CGTN / Pola Grijalva

Çin’in Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın (GSYİH) yüzde 8,1 oranında büyüdüğü haberleri Latin Amerika’da birçok uzmanın dikkatini çekti. Bölgenin en büyük ekonomisi Meksika gibi bir ülkenin 2020 yılında GSYİH’si yüzde 8,1 düşerken ve 2021 yılında yüzde 5 oranında büyürken, Çin bu rakamlara nasıl ulaşabilir?

Çin’i dünyadaki birçok diğer ülkeden ayıran şey beklenmedik koşullara tepki verme, uyum kapasitesi ve hatta hedeflerine ilişkin açık bir vizyon ve bu hedeflere ulaşmaya odaklanan ulusal koordineli çabalar sayesinde belirsizliğin içinden geçmesidir. Karmaşık, ancak çalkantılı uluslararası ortamda Çin, 2022 yılı için salgın sonrası toparlanmada ve ekonomik kalkınmada önemli bir rol oynayacak mı? Çin, 2020 yılından bu yana dünyanın ikinci en büyük ekonomisi olma konumunu pekiştirdi. Son 42 yılda Çin, 1989 ve 2021 yılları arasında, 30 yıldan fazla süredir devam eden büyümeyle ortalama yüzde 9,2 oranında büyüyerek küresel ekonomide giderek artan bir rol oynadı. 

Uluslararası Para Fonu’na (IMF) göre, Çin 2025 yılında küresel GSYİH büyümesinin yüzde 27,7’sini oluşturacak, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) katkısı ise sadece yüzde 10 oranında olacak. Bu, toplam ekonomik büyümenin neredeyse üçte birinin Çin’e yönelik beklentilerden kaynaklandığı anlamına geliyor ve Çin’in niçin 2028 yılına kadar dünyanın en büyük ekonomisi haline geleceğini gösteriyor. 

ÇİN’İN YATIRIMLARI KATLANARAK BÜYÜYOR

Yukarıda bahsedilen tüm göstergelerin yanı sıra belki de en ilgili konu şu ki, Çin sermayenin asıl ihracatçılarından biri olacak. Çin’in gezegenin her bölgesindeki yatırımları katlanarak büyüyor. Çin’in değer zincirindeki konumu yükseldiği için daha fazla Çinli şirket yabancı teknoloji markaları ve piyasa ağlarını satın almayı ya da onlarla ortak olmayı seçecek. Bu, Çin’in küresel olarak dışarı giden yatırım akışlarında giderek daha belirleyici rol oynayacağını gösteriyor. 

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’na (UNCTAD) göre, Çin zaten 2020 yılında dünyada önde gelen yatırımcı ülke olarak kaydedildi. Çin ABD’nin borcunun en büyük alıcısıdır ve büyük miktarda Avrupa’nın borcunu aldı. Bunu akılda tutarak, Çin’in finansal, ticari ve teknolojik senaryolarda benzeri görülmemiş etkiye sahip olduğunu ve olacağını söyleyebiliriz. Ülkenin araştırma ve geliştirmeye ilişkin devam eden kamu ve özel yatırımları, teknoloji odaklı ekonomiye dayanan sağlam bir zemin yaratıyor ve bu gelişmelerin kullanımının kitleselleşmesi yirmi yıldan daha kısa sürede ABD’ninkini gölgede bırakabilir. 

ÇİN 5G TEKNOLOJİSİNİN YAYILMASINDA ÖNCÜ

Örneğin, Çin bugün itibarıyla 5G teknolojisinin yayılmasında başı çekiyor. Büyük verinin yönetimi ve uygulanmasında yapay zekâdaki bu dikkate değer ilerlemeler iç piyasanın desteklenmesine yol açmaktadır. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü’ne göre Çin, Bilgi Teknoloji (BT) ve Telekom odaklı olarak 2019 yılından bu yana patent tescilinde liderdir. Belki de gelişmekte olan ülkelerin bu büyümenin itici gücüyle oluşturabileceği bağlantının ayrıntılı değerlendirmesini yapmasının zamanı gelmiştir. Özellikle Meksika gibi, ABD ile kapsamlı iş birliği ve çok katmanlı toplum inşasına sahip ülkelerle dış ticaretimizin çeşitlendirilmesi konusuyla gerçekten ilgileniyoruz. Şu anda Çin, Meksika’nın ikinci büyük ticari ortağıdır ve toplam ihracatımızın yüzde 85’inden fazlası her gün ortak sınırımızı geçiyor. 

Yeni yollar bulacağımıza inanıyoruz. Özellikle çok cazip Çin ekosistemine ulaşmak için teknoloji transferini desteklemek ve teknoloji tabanlı girişimleri geliştirmek için çalışıyoruz. Aslında Hong Kong Ticaret Kalkınma Konseyi, Meksika’daki Çin Ticaret Odası, OTT ağı, Meksika Ulusal Üniversitesi ve Monterrey Teknoloji ile iş birliği yapıyoruz. Böylece şirketlerin Çin sermaye piyasalarını anlamaları ve onlara ulaşmalarına ve hatta küresel piyasalara girmede yakın iş birliği ve değiş tokuş yapmak amacıyla Çin’deki potansiyel yatırımcılar, geliştiriciler ve endüstriyel ortaklarla bağlantı kurmak için gerçek yenilik merkezlerini kullanmalarına yardımcı olmak adına giriş yoluna katkıda bulunuyoruz.