CGTN / Koh King Kee 

Demokrasi insanlığın ortak bir değeridir. Demokrasi, kültürleri aşan ve sınır tanımayan, tüm insanlığın el üstünde tuttuğu ortak bir değer olduğu için hiç kimse buna itiraz etmeyecektir. 

Demokrasi çok önemlidir. Demokratik olmayan bir ülke küresel sistemde dışlanmış olarak kabul edilmektedir.

BATI’NIN DEMOKRASİ YARGIÇLIĞI

Ancak demokrasi Batı’da ortaya çıkan bir siyasi sistem olduğu için demokrasinin tanımı ve yorumlanması uzun süredir Batı’nın tekelindedir. Bu yüzden Batı, demokrasi kriterini belirlemenin kendi ayrıcalığı olduğunu ve dünyanın geri kalanının bunu takip etmesi gerektiğini farz eder.  

Sovyet Rusya’nın çökmesinden bu yana tek küresel süper güç olan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) kendini demokrasinin koruyucusu olarak görüyor. ABD, arsız ve küstah bir biçimde jeopolitik çıkarlarını daha da ilerletmek için demokrasinin hem savcısı hem de yargıcı olarak davranıyor.  Hangi ülkenin demokratik ve hangi ülkenin demokratik olmadığına karar veriyor. 

ABD Başkanı Joe Biden 9-10 Aralık’ta, demokrasiyi güçlendirmek ve otoriterlikle mücadele etmek, yolsuzlukla mücadele ve insan haklarına saygıyı desteklemek konularında, seçilmiş ülkelerle sanal olarak toplanacak “Demokrasi Zirvesi”ne ev sahipliği yapacak. 

Demokrasi kelimesi, Yunanca halk anlamındaki “demos” ve güç anlamındaki “kratos” kelimelerinden gelir, yani demokrasi “halkın gücü” olarak yorumlanabilir. Çin’de demokrasi ifadesi, “halk efendidir” anlamına gelen (minzhu) kelimesidir. 

Batı demokrasisinin farklı şekilleri vardır: Westminister modeli olarak da bilinen parlamenter demokrasi, başkanlık sistemi ya da ikisinin karışımı bir sistem. Şeklinden bağımsız olarak Batı demokrasisinin ortak niteliği, ya nispi bir oylama sistemi ya da çoğunluk sistemi yoluyla hükümetin dönemsel olarak seçilmesidir. 

Hiçbir demokrasi mükemmel değildir. Batı demokrasisi genellikle zenginlerin ve güçlülerin oyunudur. Nüfusun genellikle çoğunluğunu oluşturan yoksulların, çıkarlarını korumak için davranan ya da davranmayan seçilmiş temsilcilerinden başka seslerini duyurma şansı çok azdır.

Parti politikası, Batı demokrasisinin özünde vardır ve genel seçimde alışıla geldik şekliyle kazanan her şeyi alır. Parti çatışmalarında uzlaşma zordur ve azınlığın çıkarları genellikle görmezden gelinir. 

BATI’DA DEMOKRASİNİN UYGULANIŞI

Parlamento seçimlerinde oylamaya hile karıştırılabilir ve oy satın alma alışılmamış bir durum değildir. İktidar partisi, sandığı destekleyen politikalarla iktidarını uzatmak için görevde olmanın avantajından faydalanabilir. Ya da seçimlerde hile yapmaya başvurabilir, yani seçimlerde avantaj sağlamak için seçim bölgelerinin sınırlarını değiştirebilirler. 

Siyasetçiler oyları toplamak için toplumu bölecek popülist, ırkçı ya da aşırı dinci duygulara oynayabilirler. ABD’de 2020 yılındaki başkanlık seçiminin ardından ortaya çıkan gelişmeler, parti siyasetinin toplumu nasıl parçalayabileceğinin, hatta farklı siyasi yönelimler yüzünden dostları düşmana dönüştürebileceğinin canlı bir örneğidir. 

Seçim bölgeleri arasında seçmenlerdeki eşitsizlik bir siyasi partinin, gerçekte oyların çoğunluğunu alamamış olmasına rağmen, parlamentoda sandalyelerin çoğunu kontrol etmesine yol açabilir. Örneğin Malezya’da bu eşitsizlik dokuz kat kadar büyük olabilir. Bu bir seçimde etkili biçimde, küçük bir seçim bölgesindeki tek bir oyun büyük bir seçim bölgesindeki dokuz oy kadar iyi olduğu anlamına gelmektedir.

ABD’deki başkanlık seçiminde, ABD başkanı Seçiciler Kurulu delegeleri tarafından seçildiği için geçerli oyların çoğunluğuna sahip olmak başkan seçilmeyi garanti etmez. Delege oylarının çoğunluğunu alan başkan adayı seçimi kazanır, geçerli oylar açısından kazanan biri değildir. Eski ABD Başkanı Donald Trump, 2016 yılında Hillary Clinton’a göre 2,8 milyon daha az geçerli oy almasına rağmen başkanlık seçimini kazandı. Aynı şekilde, 2000 yılındaki başkanlık seçiminde Demokratların adayı Al Gore, eski ABD Başkanı George Bush’tan daha fazla geçerli oy almasına rağmen seçimi kaybetti. 

Demokrasi bir araçtır, amaç değil. Demokrasi, bütün vatandaşlara daha iyi bir yaşam sunmanın bir yoludur. Demokrasi sadece şeklen olmamalı, asli olmalıdır. Demokrasi, herkese daha iyi bir yaşam sağlamak amacıyla halkın geniş ve sürekli bir katılımıyla eksiksiz bir süreç olmalıdır. Demokrasi sadece seçimler sırasında yapılan bir gösteri değildir. 

Merhum Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan’ın dediği gibi: ‘’Demokrasi sadece seçimden çok daha fazla şeyi kapsar ve bir ülkenin ne kadar demokratik olduğunu değerlendirmeye çalıştığımızda, kurumsal ya da oylama yapılarından ziyade halkın iradesi fikrini düşünmek gerçekten daha anlamlıdır.’’ 

ÇİN’İN DEMOKRASİ PRATİĞİ

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping 2019 yılında Shanghai kentindeki bir inceleme gezisi sırasında, Çin’in siyasi sisteminin ‘’kapsamlı süreç halk demokrasisi’’ olduğunu söyledi. Bu ‘’kapsamlı süreç halk demokrasisi’’, Çin’in tek partili siyasi sisteminin, Batılı demokratik sistemlerden daha fazla katılımcı olan, ‘’insanlara, ülkenin her seviyede karar alma ve yönetimine katılmasına yetki veren’’ demokratik ilkelerin benzersiz uygulaması olduğu fikrini kapsıyor. 

Şimdi bilindiği gibi ‘’kapsamlı süreç halk demokrasisi’’, aslında Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) insan merkezli yönetim ilkesine dayanmaktadır. Çin demokrasisi halkın demokrasisidir. Ülkenin efendisi olarak halk, Çin demokrasisinin temeli ve özüdür. 

Cumhurbaşkanı Xi, ÇKP’nin 100. yıl dönümünü anma konuşmasında, ‘’Önümüzdeki yolculukta, tarih yazmak, partinin temel amacı olan halka samimiyetle hizmet etmeyi sürdürmek ve tam süreçli halk demokrasisini geliştirmek, sosyal eşitliği ve adaleti korumak, kalkınmadaki eşitsizlikleri ve eksikler ile halkı büyük ölçüde endişelendiren en acil zorlukları ve sorunları çözmek için halka güvenmeliyiz.’’ dedi. 

Çin, 1,4 milyarı aşkın nüfusuyla büyük bir ülkedir. Köylerden kasabalara ve kentlerden özerk bölgelere ve belediyelere her gruptan insana ulaşmak göz korkutucu bir iştir.  

ÇİN SİSTEMİNİN FARKLARI

Kapsamlı süreç halk demokrasisi, Çin halkının demokratik seçimler, siyasi danışma, karar alma ve gözetim dâhil olmak üzere bütün seviyelerde günlük siyasi faaliyetlere yaygın ve sürekli olarak katılımına olanak sağlar, ayrıca en etkili şekilde en çok sayıda insanı kapsar. 

Çin’in kapsamlı süreç halk demokrasisi, Batı demokrasisinin ayırt edici bir özelliği olan bir karara varmak için çıkar grupları tarafından yürütülen uzun süreli pazarlıkların aksine uzlaşma oluşturmaya odaklanıyor. Kapsamlı süreç halk demokrasisi mekanizmalar ve kurallarla desteklenen eksiksiz bir sistemdir ve geniş katılım yoluyla tamamen test edilmiştir. Bu sistem iki önemli demokratik modeli-seçim demokrasisi ve danışma demokrasisini bütünleştirir.   

Katılımcılar, zengin ve güçlülerden oluşan küçük bir seçkin grupla sınırlı olmadığı, toplumun her kesiminden geldiği için daha güçlüdür. Bu sistem, sadece seçkinler değil, ayak masajı yapan bir kimse bile en üst ulusal yasama meclisinde milletvekili olabileceği için daha fazla temsilidir. 

Dünyada herkese uyan tek bir demokrasi modeli yoktur. ‘’Bir kişi, bir oy’’, demokrasinin sadece tek bir biçimidir ve hiçbir surette demokrasinin tek modeli değildir. Bir ülkenin demokratik olup olmaması sadece insanların oy kullanma hakkına sahip olup olmamasına bağlı değildir, ancak daha da önemlisi ülkenin karar alma ve yönetim sürecine geniş katılımlı olup olmamasına bağlıdır. 

Çin Batı’nın demokrasi modelini kopyalamadı, kendi demokrasi modelini yarattı. Çin’in demokrasi modeli, ülke genelinde 56 etnik gruptan oluşan, 1.4 milyardan fazla bir nüfusu kapsayan, halkın tamamının geniş ve sürekli katılımını mümkün kılan bir demokratik sistemdir. 

Kapsamlı süreç halk demokrasisi kendine özgü Çin karakterlerine sahiptir. Bu demokrasi modeli Çin’de çok iyi işliyor, ayrıca Çin’in insanlığın siyasi olarak ilerlemesinde fikir ve çözümlere katkıda bulunuyor.