Amerikan Washington Post gazetesinde yer alan makalede, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın Afrika ziyaretinde Çin’den bahsetmekten kaçınmasının farklı bir strateji olduğu ifade edildi.

Blinken Kenya, Nijerya ve Senegal ziyareti sırasında “ABD döndü” propagandası yaparak, bir yandan Washington’ın Afrika’nın diğer ülkelerle ortaklık ilişkilerini kısıtlamayacağını iddia etti, diğer yandan da bazı ülkeler tarafından sağlanan altyapı anlaşmalarının Afrika’nın borçlarının kontrolden çıkmasına yol açtığına işaret etti.

Ancak Blinken, Nairobi’de Çin sermayesiyle yapılan otoyolda giderken, Nijerya’daki Abuja Havalimanı’ndan çıktığında Çin Ticaret Odası binasını gördüğünde, Senegal’de düzenlenecek Çin-Afrika İş Birliği Forumu Bakanlar Toplantısı’nın coşkusuna tanık olduğunda, Çin ile Afrika arasındaki dostluk ve iş birliği ilişkilerinin ne kadar sıkı olduğunu anlamış olmalı. Blinken, bunları gördükten sonra, elinde önceden hazırlanmış konuşmasıyla kendini suçlu hissetmiş olabilir mi?

Gerçekler buna en güzel cevabı veriyor. Nijerya Dışişleri Bakanı, Blinken’ın borç iddiasına karşılık şunları söyledi:

“Çinlilerle iş birliğinde büyük fırsatlar gördük. Çinliler mega proje ve altyapı tesisleri inşasında zengin deneyimlere sahipler.” diye konuştu.

Diğer Afrika ülkeleri de ABD’nin Çin-Afrika ilişkilerini bozma girişimlerine tepki gösterdi. Güney Afrikalı The Citizen gazetesinde yer alan haberde, “Dünyanın birinci ekonomisi olan ABD’nin Afrika liderlerine talimat verme hakkı yok. Afrika’nın kiminle dostluk ilişkileri kuracağını seçme hakkı var.” diye aktarıldı.

Uzun süredir Afrika’ya ABD’nin diplomatik politikalarında öncelik verilmedi. ABD’nin Afrika’ya sağladığı yardımlar ya kısmen yerine ulaştı ya da siyasi koşulların oluşturduğu engeller nedeniyle hiç ulaştırılamadı. Aslında Washington, Afrika ülkelerinin kalkınmasıyla ilgilenmiyor, Afrikalıların yaşam seviyesinin yükseltilmesini de hedeflemiyor. ABD’nin gerçek amacı, Afrika’yı jeopolitik araç olarak kullanmak. Geçen 20’den fazla senede Afrika, ABD için bir “unutulmuş kıta” konumundaydı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın “Amerika Afrika’ya döndü” propagandası yapması da bu bağlamda son derece gülünç. ABD, Afrika’ya hiç gelmemişken nasıl geri dönebiliyor?

Öte yandan Çin, Afrika ülkeleriyle dostane ilişkilerini her zaman sürdürdü. Zimbabve’de yapılan aşıların yüzde 95’i Çin’den tedarik edildi. Çin son 12 yıldır Afrika’nin en büyük ticaret ortağı konumunda. Çin-Afrika İş birliği Forumu’nun kurulmasından bu yana Çin-Afrika ticaret hacmi 20 kat büyürken, Çin’den Afrika’ya yapılan doğrudan yatırımlar da yüz kat arttı. Çinli işletmelerin Afrika’da inşa ettiği demir yolu hatlarının uzunluğu 10 bin kilometreyi buldu, kara yollarının uzunluğu ise 100 bin kilometreyi geçti. Çinli işletmeler, Afrikalı vatandaşlara 4 milyon 500 binden fazla istihdam sağladı. Tüm bunlar, karşılıksız hayata geçirildi.

Afrika için kim gerçek dost sorusuna yanıtı zaman verdi. Tanınmış Afrikalı araştırma kuruluşu Afrobarometer tarafından yayımlanan raporda, Afrika’da en büyük etkiye sahip ülkenin Çin olduğu ifade edildi. Ankete katılanların yüzde 63’ü, Çin’in Afrika’daki siyasi ve ekonomik etkisini olumlu olarak değerlendirdi.

Uganda Devlet Başkanı Yoweri Kaguta Museveni, “Çin’e ihtiyacımız var.” diye konuştu. Bu mesaj aslında tüm Afrikalıların ortak arzusu.