Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Los Angeles şehrinde yaşayan gazeteci Ediz Tiyanşan, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Manşet” programına konuk oldu ve ABD gündemindeki gelişmeleri değerlendirdi.

ABD ile Çin arasındaki görüşmenin yankılarının devam ettiğini belirten Ediz Tiyanşan, Joe Biden ile Xi Jinping arasındaki görüşme sonrası yapılan analizleri aktardı.

ABD’NİN TAIWAN HAMLELERİ UYARILDI

Biden’ın ABD başkanı seçilmesinden sonra iki liderin ilk kez bir araya geldiğini hatırlatan Tiyanşan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Pek çok konu ele alındı. ABD, Çin’e pek çok konuda baskı yapıyor. Özellikle Taiwan konusunda eleştiriler yöneltiyor, Çin de ABD’yi iç işlerine karışmakla suçluyor. Ticaret ve ekonomi politikalarına geldiğimizde de Trump’a göre, önemli ilerleme kaydedilmiş olsa da tam olarak ticaret ve ekonomi politikaları konusunda iki ülke henüz tam olarak aynı bakış açısına sahip değil.

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, ABD’nin Taiwan’a yönelik desteğinin ateşle oynamak anlamına geldiğini ve ABD’nin Asya kıtasını farklı ittifaklara bölmeye çalıştığını, bunun da ilerleyen dönemlerde dünya adına felaket anlamına gelebileceğini ifade etti. Çin tarafı görüşmenin gerçekleşmesini bir başarı olarak değerlendirdi. Uzun bir süredir iki lider arasındaki bu görüşmenin yapılması bekleniyordu. Ne kadar gecikirse Çin ile ABD arasında gerginlik devam mı ediyor, diye spekülasyonlara yol açıyordu. İki taraf da görüşmenin gerçekleşmesine olumlu bakıyor.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDE “ABD, ÇİN’DEN DAHA FAZLA SORUMLU” GÖRÜŞÜ

Ticaret konusunda dünyanın en büyük iki ekonomisinden bahsediyoruz ve azımsanamayacak ikili ticaretleri var. Eski başkan döneminde anlaşmazlıklar ticari savaş gibi algılanmıştı ancak şu an gelinen noktada iki tarafın da biraz daha ılımlı bir dil takındığını söylemek mümkün. Uzmanlar bunun bile ilerleme olduğunu öngörüyor. Ama bu zirve çok çığır açıcı bir sonuca sebep olmadı. İkili ilişkiler arasında çok kayda değer bir ilişki olduğu söylenemez.

Özellikle iklim değişikliği konusunda iki tarafın aynı fikirde olduğunu söylemek mümkün. İki taraf da iklim değişikliği ile mücadelede adımlar atılması gerektiğini düşünüyorlar. Ama iki ülkenin bu konuda nasıl bir arada çalışacağını düşünmek mümkün değil. Çok daha iddialı kararların alınması bekleniyordu bu gerçekleşmedi. Çin, Dünya Bankası veya Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdinde hâlâ kalkınmakta olan ülke konumunda görünüyor. Kalkınmış ülkelere bakarsak bunlar halihazırda sanayi döneminde yıllar boyunca kalkınma sürecini gerçekleştirmiş ve o süreçte atmosfere çok ciddi anlamda karbondioksit gazını salmış durumda. Xi Jinping, bu konuda ABD’nin ve Çin’in konumunu eş değer görmüyor. Karbon salınımında çok daha önceden rol oynamış ülkelerin bu konuda daha fazla elini taşın altına koyması gerektiğini düşünüyor. Dolayısıyla iki ülke bu konuda nasıl çalışacak bilmiyoruz. Ama ABD ve Çin’in kendi için aldığı temiz enerji kararları var.

SOĞUK SAVAŞ İDDİASI

Tarafların merak ettiği ve üzerinde anlaşamadığı bir diğer konu da Çin ve ABD yönetimleri arasında Soğuk Savaş mı var, sorusu. Çin açısından bakacak olursak, Biden yönetiminin aldığı kararlar iki ülke arasında Soğuk Savaş olduğu iddiasını gündeme getiriyor. ABD’nin İngiltere ile beraber Avustralya’ya nükleer kapasiteye sahip denizaltı teknolojisini vermesi söz konusuydu. Buradaki tek amaç aslında Çin’e karşı bölgedeki bir müttefiki güçlendirmek amacını taşıyordu. Çin bu hamleyi ortalığı kızıştırmak olarak nitelendiriyordu. Ancak ABD tarafı bunun ikili ilişkilerde Soğuk Savaş iklimini yansıtmadığını iddia ediyor. Bundan sonra bu ilişkiler nasıl ilerleyecek bilmiyoruz ama dünyanın en büyük iki ülkesi arasında bir iş birliğinin sağlanması giderek istikrarsızlaşan dünya ekonomisi için oldukça önemli. Taraflar da bunun farkında gibi görünüyor.”