CRI Türk Dış Haberler Servisi

Çin Dışişleri Bakanı’nın yoğun diplomasi trafiği dört Avrupalı ülkeden mevkidaşları ile devam etti. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, temasların ardından yaptığı açıklamada, ilişkilerin ticaret eksenli olduğunu vurgulayarak “Etki alanı yaratma çabamız yok.” ifadesini kullandı.

Çin ve Avrupa Birliği (AB) diyaloğu, fırsatlar ve meydan okumalar eşliğinde derinleşiyor. Çin Komünist Partisi (ÇKP) Politbüro Üyesi ve Dış İlişkiler Ofisi Direktörü Yang Jiechi’nin 26-27 Mayıs tarihlerinde AB’nin dönem başkanlığına hazırlanan Slovenya ve Hırvatistan’ı ziyaret etmesinin ardından, kıtadan dört ülkenin dışişleri bakanları da Çin’in Guiyang kentinde temaslarda bulundu.

Sırbistan, Polonya, Macaristan ve İrlanda’dan mevkidaşlarını ağırlayan Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi, düzenlendiği basın toplantılarında AB ile ilişkilere dair önemli mesajlar paylaştı.  AB ile “Kapsayıcı, dengeli ve olumlu” bir ilişki kurmak istediklerini vurgulayan Wang Yi, merkezinde Birleşmiş Milletler’in olduğu çok taraflı dünya düzeni çerçevesinde iş birliğine hazır olduklarını yineleyerek, “Bizler Avrupa ile düşman değil partneriniz.” açıklamasını yaptı.

Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi, geçen hafta salı günü Münih Güvenlik Konferansı’na gönderdiği video mesajda, Beijing ve Brüksel’in iklim değişikliği, küresel ekonomik toparlanma, yoksullukla mücadele ve İsrail-Filistin krizi gibi konularda iş birliği yapabileceğini duyurmuştu.

“JEOSTRATEJİK HEDEF YOK”

Çin’in AB üyesi olmayan Sırbistan gibi ülkelerle Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ile kurduğu ilişkinin pragmatik ve ticaret odaklı olduğunu belirten Wang bu bağlamda “Çin-Orta ve Doğu Avrupa Ülkeleri iş birliği ekonomi ve ticari iş birliğine dayanıyor. Bu iş birliği savunma ve güvenlik alanlarına odaklanmadığı gibi asla jeostratejik bir eğilimi ve etki alanı yaratmak gibi bir amacı yok.” ifadelerini kullandı.

Beijing yönetiminin Avrupa ülkeleri ile tek tek ilişki kurmasını eleştiren Litvanya, daha önce yaptığı açıklamada temasların AB vizyonu ile uyuşmadığını iddia etmiş ve 17+1 platformundan çekildiğini açıklamıştı. 17+1 ülkeleri Çin’in yanı sıra 12’si Avrupa Birliği üyesi olan; Estonya, Letonya, Litvanya, Polonya, Çekya, Slovakya, Macaristan, Romanya, Bulgaristan, Hırvatistan, Slovenya ve Yunanistan ile Sırbistan, Bosna Hersek, Karadağ, Arnavutluk ve Kuzey Makedonya’dan oluşuyor.

ABD HESABINA YAPILAN HAMLELER

Son dönemde Beijing karşıtı hamlelerine hız ceren Litvanya’nın aldığı pozisyon ise Çin basını tarafından yakından takip ediliyor. Çin’in Nanjing Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden Gu Xinyang, Global Times gazetesi için kaleme aldığı “AB’nin bölünmesine dönük tehditler Çin’den değil içeriden geliyor” başlıklı analizde şu değerlendirmelere yer verdi:

“Siyasi açıdan, Çin ile Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri arasındaki son zamanlardaki yoğun ziyaretler, iş birliğinin Litvanya’nın geri çekilme hamlesinden olumsuz etkilenmediğini gösteriyor. Bu hamle Biden yönetimine hitap eden siyasi bir gösteriden başka bir şey değil. Beijing ve Washington tam anlamıyla bir rekabet çağına girdiler. AB ise bir diğer kutup olarak hayati önemde. Çin, AB’nin tamamen Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ayak izlerini takip etmesini engellemelidir. Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri AB içinde Çin’e dostça yaklaşıyorlar. Litvanya ne AB’yi ne de Doğu Avrupa ülkelerini temsil ediyor. Çin dikkatini diğer Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ile ilişki kurmaya yöneltmeli ve ABD’nin uyumsuzluk yaratma çabalarını boşa çıkarmalıdır.”