CGTN / Azhar Azam

Aralık ayında imzalanan Çin-Avrupa Birliği (AB) Kapsamlı Yatırım Anlaşması (CAI) ile Avrupalı yatırımcılar dünyanın en büyük ve en hızlı büyüyen pazarı olan Çin’e benzeri görülmemiş bir erişim imkânına sahip oldular. Müzakerelerin sonucunda, AB Beijing’in ilk kez bir ticaret ortağı ile iddialı hükümler içeren bir anlaşmayı kabul ettiğini söyledi.

Ancak, AB parlamentosu 20 Mayıs’ta hayal kırıcı bir hareketle, çığır açıcı ortak yatırım anlaşmasının onaylanmasını, Çin, Avrupa’nın Çinli kişilere getirdiği yaptırımlara karşı mantıklı bir tepki olarak Avrupalı kişilere ve kurumlara koyduğu yaptırımları kaldırana kadar dondurma kararı aldı.

Brüksel, AB Çin’in otomotiv, ham maddeler ve diğer sektörlerine büyük ölçüde yatırım yaptığı için Beijing ile iyileştirilmiş ticari ilişkilerin AB’nin ekonomik büyümesini güçlendireceğine inanırken, Avrupalı uzmanlar Çin’in kural temelli ilişkilere bağlılığını, devam eden salgından inişli çıkışlı korumacılığa kadar değişik karmaşık zorluklarla karşı karşıya olan dünya ekonomisi için olumlu bir gösterge olarak gördü.

Anlaşmanın onaylanmasının ertelenmesi 7 yılda 35 seferde yapılan yorucu müzakerelere büyük bir darbe vurdu ve geniş yatırım imkânlarından yararlanmayı ve birbirlerinin piyasalarında daha iyi korunmayı bekleyen Çin ve Avrupalı şirketleri kötü biçimde etkiledi. Bu gecikme ayrıca AB’nin işsizliğin Mart 2020’ye göre Mart 2021’de 2 milyondan fazla artarak 15,52 milyona çıktığı kendi bölgesinde, istihdam yaratma çabasını zora soktu.

Yine de AB gerginliği azaltmayı ve Çin’le ilişkilerine devam etmek, yatırım anlamasının geciktirildiği algısını reddeder, Beijing’e “iş birliği için müzakere ortağı” olarak davranır ve iklim değişikliği gibi diğer alanlarda iş birliğini güçlendirirken, bazı olumlu yorumlar ve faktörler Çin ile AB’nin ilişkilerinin gerilemeye girmesinin engellenmesi umutlarını artırdı.

ÇİN, AB’NİN EN BÜYÜK TİCARET ORTAĞI

Brüksel’in kilit öncelikleri salgından hızla çıkmak, ekonomiyi yeniden inşa etmek ve etkili bir küresel aktör ile iklim değişikliği konusunda dünya lideri olmaktı. Çin ile AB’nin bütün bu konulardaki çıkarları benzeşirken ve AB jeopolitik bir aktör olmak için çok şey yapması gerektiğini anlarken, Brüksel Beijing ile ticaret ile iş ilişkilerini sağlamlaştırmaya ve tüm iletişim kanallarını açık tutmaya çalışmalıdır.

Ekonomilerinin derinden birbirine bağlı olduğunun çok iyi farkında olan Beijing ve Brüksel 2021’in ilk dört ayında birbirlerinin piyasalarına sırasıyla yüzde 12,4 ve yüzde 70,8 yatırım yapmanın yanı sıra ikili ticaretlerini yüzde 42 artırdı. Bu iki tarafın iş birliğini artırmanın ve ilişkilerini güçlendirmenin önemini anladıklarını açıkça gösteriyor.

Avrupa’nın birinci hedefi “stratejik özerkliğini” gerçekleştirmek, asıl olarak ABD olmak üzere dış güçlere dayanmayı ve bağımlılığını azaltmaktır. Şimdi Avrupa’nın savunma ve güvenliğinden ekonomik ve teknolojik bağımsızlığına, işlemciler, hayati ilaçların ve diğer hayati ürünlerin üretimine kadar genişleyen bu politika anlayışının, bölgenin daralan ekonomisinin rekabet gücünü artırmak ve küresel olarak önemsizleşmeden kurtulmak için, teknolojik gelişme ve dijitalleşmede bir öncü haline gelen Çin’e ihtiyacı var.

Avrupa’nın “yeni ortak proje” amacını tehdit eden İngiltere’nin AB’den ayrılmasının, ABD’nin “Önce Amerika” politikası ya da Covid-19 testinin aksine, Çin’in ekonomik yükselişi ve güçlü endüstriyel talebi Birlik için bir fırsat sunuyor. Çinli akademisyenler, düşünce kuruluşları ve liderliği AB’nin arzularını desteklediklerini açıkladılar ve iklim değişikliği, küresel yönetişim ve çok taraflılık dâhil bütün alanlarda iş birliğini genişletme isteklerini göstermeye devam ediyorlar.

Geçen yıl, virüs 450 milyonluk bölgede yüzbinlerce kişiyi öldürür ve milyonlarca başka kişi üzerinde ekonomik etkilere neden olurken, Avrupa’nın ekonomisi, tarihindeki en kötü performansla yüzde 6,3 daraldı. Brüksel hızla aşılamayı sürdürür ve Avrupa halklarını aşılarken, CAI konusundaki ilerlemeyi durdurarak ekonomik toparlanmaya zarar vermek akıllıca olmaz.

AB’nin en büyük ticaret ortağı Çin ve Beijing’in ikinci büyük ticari ortağı da Brüksel. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Nisan 2021 tarihli Dünya Ekonomik Görünüm raporuna göre, Çin ve AB-19 ülkeleri birlikte, 2020’deki küresel ekonominin yüzde 30’undan fazlasını oluşturuyordu. Brüksel için Beijing ile ekonomik ve ticari ilişkileri güçlendirerek beklenen finansal iyileşme için bir ivme sağlamak ve yatırım anlaşması şeklindeki siyasi koalisyonu gerçekleştirme fırsatını tamamıyla kullanmak önemlidir.

Avrupa parlamentosunun endişelerine rağmen, Avrupa Komisyonu anlaşmanın Birlik için doğru ve uygun olduğunu düşünüyor. Avrupa’nın iki büyük ekonomik gücü olan Fransa ve Almanya’nın, yakında yapılacak seçimlerden sonra hükümetler değişse bile, Beijing ile ekonomik çıkar ilişkilerine verdikleri desteği geri çekmeleri büyük ölçüde ihtimal dışı.

AB’nin eski dış politika şefi Federica Mogherini, Avrupa’nın saygılı bir diyalog ve iş birliğinin çatışmadan daha iyi olduğunu anladığını söyledi. Mogherini “Avrupa Birliği’nin genetik olarak çok taraflılığı desteklemeye programlanmış olduğunu” belirtti. Bu Çin’in küresel zorlukları Birleşmiş Milletler (BM) gibi çok taraflı kurumlarda yapılacak danışmalarla karşılamak için şiddetle önerdiği ve desteklediği bir davranıştır.

Hem Çin hem de AB, birçok şekilde birbirine bağlı ve birçok ortak çıkarı olan büyük ekonomik güç ve stratejik ortaklar. Hiçbiri diğerini iç politikalarını değiştirmeye zorlayacak güçlere sahip değil ve bunu yapmamalı. CAI, sadece bu iki değerli piyasanın ekonomileri ve halkına yararlı bir şey ve dolayısıyla, Avrupa’nın salgın öncesi ekonomik büyüme düzeyine çıkması ve “stratejik özerkliğini” gerçekleştirmesi için ilerlemenin sağlanması zorunlu.