Global Times / Li Qingqing

Çin uluslararası düzeyde yükselirken, bazı Batılı ülkeler Çin’in artan oranda saldırgan olduğunu hissediyor. Çin’in kendi çıkarları için mücadele etme ve gerçekleri objektif olarak ifade etmesi “savaşçı kurt diplomasisi” ya da “küstahlık” olarak görülecek. Onlara göre, Çin öfkesini, saldırıları ve iftiraları yutmalı ya da en azından Batı ile eşit olmamalı. Batılı seçkinler halen kaprisli davranabilecekleri zamanlarda olduklarına inanıyorlar.

Örneğin, The Economist dergisi 3 Nisan tarihli çevrim içi sayısında “Çin’in Batı’nın dönüşü olmayan bir gerileme içinde olduğuna bahse giriyor” başlıklı bir makale yayınladı. Makalede Çin’in Alaska görüşmeleri sırasındaki sert tutumu ve bazı İngiliz, Kanadalı ve Avrupa Birliği (AB) vatandaşlarına koyduğu son yaptırımları sıralanıyor ve Çin’in “kibirli ve paranoyak” olduğu ve “uzun bir mücadeleye” hazırlandığı sonucuna varılıyor.

Zaman değişti ama Batılı seçkinlerin düşünme biçimi değişmedi. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile diğer Batılı ülkelerin Çin’i anlama ve ona karşı tutumlarında toptan bir değişikliğe ihtiyaç var. Batılı klişelerde, Çin kapıları 19. yüzyılda Batı’ya zorla açıldığından bu yana uluslararası toplumda pasif bir konumdaydı. Batılı seçkinler, Çin’in şimdi haklı olarak onların kibrini ve saçmalığını reddettiğini kabul edemiyor. Çin’e amirane parmak sallayabilecekmiş gibi yapmayı bırakmaları gerekiyor. O günler çoktan geride kaldı.

1 Nisan, Çin hava kuvvetleri pilotu Wang Wei’nin, uçağının Güney Çin Denizi’nde bir ABD askeri keşif uçağı ile çarpışması sonucu ölümünün 20. yıl dönümüydü. ABD, Wang’ın ölümüne neden oldu. Ama asla özür dilemedi ve hatta Wang’ın jetine çarpan Amerikalı pilot takdir edildi. Bugün Batı, Çin’in Batılı seçkinlerin 20 yıl önceki gibi kışkırtmalarına katlanacağını mı bekliyor?

Çin ahlakı olan bir ülke ve Çinli diplomatlar diplomatik ahlaka uyarlar. Ama Çin kışkırtıldığı ve merkezi çıkarları tehdit edildiği zaman, asla boyun eğmez. Batılı ülkeler Çin’in Xinjiang’daki yönetimini karalamak için sahte haberler kullandığında ve Çin’in istikrarını bozmaya çalıştıklarında ve hatta yaptırımlar koyduklarında, Çin karşı önlemlerle tepki vermesi kesinlikle haklıdır. Egemen ülkeler böyle yaparlar.

“BATILI SEÇKİNLER”İN DÜŞÜNME BİÇİMİ DEĞİŞMEDİ

Çin bir zamanlar “Sekiz Ulus İttifakı” -İngiltere, ABD, Almanya, Fransa, Rusya, Japonya, İtalya ve Avusturya-Macaristan askerleri- tarafından işgal edilmişti ve şimdi öyle görünüyor ki, Yediler Grubu üyeleri halen ortaklaşa Çin’in Xinjiang, Hong Kong ve diğer iç işleriyle ilgili politikalarını eleştirmeye çalışarak o dönemde yaşıyorlar. Fakat bugünün Çin’ini değiştirmek için sözüm ona güç diplomasisini artık kullanamazlar. Çin’e eşit ve saygıdeğer bir şekilde davranmak zorundalar.

Eğer Batılı ülkeler gerçekleri inatla çarpıtır, kuralları gereksiz yere zayıflatır ve Çin’i kaba bir şekilde eleştirirlerse, o zaman Çin’in karşı saldırıları tamamen haklıdır. Bu dünyada doğru ya da yanlışı Batılı seçkinler belirlemiyor. Onların düşünce biçimlerini değiştirmek çok zor olsa da, giderek Çin’in açıklamaları ve eylemlerinden zor yoldan öğrenecekler.

Çin giderek uluslararası sahnenin merkezine gelirken, aynı zamanda dünyayı daha kendine güvenli, eşit ve sabırlı bir düşünce tarzı içinde görüyor. Ancak, Batı giderek artan oranda paranoyaklaşıyor. Batılı ülkeler –büyük ya da küçük- kendi meşru çıkarlarını ifade etmenin sadece kendilerinin ayrıcalığı değil bütün ülkelerin hakkı olduğunu anlamak zorunda. ABD ve diğer Batılı ülkelerin gücü azalıyor mu? Bütün ülkeler kendi değerlendirmelerini yapacak. Ama güç dengesi ne olursa olsun, Çin’in ulusal onurunu ve merkezi çıkarlarını koruma kararlılığı asla değişmeyecek.