Akademisyen Dr. Altay Atlı, CRI Türk’te Samet Demir’in hazırlayıp sunduğu “Ekonomi Basını” programına konuk oldu. Atlı, Çin’in Dünya Ticaret Örgütüne (DTÖ) üye oluşunun 20. yılı konusunda değerlendirmelerde bulundu.

Çin’in 11 Aralık 2001’de DTÖ’ye üye olduğunu hatırlatan Altay Atlı, 20 yıllık üyelik sürecin Çin’in küresel konumunda ciddi bir değişiklik yaşandığını kaydetti.

Çin’in uyguladığı ekonomi modeline dikkat çeken Atlı’nın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“DTÖ 1995’te kuruldu ama ondan önce onun temelini oluşturan GATT olarak tanınan Tarifeler ve Ticaret Üzerine Genel Anlaşma. 1947’de yeni bir dünya düzeni kurulurken IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlarla hayata geçirilen, küresel ticaretteki engelleri azaltmayı amaçlayan GATT anlaşmasına Çin de ilk imzacılardan biriydi. Ancak 1947’de henüz Çin Halk Cumhuriyeti yok. 1949’da Çin Halk Cumhuriyeti kuruluyor ve 1950 yılında Çin’in GATT’taki üyeliği sona erdiriliyor. O dönemde Çin Halk Cumhuriyetini tanıyan ülkelerin sayısı oldukça az.

İlerleyen yıllarda 1970’lerde Çin’in bu konuya çok da ilgili olmuyor. Çin ekonomisinin şekillenme süreci daha çok içine kapalı bir Çin olarak gelişiyor. Bu Deng Xiaoping ile birlikte değişmeye başlıyor. Reformalar, ekonomide kademeli olarak serbestleşme, piyasa koşullarının yerleştirilmeye başlanması ve Çin’in ekonomik anlamda dünya ile entegrasyonunun başlaması. Bu sürece girildiğinde GATT önem kazanıyor. Bu süreçte Çin, GATT’a tekrar katılmak için çaba harcıyor. 1986 yılında resmi bir başvuru yapılıyor. 20 tur müzakere yapılıyor, 1995 yılı geliyor. GATT temel alınarak uluslararası örgüt şeklinde DTÖ kurulduğunda bu müzakereler sürüyor. 20 tur müzakerenin üzerine 18 tur müzakere daha yapılıyor ve sonunda taraflar Çin Halk Cumhuriyeti’nin katılımını onaylıyor. 2001 yılında Çin DTÖ’ye katılmış oluyor.

ÇİN İHRACAT VE İTHALATINI DTÖ İLE BİRLİKTE GELİŞTİRDİ

Çin bugüne geldiyse, 1970’lerdeki reformlardan bugüne geldiyse bu sisteme entegre olarak geldi. Bu sistemin devam etmesi de en fazla Çin’in işine yarıyor. Çin’i mevcut liberal ekonomik sisteme tehdit olarak görmek çok anlamlı değil. Sonuçta bu sistemden en çok fayda sağlayan ülkelerin başında Çin geliyor. 20 yıldır Çin DTÖ örgütü olması sayesinde ihracatını ve ithalatını artırdı. Dünyanın en büyük ihracatçısı ve en büyük ikinci ithalatçısı durumuna geldi. DTÖ’nün günümüzün koşullarını karşılayacak şekilde yeniden yapılandırılması gerekiyor. Çin, DTÖ’nün reformuna ne kadar katkı sağlayabilecek asıl soru önümüzdeki dönemlerde bu olacak.”