China Daily / Asit K. Biswas & Cecilia Tortajada

Tarafsız Çinli gözlemcilere göre, Çin’in karbon emisyonları 2030 yılından önce zirveye ulaşacak ve 2060 yılından önce karbon nötr olmayı başarması şaşırtıcı olmayacak. “Made in China 2025” politikalarının mantıksal uzamı, yüksek kaliteli kalkınma modeli ve yeni altyapı planıdır, bunların hepsi düşük karbon ve ileri teknolojiler yoluyla kalkınmayı başarmaya odaklanmıştır.

Çin’in 2060 yılından önce karbon nötr olma hedefine ulaşması aynı zamanda, 2049 yılında müreffeh, güçlü, demokratik, kültürel olarak gelişmiş ve uyumlu bir modern sosyalist ülke inşa etme amacıyla uyumludur. Geçen yıl eylül ayında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun 75. yıllık toplantısında bu iddialı hedefleri açıklayan Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, ayrıca Çin’in çok taraflılık taahhüdünü teyit etti.  

Beijing, bireysel ve bağımsız ulusal taahhütleri şart koşan Paris Anlaşması kurallarına bağlı kaldı. Ve Beijing gelişmekte olan ülkeler şöyle dursun, gelişmiş ülkelerden herhangi bir karşılık beklemedi ve bunun yerine tek taraflı olarak karbon nötrlüğü taahhüdünde bulundu. Xi’nin taahhütlerinin hızlı etkileri oldu. Xi’nin BM’deki açıklamasından kısa süre sonra Japonya ve Güney Kore, 2050 yılına kadar karbon nötr olma sözü verdi. Ancak Japonya ile Güney Kore’nin 2050 yılına kadar ve Çin’in 2060 yılından önce bu hedefe ulaşması zor olacak. 

Xi’nin açıklamasından önce bile Çin, karbon nötr olmaya doğru bir yol çizmişti. Takip eden gerçekleri göz önüne alın. Çin’in en büyük petrol rafinerisi şirketi Sinopec, Aralık 2020’de Çin’in petrol talebinin 2025 yılında zirveye ulaşacağını tahmin etti. Çin’in enerji karışımında kömürün payı 2012 yılında yüzde 68 iken 2019 yılında yüzde 58’e geriledi. Ve ABD Başkanı Joe Biden’ın ev sahipliğinde düzenlenen sanal İklim Liderler Zirvesi’nde konuşan Xi, Çin’in, kömürle çalışan enerji projelerini sıkı kontrol altına alacağını ve 14. Beş Yıllık Plan (2021-2025) döneminde kömür tüketimindeki artışı sınırlandıracağını ve 15. Beş Yıllık Plan (2026-2030) döneminde azaltacağını vurguladı. 

ÇİN ELEKTRİKLİ ARAÇLARDA DÜNYA LİDERİ

Ulusal Enerji İdaresi, bölgesel elektrik şebekelerinden fosil yakıt dışı enerji satın alımını 2020’den yüzde 28’den 2030 yılında yüzde 40’a çıkarmasını isterken, hükümet, ülkenin karbon emisyonlarının birim başına Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nı (GSYİH) 2030 yılına kadar 2005 yılı seviyesine göre, yüzde 65’ten fazla düşürmeyi, birincil enerji tüketimindeki fosil dışı yakıtların payını yüzde 25’e çıkarmayı ve toplam kurulu rüzgâr ile güneş enerjisi gücü kapasitesini 1,2 milyar kilovatın üzerine yükseltmeyi planlıyor. 

Çin aynı zamanda elektrikli araçlarda dünya lideridir. 2020 yılında Çin’de, elektrikli araç satışları 1,3 milyon adetle küresel toplamın yüzde 41’ini oluşturdu. Buna karşın, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) elektrikli araç satışları küresel toplam satışların sadece yüzde 2,4’ü kadardı.

Çin, elektrikli iki ve üç tekerlekli araçlar ile otobüslerde de dünyaya liderlik ediyor. 2019 yılında 500 bin elektrikli otobüsün çoğu Çin’deydi. Ve son on yılda Çin güneş panelleri, rüzgâr tribünleri ve elektrikli araçlarda önde gelen imalatçı haline geldi, bu da açık bir ifadeyle dünyadaki güneş modüllerinin yüzde 70’ten fazlası, lityum pillerin yüzde 69’u ve rüzgâr tribünlerinin yüzde 45’i demek oluyor. Çin ayrıca baraj inşaatında küresel bir liderdir. 

Bunun yanı sıra Çin araştırma ve geliştirme alanında önemli başarılar kaydetti. Amerikan Sanat ve Bilim Akademisi’nin tahminlerine göre, Çin’in Ar-Ge harcamaları 2020 yılında ABD’yi geçmiş durumda. Gerçekte, son 20 yılda Çin’in Ar-Ge harcaması GSYİH’nin yüzdesi olarak üç kattan fazla arttı ve esasında Çin’in çabaları sayesinde güneş ve rüzgâr enerjisi maliyetleri dünya çapında hızla geriledi. Çin teknolojisini bütün sektörlerde daha enerji etkin hale getirdiği ve yenilenebilir enerji maliyetlerini azalttığı için, ekonomik kalkınmasını engellemeksizin 2060 yılından önce karbon nötr olmada iyi bir konumda bulunuyor. 

Yine de Çin’in karbon nötr hedefine ulaşmak için kalkınma modelini yeniden yapılandırması gerekiyor. Bazı Çinli bakanlıkların ilk tahminlerine göre, bunun maliyeti 14,5 ila 15 trilyon doları bulabilir. Karşılaştırıldığında, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’yı modernleştirmeyi amaçlayan Marshall Planı bugünün değeriyle 135 milyar dolardı.

Ekonomiden kömürün aşamalı olarak azaltılması muhtemelen Çin’in kömür üreticisi eyaletlerini etkileyecek. Ancak 2018 yılına kadar yenilenebilir enerji, fosil yakıt çıkartma sektöründen daha fazla 4,1 milyon iş sağladı. Düşük karbonlu enerji yatırımları şimdi, sadece 1,1 kat fazla olduğu 2008 yılıyla karşılaştırıldığında fosil yakıtlardan dokuz kat daha fazla. Ve enerji üretimine yapılan yeni yatırımların yaklaşık yüzde 90’ı fosil dışı yakıt sektörüne ayrılıyor. 

ÇİN KARBON NÖTR HEDEFİNE ULAŞMAK İÇİN KALKINMA MODELİNİ YAPILANDIRMALI

Çin, 2020 yılında günde 10 milyon varilden fazla petrol ithal ediyordu. Bu yüzden yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş, Çin’in enerji güvenliğini artırırken büyük miktarda döviz tasarrufu yapmasını sağlayacak. Jeopolitik olayların petrol ithalatını aniden kesintiye uğratabildiği bir dünyada, yenilenebilir enerji kaynaklarına istikrarlı bir geçiş ekonomik ve siyasi açıdan mantıklıdır. 

Özellikle Çin, büyük yapısal değişiklikler getirmek istiyorsa ulaştırma sektöründe petrol kullanımını azaltmak zorunda kalacaktır. Şu anda taşımacılığın yaklaşık yüzde 20’si tren, yüzde 50’si ise kara yoluyla yapılmaktadır. Bu yüzden Çin kentsel toplu taşıma ağlarını daha fazla geliştirmek ve yük treni sayısını artırmak istiyorsa yatırımlarını önemli oranda yükseltmek zorunda kalacaktır. Fosil yakıtlardan temiz enerjiye geçiş ayrıca önemli sağlık ve sosyal faydalar da sağlayacaktır. Örneğin, güçlü politika önlemlerinin uygulanması 2015 ve 2019 yılları arasında atmosferdeki PM2,5’i azaltmış, bu da 90 bin daha az erken ölümle sonuçlanmıştır.

Ve son çalışmalar, agresif iklim değişikliğiyle mücadele stratejisinden kaynaklı faydaların, GSYİH’yi yüzde 2-3 oranında artıracağını, fosil yakıtlara talebi yüzde 80 düşüreceğini ve 2050 yılına kadar karbon emisyonlarını yüzde 75-80 oranında azaltacağını işaret ediyor. Bu tür gelişmeler Çin’in küresel rekabet edebilirliğini iyileştirecek, ekonomisini daha fazla esnek hale getirecek ve ülkenin yumuşak gücünü destekleyecektir. Bu hedeflere ulaşılırsa Çin, dünya için önde gelen karbon uzlaştırma teknolojisi sağlayıcısı haline gelecektir.