CGTN / Azhar Azam

Ülke ekonomisi ilerletmek için ulusal çıkarlarını korumak ve bütün devletlerle iyi ilişkilerini sürdürmek, egemen bir devlet olarak Almanya’nın meşru hakkıdır. Berlin’in, Ukrayna gibi uluslararası ilişkilerde ya da krizlerde nesnel ve tarafsız yaklaşımı ne sorgulanmalı ne de haksız bir şekilde itibarının azalmasıyla ilişkilendirilmelidir. 

Çin ile diplomatik ilişkilerini azaltması ve Çin’e karşı daha sert bir tutum izlemesi için artan baskılara rağmen, eski Almanya Başbakanı Angela Merkel ısrarla Çin’in iç işlerine müdahaleyi reddetti ve yakınlaşma fikrine bağlı kalarak yakın ve samimi ekonomik ilişkiler inşa edilmesini savundu. 16 yıllık görevi sırasında, “Mutti” (Anne) olarak adlandırılan eğitimli bilim insanı Merkel 12 kez Beijing’i ziyaret etti ve Çin ile ticari ve teknolojik bağları ilerletmeye ilgi gösterdi.

2022 yılı Çin-Alman diplomatik ilişkilerinin 50. yıl dönümü. 1972 yılında diplomatik ilişkilerin kurulmasından bu yana çok yönlü Beijing-Almanya bağları ticaret, yatırım ile çevre, kültür ve bilimsel sektörler alanlarında iş birliği mekanizmalarında düzenli diyalog mekanizmaları yoluyla artırıldı.  

Beijing, 2020 yılında Berlin’in en büyük ticaret ortağı ve muhtemelen 2021 yılında da altıncı kez üst üste bu konumunu koruyacak. Almanya’daki Çin nüfusu son 10 yılda ikiye katladığından, derinleşen ekonomik çekimler insanlar arası alışverişte ve kapsamlı siyasi ilişkiler üzerinde bir kartopu etkisi yaratıyor ve yeni Almanya Başbakanı Olaf Scholz, diplomaside sert bir tutum izlemekten kaçınan “Demir Leydi” Merkel’in mirasını koruma amacına bağlıdır. 

SCHOLZ ÇİN İLE YAKIN İLETİŞİMİ VE İŞ BİRLİĞİNİ SÜRDÜRMEYE ÖNEM VERİYOR

Scholz, iklim değişikliği ve salgın gibi küresel sorunlar ile Afganistan krizi ve İran nükleer konusu gibi bölgesel sorunların üstesinden gelmek için Çin ile yakın iletişimi ve iş birliğini sürdürmeye büyük önem veriyor. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ve Almanya Başbakanı Scholz arasında Aralık 2021’de yapılan telefon görüşmesinin kısa ve özlü bir Almanca okuması, iki büyük ekonominin uluslararası krizler konusunda az çok benzer görüşlere sahip olduğunu ve ticaret ve yatırım ilişkilerini desteklemeye hevesli olduğunu belirtti. Almanya’nın önde gelen iş dünyası liderlerinin bu yapıcı ittifakı canlandırması bekleniyor. Volkswagen Group Yönetim Kurulu Başkanı Herbert Diess, küresel Yeni Enerji Aracı (NEV) piyasasında “gündemde kalmak için Çin’in hızını ve yerel teknoloji platformlarını” kullanmak amacıyla Çin’de “daha fazla iş birliği ve var olmayı” amaçladı. İş birliği ve ekonomik ilişkilerin gelişmesi Diess’in şirketinin hızlı büyüyen Çin yeni enerji otomobil piyasasındaki payını daha fazla artırmasına olanak sağlayacaktır. Siemens CEO’su ve Başkanı Ronald Busch da, son 20 yılda bir milyar insanı yoksulluktan kurtardıktan ve gerçek bir orta sınıf kurduktan sonra “kendinden emin her türlü hakka sahip” bir ülke ile “barışçıl alışverişi” istedi. 

Scholz, Alman parlamentosu Bundestag’da ilk resmi açıklamasında çok taraflılık çağrısında bulundu. Daha sonra Cumhurbaşkanı Xi ile görüşmesinde Scholz, her yönden Çin-Alman stratejik ortaklığını ilerletme sözü verdi ve çok taraflı bir dünyayı sürdürmek için Çin ile birlikte çalışma niyetini dile getirdi. Gergin Washington yönetimi, Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hattı ve askeri harcamalar konusunda haksız baskılarını artırırken, Berlin’e hemen “katı ve acımasız ABD tek taraflılığına” dönüşü konusunda tehdit sinyalleri göndermesi gerçekten içler acısı bir durumdur. Bu bağlamda, Çin ve Almanya’nın, yakın ilişkilerini bozmayı ve dağıtmayı amaçlayan Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) istikrarsızlaştırıcı faaliyetleri konusunda dikkatli olması gerekmektedir. AB ile birlikte iki büyük ekonominin, daha büyük ekonomik, sağlık ve güvenlik sorunlarına karşı koymada önemli olan farklılıklarını azaltmaya ve iş birliğine bağlı kalmaya ihtiyacı vardır. 

ULUSLARARASI TİCARETTE İSTİKRAR FAKTÖRÜ

İki ülkeden herhangi birinin, “nüfuz kullanmak” veya diğerlerinin iç işlerine karışmak için karşılıklı güven ve saygı yolundan ayrılması, kurala dayalı uluslararası düzen ve küresel ekonomi için felaket olabilir. ABD Başkanı Joe Biden, Almanya’nın, Washington yönetiminin kötü niyetli dış politikası arkasında saf tutmasını isteyebilir, ancak Almanya zaten sözünü verdiği pragmatik ve ekonomi odaklı yaklaşımı benimseyecektir. Üst düzey etkileşimler, Merkel’in Haziran 2011’de ilk Çin-Almanya hükümetler arası istişareleri yapmak için Çin başbakanını Berlin’de samimi şekilde karşılaması ve uluslararası krizleri çözme, Dünya Ticaret Örgütü’nde (DTÖ) reform yapma ve Birleşmiş Milletler (BM) 2030 Gündemi temelinde iklim değişikliğiyle mücadeleyi, silahların kontrolünü ve sürdürülebilir kalkınmayı izleme konularında iş birliğini güçlendirmeyle başlayan uzun süredir devam eden ortaklığı destekleme fırsatı sunuyor. 

Salgın nedeniyle sanal olarak Nisan 2021’de Çin Başbakanı Li Keqiang ile yapılan altıncı hükümetlerarası görüşmelerde Merkel, Çin ve Almanya’nın birlikte çalışarak salgını kontrol altına almada önemli bir rol oynayabileceğini teyit etmişti. Çin-AB yatırım anlaşmasının önemini vurgulayan Merkel, anlaşmayı, ekonomik ilişkileri, karşılıklı pazar erişimini ve karşılıklılığı desteklemenin bir köşe taşı olarak sundu. Altı niyet bildirisi ve bir eylem planı, ortak ekonomi projelerini, çevre ve iklim politikasını, bilim, araştırma, sağlık, gıda güvenliği, ulaştırma, iş gücü ve sosyal ilişkilerde iş birliğini kapsıyordu. Çok sayıda güvence ve Merkel’in açıklığa desteği ve tecrit ile korumacılığı reddetmesi Çin-Alman ilişkilerini yeni bir seviyeye taşıdı. 

Scholz da ilişkiye büyük önem veriyor ve “Tek Çin” ilkesine bağlıdır. Berlin’in, kabine yetkililerinin ikili görüşmelerini erken bir tarihte yapma niyeti olmadığı iddialarının aksine Scholz, ekonomik ve ticari iş birliğini artırmanın yanı sıra selefinin geçen yıl, personel hareketine olanak sağlamak ve küresel sanayi ile tedarik zincirini istikrara kavuşturmak için önerdiği “hızlı yolun” tam olarak kullanılmasında hükümetlerarası istişarelerin bir sonraki turunun yapılması konusunda heveslidir. 

Çin-Almanya ilişkileri, ekonomik büyümeye, küresel sorunların aşılmasına ve uluslararası krizlerin barışçıl çözümüne katkıda bulunmaya odaklanarak doğru yönde ilerlemektedir. İçeride birçok sorunla karşı karşıya bulunan ABD, bu ilişkiye zarar vermek amacıyla çabalarını artırabilir. Bunu göz önünde bulundurarak, Çin ile Almanya hiç kimsenin kalıcı ortaklıklarını bozmamasını sağlamalı ve dünyanın ikinci ve dördüncü büyük ekonomileri çıkarlarını korumaya devam etmeli ve uluslararası ticarete istikrar getirmelidir.