşik Krallık’ın, “mümkün olan en kısa sürede geçici bir anlaşmayla Aralık 2022 veya 2023 yılının başında kapsamlı bir serbest ticaret anlaşmasını tamamlamaya doğru çalıştığını” söyledi. 

Birleşik Krallık teorik olarak AB’den daha hızlı hareket edebilmelidir. Birleşik Krallık-Hindistan İş Konseyi Başkanı Richard Heald’ın dediği gibi, “Açıkçası iki taraflı bir anlaşma 27 üyenin dâhil olduğu bir anlaşmadan daha kolaydır ve yapılması gereken bazı işler var, bu çok sağlam temellere dayanıyor.” Küresel olarak Çin, Hindistan, KİK ve Trans-Pasifik Ortaklığı için Kapsamlı ve Aşamalı Anlaşması (CPTPP) ile yeni ilişkiler kuran çevik bir Birleşik Krallık başarı için her türlü fırsata sahip. 

Fakat dedikleri gibi, bir düşüncenin doğru olup olmadığı denemeden anlaşılamaz. Bir kez daha gördüğümüz zaman anlayacağız. İronik olarak gecikmenin çoğu, AB ile ayrılmanın koşulları konusundaki görüşmelerden kaynaklanıyordu. Şimdi bile Kuzey İrlanda’nın sıkıntılı sorunu çözülmüş değil. Bu tür bahaneler sonsuza kadar süremez. Britanya hükümeti bu anlaşmaları aceleyle tamamlamalıdır. Bunu yapabilirse, hızlı büyüyen ekonomilerle uzun vadeli ekonomik ve toplumsal katma değer gösterecek ve Brexit’ten uzun vadeli bir mirası güvenceye alacak. 

Brexit’in, uzun vadeli bir ekonomik başarı olacağını kanıtlayacağı ve kararın sonsuza kadar para ve egemenlik, ekonomi ile siyaset arasında bir değiş tokuş olarak görülmeyeceği konusunda iyimser olmaya devam edeceğim. Şimdilik bir kez daha sabır gerekiyor. Daha fazla gelişme bekliyoruz.