Global Times / Xin Ping

Kameralar Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, Avustralya Başbakanı Scott Morrison ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson’a döndüğünde, henüz tamamlanmış G20 Zirvesi ve devam eden COP26 zirvesi dramatikti. Küresel meselelerle ilgili birkaç somut sonuç dışında, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile olan karışık ilişkileri, modern siyasi TV dramaları için mükemmel bir komplo oluşturdu.

Daha önce Avustralya, Fransız dizel-elektrikli denizaltıları satın almak için milyarlarca dolarlık bir sözleşmeyi aniden iptal etti ve bunun yerine ABD nükleer enerjili denizaltılarını kullanmaya karar verdi. Karar; Avustralya, İngiltere ve ABD arasındaki Hint-Pasifik anlaşmasının bir parçasıydı. Kaybedilen anlaşma nedeniyle ABD ve Avustralya’daki büyükelçilerini geri çağıran Fransa’yı AUKUS olarak bilinen bu yeni anlaşma çileden çıkardı.

“EBEDİ MÜTTEFİKLERİMİZ VE DAİMİ DÜŞMANLARIMIZ YOK”

Dört lider arasındaki sıkıntı ve kinler, salgının patlak vermesinden bu yana ilk büyük yüz yüze toplantılarında patladı ve dünyanın geleceği ile ilgili çok daha önemli konuları gölgede bıraktı. Morrison’ın denizaltı sözleşmesinin iptali konusunda kendisine yalan söylediğini düşünüp düşünmediği sorulduğunda Macron, alışılmadık derecede açık sözlü bir şekilde yanıt vererek “Sanmıyorum, biliyorum.” dedi. Avustralyalı kaynaklar Morrison’ın Macron ile özel mesajlarından birini sızdırdığında işler daha dramatik hale geldi. Macron, cevap olarak “Ortak denizaltı amaçlarımız için iyi mi yoksa kötü haber mi bekleyeyim?” diye sordu. Macron’un anlaşma hakkında önceden bilgilendirildiğini kanıtlayamayan Morrison, dramayı abartarak kendini daha da utandırdı.

“Ebedi müttefiklerimiz ve daimi düşmanlarımız yok. Çıkarlarımız ebedi ve daimi olandır.” Uluslararası ilişkilerin bu “altın kuralı”, eski İngiliz başbakanı Viscount Palmerston tarafından ortaya atıldı, ancak çoğu kişi tarafından unutuluyor. ABD’yi “sevgili bir dost” olarak tutan Morrison, Biden ve Macron sevgilerini medyanın önünde açıkça gösterdiğinde şaşkına dönmüş olabilir.

Biden, Macron’la arasını düzeltmek için meselenin daha iyi ele alınabileceğini kabul ederek mütevazı bir jest yaptı. Biden, G20 Zirvesi için İtalya’ya geldikten saatler sonra, “Yaptığımız şey beceriksizceydi. Çok fazla zarafetle yapılmadı.” dedi. Daha yaşlı ve daha bilge bir politikacı olan Biden, suçun bir kısmını ustaca Avustralya’ya kaydırarak “Fransa’nın anlaşmanın gerçekleşmeyeceği konusunda çok önceden bilgilendirildiği izlenimine kapılmıştım.” ifadesinin kullandı.

Bu yakınlaşmanın ardından iki ülke, ABD’nin Fransa’ya NATO’nun tamamlayıcısı olarak “daha güçlü ve daha yetenekli bir Avrupa savunması” geliştirmesi için verdiği desteği doğrulayan ortak bir bildiri yayınladı. Macron daha sonra gazetecilere verdiği demeçte, “Güven aşk gibidir, beyanlar iyidir, ancak kanıt daha iyidir.” dedi.

“FRANSA-İNGİLTERE ARASINDA GERİLİM DEVAM EDİYOR”

ABD sadakatinin bu sefer ne kadar sağlam olacağını sadece zaman gösterecek. Bu arada, Fransa-İngiltere ilişkilerinde gerilim devam ediyor. AUKUS üzerindeki çatışmanın yanı sıra G20 zirvesi sırasında Manş Denizi’nde balık avı konusunda artan bir tartışmayı çözmek için Macron ve Johnson özel olarak bir araya geldi, ancak ikisi toplantının sonucunun tamamen farklı versiyonlarını sunduklarından daha sonra birbirlerinden uzaklaştı. Macron, COP26 Zirvesi’nden diğer dünya liderlerinden bir gün önce ayrıldı. İnşasının yıllar sürmesi beklenen denizaltılarla karşılaştırıldığında Fransa-İngiltere arasındaki balıkçı mevzusu, zaten bozulan ilişkilerinde daha büyük bir diken olabilirmiş gibi görünüyor.

Dört ülke denizaltı meselesine kafayı takmış olsa da bu göz alıcı siyasi dramada kazanan yok gibi görünüyor. Avustralya, tüm oyunda siyasi bir piyon olduğu rolünün farkına varabilir. Geçici olarak kontrolü elinde tutan Fransa, anlaşmasını yine de kaybetti. ABD, jeopolitik açgözlülüğünün ve Amerikan merkezciliğinin açığa çıktığını fark ederek uzun zamanlardır olan müttefikine neredeyse başarısız oldu. Arada kalan İngiltere, Fransa ile daha fazla bilmeceyle karşı karşıya kalacak gibi duruyor. Spot ışığı azaldıkça, tek bir şeyin doğru olduğu anlaşılıyor: Büyük güç siyaseti, dışarıdakiler için dramadan ve dâhil olanlar için travmadan başka bir şeye sebep olmuyor.