Haber: CRI Türk Dış Haberler Servisi

Çin ve Rusya arasındaki stratejik danışma toplantısı sona erdi. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) hegemonyasının gerileyişi ve iki ülkenin artan iş birliği uluslararası düzende büyük değişimleri beraberinde getirebilir.

Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya arasındaki stratejik düzeydeki danışma toplantısı salı günü Moskova’da düzenlendi. Çin Komünist Partisi (ÇKP) Politbüro Üyesi ve Merkez Komite Dışişleri Ofisi Direktörü Yang Jiechi ile Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolai Patrushev’in hazır bulunduğu toplantıda Orta Doğu, Doğu Avrupa, Asya-Pasifik gibi bölgelerdeki son durum ele alındı. Zirvede taraflar ayrıca İyi Komşuluk ve Dostça İş Birliği Anlaşması’nın 20. yılı vesilesiyle ikili iş birliğini derinleştirme kararını yineledi.

Çin ve Rusya geçen hafta dört nükleer reaktörün inşası için temel atma töreni düzenlemiş, etkinlikte konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin stratejik olarak tanımladığı ikili ilişkilerin tarihin en üst düzey seviyesinde olduğunu ilan etmişti. Benzer şekilde hafta başında açıklama yapan Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zhao Lijian da yeni dönemde Çin-Rusya kapsamlı stratejik iş birliği ortaklığını “altın sağlamlığında” sözleri ile betimlemişti. Çin basınında yer alan bilgilere göre Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bu yıl içinde yüz yüze buluşması da bekleniyor.

ABD GÜCÜ AŞINIRKEN YENİ BİR DÜZEN ŞEKİLLENİYOR

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Çin ve Rusya karşıtı politikalarının gölgesi altında bu yıl 16.’sı düzenlenen toplantı uluslararası kamuoyu tarafından da dikkatle takip edildi. Çin’in Global Times gazetesi konuyla ilgili haberinde Beijing ve Moskova yönetimlerinin tesis ettikleri iş birliği ile üçüncü bir tarafı hedef almadığını ancak Washington’dan gelen baskıyı da etraflıca ele aldıklarını aktardı. ABD’nin yaşadığı güç erozyonun hatırladığı haberde şu ifadelere yer verildi:

“Yang Jiechi’nin, mart ayındaki 2+2 görüşmelerinde ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’a Çin ile üstten konuşmayacağını söylemesinin ardından benzer bir ifadeyi Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov da ülke medyasına verdiği röportajda tekrarladı. Çin ile Rusya’nın Washington’a yönelik söylemleri ABD hegemonyasına artık müsamaha gösterilmeyeceğinin ve ABD’nin birçok bölgede istikrarı koruyamayacağının işaretidir. ABD’nin Afganistan’dan aceleyle çekilmesi ülkede şiddetli saldırıların artmasıyla sonuçlanıyor. İsrail-Filistin çatışması ağır kayıplara neden oldu ve ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Kurulu’ndaki tavrı uluslararası arabuluculuğu engelledi.”

İŞ BİRLİĞİNDEN BAŞKA SEÇENEK YOK

Beijing ve Moskova arasındaki iş birliğine dair makale kaleme alan Doğu Çin Normal Üniversitesi Rus Araştırmaları Merkezi’nden Cui Heng ise ABD’nin gerileyen hegemonyasına rağmen baskı siyasetinden vazgeçmeyeceğine işaret şu değerlendirmelerde bulundu:

“Rusya, transatlantik ittifak durumunda çok fazla dış destek alamayacağı ve Çin’in en güçlü stratejik iş birliği ortağı olduğu konusunda doğru bir şekilde bilgilendirildi. Rusya, 2014 yılında Batılı ülkeler tarafından toplu yaptırımlara maruz bırakılırken, Çin, ABD’nin kapsamlı baskısına direnmesi için her zaman onu desteklemektedir. Çin, Rusya’yı dostane olarak destekliyor. Nitekim Çin ile yapılan toplu ticaret, yaptırımların ardından Rusya’nın mali gelir açığını kapatmasına yardımcı oluyor. Kuşak ve Yol İnisiyatifi, iki ülkenin orta ve uzun vadeli kalkınma planlarının yaklaşmasını sağlamak için Avrasya Ekonomik Birliği ile de bağlantı kuruyor. Bu ayrıca Çin-Rusya ilişkilerinin istikrarı için ivme sağlıyor. Aynı şekilde Rusya, Çin’in toprak bütünlüğü ve ulusal birliği konularında Çin’e yeterli desteği verdi. Soğuk Savaş sona ereli 30 yıldan fazla bir süre geçmiş olsa da Batı ülkeleri sıfır toplamlı oyun düşüncesinden asla vazgeçmediler. Batılı ülkeler, kendi statülerini korumak için gelecekte Çin ve Rusya’yı baskı altına almaya devam edecekler. Hem Beijing hem de Moskova için başka seçenek yok, ya Batı’ya boyun eğmek ya da Batı’nın emellerini kontrol altına almak için el ele vermek. Hem Rusya hem de Çin bu noktada eşit derecede katı.”