China Daily / Cui Ningbo & Zhao Duanyang

Devam eden Rusya-Ukrayna çatışmasının küresel gıda piyasalarını daha fazla sarsması bekleniyor. Buğday, mısır ve soya fasulyesinin fiyatlarındaki hızlı yükselişle küresel tahıl ve gıda fiyatları zaten artıyor, çünkü Rusya-Ukrayna çatışması gıda üretimi ve tedarik zincirini etkiledi.  Aynı zamanda Chicago Ticaret Borsası’nda buğday vadeli fiyatları bu yıl yüzde 70’den fazla artışla Mart 2008’den bu yana rekor seviyede yükselirken, mısır ve soya fasulyesi fiyatları sırasıyla yüzde 30 ve yüzde 25 artışla, 2013 yılından bu yana rekor seviyeleri gördü.  

Artan tahıl ve enerji fiyatları yüzünden genel küresel gıda fiyatları da yükseliyor. Ve BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) mart ayının sonunda gözlemlenen alanların yüzde 40’ından fazlasında hemen ya da gelecek üç ay içinde gıda kıtlığının beklendiğini tahmin etti. Ve yükselen gıda fiyatları ve piyasa dalgalanmaları, özellikle tedarik eksikliği bulunanlar için küresel gıda güvenliğini tehdit edebilir. 

Bunun yanı sıra küresel tahıl üretimi ve tedariki engellerle karşı karşıya bulunuyor. Örneğin, Rusya-Ukrayna çatışması ekin ekimini geciktirecek ve gıda üretimini azaltabilecek küresel gübre tedarikini etkileyebilecek. 

KÜRESEL GIDA TEDARİKİ TEHDİTLERLE KARŞI KARŞIYA

Ukrayna dünyadaki kara toprağın yüzde 40’ına ev sahipliği yapıyor ve Avrupa’nın tahıl ambarı olarak biliniyor. Kara toprak, çatışmanın en fazla yoğunlaştığı orta ve doğu Ukrayna’da toplandığı için askeri çatışma sürerse buğday ile mısır çiftçisi genellikle mart-mayıs ayları dönemindeki ekim sezonunu kaçırabilir. Ve sonuç olarak üretim aniden düşecektir. 

Aynı zamanda Rusya ile Belarus özellikle potaslı gübre olmak üzere dünyanın önde gelen gübre ihracatçılarından ikisidir. Uluslararası Gübre Derneği’ne göre, Rusya 2021 yılında 11,83 milyon metrik ton potaslı gübre ihraç ederek, toplam küresel ihracatın yaklaşık yüzde 23’ünü karşıladı. Ve Batılı ülkelerin yaptırımlarıyla karşı karşıya bulunan Rusya ile Belarus’un gübre ihracatını eklersek, dünyanın potaslı gübre tedarikinin yüzde 30’dan fazlası etkilenecek.  Dahası doğal gaz, üre gibi nitrojen bazlı gübrenin üretiminde anahtar hammadde olduğu için artan doğal gaz fiyatları kaçınılmaz olarak gübrenin üretimin maliyetini Rusya ve Ukrayna’nın ötesine taşıyarak, tarımsal üretimde azalmaya yol açacaktır. 

Rusya-Ukrayna çatışması ayrıca kısmen de olsa uluslararası lojistiği kesintiye uğrattı. Rusya ile Ukrayna 24 Şubat’ta Karadeniz’deki kendi limanlarında ticari nakliyeyi askıya aldı, bu da çatışmanın Karadeniz’de gemi hareketi için ciddi bir risk oluşturduğu ve gemicilik operasyonları gıda tedarikine dayanan ülkeler, özellikle Mısır ile Lübnan gibi Rusya ve Ukrayna’dan gıda ithalatına bağımlı ülkeler için gıda kıtlığı yaratabileceği anlamına geliyor. Daha da kötüsü Ukrayna ve Arjantin dâhil olmak üzere birçok ihracatçı, ülke içinde potansiyel tahıl kıtlığı korkusu yüzünden gıda ihracatına bazı kısıtlamalar getirdi. 

Küresel gıda tedarikinin tehditlerle karşı karşıya olduğuna şüphe yoktur. Aslında Dünya Gıda Programı, gıda tedariki azalmaya devam ederse, 2022 yılının küresel gıda güvenliği konusunda felaket olacağı ve 38 ülkede 44 milyondan fazla insanın kıtlığa sürüklenebileceği uyarısında bulundu. Karmaşık ve dalgalı uluslararası durum dikkate alındığında Çin, gıda üretimi ile tedarikinde kendi kendine yetmeye devam etmek için bütün önlemleri almalıdır ve sadece insanların farklı tür ve çeşitteki gıda talebini karşılamak için ithalat yapmalıdır. 

ÇİN PİYASA MEKANİZMASINI GÜÇLENDİRMELİ

İlk olarak Çin çiftçilere teşvikleri artırmalıdır, örneğin pirinç ile buğdayda asgari satın alma fiyatlarını yükseltmeli ve mısır, soya fasulyesi ve pirinç ekimi yapan çiftçilere destek vermelidir, böylece çiftçiler daha fazla tahıl üretmek ve daha fazla kar elde etmek için teşvik edilecektir. 

İkincisi, petrol, kömür ve doğal gazın da arasında bulunduğu artan enerji fiyatları, dünya çapında gübre tedarikini kesintiye uğrattı (ve kesintiye uğratmaya devam edecek), bu yüzden Çin piyasa mekanizmasını güçlendirmeli ve herhangi bir potansiyel krizi atlatmak için gübre stoklarını artırmalıdır. 

Üçüncüsü Çin, ileri teknoloji gelişimini yoğunlaştırmalı ve ileri teknolojiyi tarım sektöründe verimliliği desteklemede kullanmalıdır. 

Dördüncüsü, ülkenin tohum bankasını güçlendirmesi ve genişletmesi ile tarımsal çeşitliliğini geliştirmesi önemlidir. Farklı çeşitlerde yüksek kaliteli ve geleneksel mahsuller yetiştirerek, Çin, özellikle tohum sektörü uzun süredir gelişmiş ülkelerin hâkimiyetinde olduğu için tohumlarda kendi kendine yeterli hale gelebilir. 

Beşincisi Çin, tarım için yeterli ve yüksek kaliteli ekilebilir arazi ayırmadan gıda güvenliğini sağlayamaz ve tahıl üretimini artıramaz ve yıllık 650 milyon tondan fazla olan tahıl üretimini sürdüremez. 

Ve altıncısı Çin, üretimden, ulaştırma, depolama ve işleme safhasından tüketim aşamasına kadar gıda israfını azaltmak için daha fazla çaba göstermelidir. Çin ayrıca küresel gıda piyasalarını yakından izlemeye devam etmeli ve gıda güvenliğini korumak için ithalat kanallarını çeşitlendirmelidir. Örneğin küresel tahıl üretimi ve ticaretini yakından takip ederek yetkililer, değişen durumları zamanında değerlendirebilir ve zamanında uyarıda bulunabilirler, böylece çiftçiler ve tarımsal işletmeler risklerin üstesinden gelmek için adımlar atabilirler. Çin aynı zamanda ithalatını yeniden yapılandırmalı ve daha çeşitli hale getirmeli ve tahıl ticaretini genişletmeli, daha fazla ülkeyle tarımsal iş birliğini geliştirmelidir.