Global Times / Lü Xiang

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva geçen hafta cuma günü yaptığı açıklamada, Çin’in “sıfır Covid politikasının” ekonomiye giderek daha fazla “yük” gibi göründüğünü ve sadece Çin’i bir ulus olarak değil, ayrıca bir tedarik kaynağı olarak nitelendirerek dünyanın geri kalanını da “daha fazla riske attığını” söyledi.

Uzun zamandır, Batı kamuoyu genellikle Çin’in sıfır Covid politikasına karşı çıkıyordu. Şimdi IMF de bu uygunsuz muhalefeti kamuoyuna açıkladı. Batılı ülkeler Covid-19 mücadelelerinde kötü bir iş çıkardıkları için Çin’i de aşağı çekmek istiyorlar. Fakat buna rağmen, Çin her zaman ne pahasına olursa olsun insanların hayatlarını korumakta kararlı olacaktır ve dünya çapındaki duruma bakılırsa, Çin bu mücadelede en küçük bedeli ödemiştir.

ÇİN’İN SIFIR COVID-19 POLİTİKASI DÜNYAYA ÖRNEK OLMALI

Batı’daki pek çok kişi, Çin’in bu yıl birçok büyük ölçekli Covid-19 karantinası uygulayacağına, bunun üretim üzerinde yaygın bir etki yaratacağına ve küresel tedarik zincirine kesinti getireceğine inanıyor. Bu, asılsız bir tahminden başka bir şey değildir. Hayatları korumak her zaman öncelik olacaktır ve gerektiğinde ekonominin az çok feda edilmesi kabul edilebilir. Ne de olsa, ekonomi geri dönebilir, peki ya hayat geri dönebilir mi?

Bazı Batılı ülkelerin aklında şu tür düşünceler var; neden Batıda bu kadar çok insan Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti, ancak Çin’de bu yaşanmadı? Neden Batı’nın salgını önleme ve kontrol etme kabiliyeti yok da Çin’in var? Aslında, Çin’in ortak bir önleme ve kontrol mekanizması var ve bundan asla vazgeçmeyecek. Şu anda Batılı ülkeler benzer bir mekanizmayı uygulama yeteneğinden yoksun. Özellikle yaşam malzemelerinin düzenli tedariki Batılı ülkelerin hayal gücünün ötesinde.

Çin’in salgın önleme ve kontrol önlemleri çeşitlendirilmiştir. Karantinalar topluluklarla veya gerektiğinde şehirlerle sınırlı olabilir. Her şey o anki duruma bağlı. Batı basitçe Çin’in Batılı ülkelerin yapamadığını başarmasının imkânsız olduğuna inanıyor ve böylece Çin’in önleme ve kontrol önlemlerini şeytani sayıyor. Örneğin Georgieva, “Omicron’un hepimize öğrettiği şey, Covid’in son derece aktarılabilir bir varyantının ekonomi üzerinde dramatik bir etkisi olmadan kontrol altına alınmasının çok daha zor olabileceğidir” iddiasında bulundu, ancak Çin’in 2021’de Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) büyüme oranı yüzde 8,1’di ve sıfır Covid politikası bu büyümede merkezi bir rol oynadı.

ÇİN GELECEĞİ SÖZ KONUSU OLDUĞUNDA BELİRSİZLİK ÜZERİNE BAHSE GİRMEZ

Bu politikanın koruması altında Çin, sadece salgını kontrol altına almakla kalmayıp aynı zamanda ekonomik toparlanmaya da yer açarak düzenli bir şekilde üretime devam etti. Batının görüşünden büyük ölçüde etkilenen IMF, Çin’in sıfır Covid politikası hakkında objektif bir anlayışa sahip olamaz. Çin bu politikadan vazgeçmeyecek. Çin’in 1,4 milyarlık yoğun bir nüfusu bulunuyor. Pandeminin kontrolünün gevşetilmesi ağır sonuçlar doğurabilir.

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yaklaşık 900 bin kişinin öldüğünü gördük. Eğer Çin, sıfır Covid politikasından vazgeçerse ölü sayısı 10 kat daha fazla olabilir. Bilim insanları halen Omicron üzerinde çalışıyorlar ve Çin geleceği söz konusu olduğunda belirsizlik ve bilgisizlik üzerine bahse giremez. Şimdi Batılılar, öğrenmeleri gereken dersler yeterli değilmiş gibi kaderlerini belirsizliklere yatırıyorlar.

Çin sıfır Covid politikasından vazgeçip salgının devam etmesine izin verirse, Çin halkı bunu asla kabul etmeyecektir. Enfekte olmuş bir kişi aileye bulaştırabilir ve bu aile üyeleri dışarı çıktığında, onaylanmış vakaların sayısı katlanarak patlayacaktır. Bu durumda, Çin’in “sert” önlemlerini eleştiren bazı Batı medyasının haberleri gülünç görünüyor. Çin sert davranmıyor, sadece yüz binlerce ölümü kabul etmiyor. Bu nedenle Georgieva’nın sözlerinin tutarlı bir yönünü göremiyoruz. Çin’in sıfır Covid politikası ekonominin sorunsuz çalışmasını garanti ediyor. Çin gerçekten vazgeçerse, Covid-19 ölümlerinin keskin bir şekilde artmasına neden olacak ve bu da Batı gibi bunalım durumuna yol açarsa, Çin ve dünya ekonomisi üzerindeki olumsuz etki ölçülemez olacaktır.