China Daily / Hu Yinglian

Bazı ülkelerde artmaya devam eden yeni koronavirüs salgını ve virüsü kontrol altına almak için küresel aşılama mücadelesi arasındaki yarış çok çetin seyrediyor. Kamunun gözünden uzak bir başka yarış daha var, zengin ülkeler arasında vatandaşlarının sağlığını daha iyi korumada çaba gösterme bahanesiyle “aşı milliyetçiliği” olarak bilinen, mümkün olduğu kadar çok fazla sayıda aşı istifleme yarışı.

Beijing yönetimi kendi açısından Çin yapımı aşıları küresel kamu malı yapma ile gelişmekte ve az gelişmiş ülkelerin aşıların maliyetlerini karşılayabilmesini sağlama sözü verdi. Ancak bazı Batılı siyasetçiler ve medya kuruluşları, Çin’in bölgesel ve küresel etkisini artırmak amacıyla “aşı diplomasisinden” faydalandığını iddia ederek, Beijing’in niyetini yanlış yorumladı ve gerçekleri çarpıttı. Bu iddialar apaçık yalandır.

COVID-19 AŞILARINI NİÇİN KÜRESEL KAMU MALI YAPMAMIZ GEREKİYOR?

Covid-19 salgını, aşıların ülkeler arasında eşitsiz dağıtımı yoluyla etkili biçimde kontrol altına alınamaz. Covid-19 aşılarını geliştiren ve sınırları içinde büyük oranda virüsü kontrol altına alan Çin, diğer ülkelere sadece aşı tedarik etmekle kalmıyor, aynı zamanda aşıları gelişmekte ve az gelişmekte olan ülkelere yardım amacıyla veriyor.

Verilerle Dünyamız (Our World in Data) adlı internet sitesindeki istatistiki bilgilere göre, toplam ölüm bakımından ilk 15 ülke arasında bulunan ülkelerden şimdiye kadar sadece üç ülke etkili aşı geliştirdi: Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Britanya ve Rusya. Bu, savunmasız nüfuslarını korumak için dünya çapında aşılara büyük talep olduğu anlamına geliyor. Dünya çapında, 6 Nisan’a kadar uygulanan 693,37 milyon doz aşının sadece yüzde 47,5’i, dünya nüfusunun yüzde 74,9’unu oluşturan ülkeler ve bölgelere teslim edildi.

Ayrıca, aşı ticaretinin ezici bir çoğunluğu, bazı ülkelerin nüfuslarının iki katı aşı dozu stoklamasıyla zengin ülkeler arasında sınırlı kalırken, düşük ve orta gelirli ülkeler, ödeme yapacak maddi güçleri olmadığı veya onları alacak siyasi nüfuzdan yoksun olduğu için aşılara erişimde güçlü çekmektedirler.

HANGİ ÜLKELER KÜRESEL KAMU MALLARI SAĞLIYOR?

Covid-19 aşısı tarihteki en büyük bağışıklık kazandırma kampanyasıdır ve küresel sağlık yönetimine özel katılım gibi yeni araştırma konularının çıkmasına yol açmıştır. İlaç şirketleri, Kuzey Amerika ve Avrupa’da önemli rol oynayan Pfizer gibi çok uluslu dev şirketler geçen yılın dördüncü çeyreğinde dünya çapında acil kullanım için aşılar tedarik etmeye başladı.

Çin menşeili CNBG ve Sinovac gibi aşı üreticileri diğer ülkelere aşı tedarik ederken, aşıları düşük maliyetli ve erişilebilir hale getirmek için çok daha fazlasını yapmış olmalarına rağmen, gelişmiş ülkelerdeki muadilleri kadar rekabetçi olarak düşünülmüyorlar.

Çin, 80’den fazla ülkeye ve üç uluslararası kuruluşa aşı yardımı yapıyor ve 40’tan fazla ülkeye aşı ihraç ediyor. Aynı zamanda Çin’in 10’dan fazla ülkeyle üretim iş birliği devam ediyor. Örneğin Sinovac, mart ayı sonu itibarıyla küresel çapta 200 milyondan fazla aşıyı teslim etti ve yetkililer, Sinovac’ın aşı üretiminin yüzde 30’dan fazlasının küresel dağıtım için olduğunu söylüyorlar. Bir kamu şirketi ve Çin’in en büyük aşı üreticisi olan CNBG, 190 kadar ülkeye 100 milyon aşı sağladı.
Diğer bir ifadeyle aşıları diğer ülkelere teslim ederek Çin şirketleri, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in Çin yapımı aşıları küresel kamu malı yapma ve insanlık için ortak geleceğe sahip bir toplum oluşturmaya yardım etme taahhüdünü yerine getiriyorlar.

Örneğin, Şili’ye bakalım. Bu ülkedeki aşıların yüzde 93,7’sini Sinovac aşısı, yüzde 6,3’ünü ise sadece Pfizer aşısı oluşturuyor. Ve Türkiye, 16,5 milyon insanı Sinovac aşısıyla aşıladıktan sonra Pfizer aşısını uygulamaya başladı.

KİM GÜVENİLİR KÜRESEL KAMU MALI SAĞLAYICISI OLACAK?

Çin araştırma ve geliştirme sektörü Covid-19 aşılarını geliştirmek için üç yöntem araştırdı ve inaktif aşıların güvenli, etkili ve uygun maliyetli avantajlara sahip olduğunu bularak, Çin aşılarını düşük ve orta gelirli ülkelerde yaygın hale getirdi. Çin ve hem kamunun hem de özel sektörün sahibi olduğu şirketler, diğer gelişmekte olan ülkelere aşı sağlama taahhüdünü sürdürmektedir. Batı’daki yaygın algının aksine, Çin yapımı küresel kamu malları, nispeten ucuz, ancak düşük kalite değildir ve Covid-19 aşılarını kapsar.

Diğer taraftan Pfizer ve Moderna gibi dev ilaç şirketleri, mRNA aşıları geliştirdiler, yeni koronavirüsün genetik kodunun bir parçasını vücuda enjekte ettiler ve virüse saldırmak amacıyla bağışıklık sistemini eğitmek için vücudu virüslü proteinler üretmeye başlamaya teşvik ettiler. mRNA aşıları yeni bir aşı türüdür ve Pfizer ile Moderna aşıları beğeniye sunuluncaya kadar insanları aşılamada kullanıldıklarına ilişkin başarılı bir örnek olmamıştı. Buna karşın, Sinovac aşısında, vücudun bağışıklık sistemini ciddi bir hastalık tepkisi riski olmaksızın virüse maruz bırakmak için ölü virüslü partiküllerin kullanıldığı geleneksel yöntem izlendi. Latin Amerika ve Güneydoğu Asya’dan bildirilen birkaç ciddi yan etkiyle birlikte, elbette Çin yapımı aşıların performansı özellikle yaşlı insanlarda kullanımı bakımından oldukça iyi.

Bu arada, Avrupa İlaç Ajansı gibi saygın ve sıkı düzenleyici kurumlar, İngiltere’nin geliştirdiği Oxford-Astra Zeneca aşısının muhtemelen, aşıyı kullananlarda meydana gelen kandaki pıhtılaşma ile bağlantılı olduğuna ve diğer yan etkilere yol açabileceğine inanıyor. Yaşlı insanların güvenliğine daha fazla önem verildiği için Çin yapımı aşıların kullanımı, düşük ve orta gelirli ülkelerle sınırlandırılmamalı ve bunu yerine gerçek bir küresel kamu malı haline gelmesi için gelişmiş ülkelerde de teşvik edilmelidir.