China Daily

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Hazine Bakanı ve eski ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Janet Yellen, geçen hafta Dünya Ekonomik Forumu’ndaki konuşmasında ABD Başkanı Joe Biden’ın ekonomi politikasını, “modern arz yanlı ekonomi” olarak tanımladı. 

ABD’de geleneksel arz yanlı ekonomi politikaları “Reagan dönemi ABD ekonomisi” olarak daha iyi anlaşılır. Yellen her ikisini de ekonominin potansiyel çıktısını artırma arayışı olarak görüyor. Ancak, özel sermaye yatırımını desteklemek için geleneksel arz yanlısı serbestleşme yaklaşımı ve vergi kesintileri bugünün ihtiyaçlarını karşılayamayabilir.  

Modern arz yanlısı ekonomi politikaları iş gücü arzına, insan sermayesine, kamu altyapısına, araştırma ve geliştirmeye ve sürdürülebilir çevreye yatırıma öncelik verir. Bu odak alanlarının tümü ekonomik büyümeyi ve özellikle eşitsizlik olmak üzere uzun vadeli yapısal sorunları çözmeyi amaçlamaktadır. Açıkçası iki ifade benzer isimler taşımasına rağmen, farklı odaklara sahiptir. Geleneksel “arz yanlıları” aslında, daha az hükümet müdahalesi ve harcaması isteyen “Keynezci reformcular”dır. Biden’ın modern arz yanlısı ekonomisi hükümetin altyapı inşasını desteklemeye, insan sermayesinin geliştirilmesine ve eşitsizlik sorununa çözüm önerilerine çok daha fazla önem vermektedir. 

EKONOMİK REFORMLAR 1980 SONRASI BAŞLADI

Gelenekselden modern arz yanlı ekonomiye dönüşüm ayrıca ABD’nin, Çin ile rekabet ve servet uçurumunun sebep olduğu sosyal çatışma ve siyasi kutuplaşma gibi iki önemli sorunla karşı karşıya bulunmasının farkında olmasından kaynaklanmaktadır. Aslında Demokratlar ve Cumhuriyetçiler benzer pozisyonlara ve güçlüklerle mücadele etmeye sahiplerdir. Bu, üretim ve teknolojiye yatırım yapan ABD hükümetinin ana politika ekseni olmuştur. 

ABD hükümetinin yaptığının bir nebze Çin’in reformuna benzer olduğu görülebilir. Çin, arz tarafının niteliğini ve verimliliğinin iyileştirilmesi ile orta refahın desteklenmesi ve orta gelir grubunun hacminin büyütülmesini vurgulayan arz yanlısı yapısal reformu yıllar önce başlattı. Çin’in şimdi piyasa ekonomisi sistemini iyileştirmesi, kaynakların tahsisi, adil rekabet ve düzgün iç dolaşım için bir piyasa mekanizması oluşturması gerekiyor. Bu ayrıca Çin ekonomisinin halen kurumsal reformlarla piyasaya süreceği temettü verimliliğine sahip olduğunu gösteriyor. 

Karşılaştırma, her iki ülkenin de ekonomik reformlarını 1980’li yıllarda başlattığı ve küreselleşmede önemli oyuncular olduğu için benzer uzun ekonomik döngü içinde oldukları anlamına geliyor. Bu iki ülkenin kendi işlerini içerde iyi yapıp yapamayacakları, iki ülke arasındaki rekabeti doğrudan etkileyecektir. Bu yüzden Çin yüksek kaliteli kalkınmanın gereksinimlerine uygun düşen reformlara bağlı kalmalı ve işlerini iyi yapmak için çaba göstermelidir. Çin, ABD’nin düzeltme ve reform konusundaki kapasitesini, özellikle bu güçlüklerin nasıl aşılacağı konusunda iki taraflı bir uzlaşma olması halinde hafife almamalıdır.