CGTN / Alexander Ayertey Odonkor

Çin 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi ile orta ve uzun dönemli kalkınma stratejilerini uyumlu hale getirme konusunda olağanüstüydü. Çin hükümetinin bu iki kalkınma stratejisini etkin biçimde uygulaması ülkede dengeli bir ekonomik, siyasi, toplumsal, ekolojik ve kültürel ilerlemeyi sağlıyor. Çin yenilik temelli yaklaşımı ile sürdürülebilir kalkınmayı başarmak için üç kilit alana odaklanıyor;  birincisi, ekolojik uygarlık yaratmak, yoksulluğu ortadan kaldırmak ve iklim değişikliği ile mücadele için sürdürülebilir çözümler sağlamak.

Çin bütün kırsal nüfusunu mutlak yoksulluktan kurtarmayı başardı. Bu, yoksul olarak tanımlanan 128 bin köy, 832 kasaba ve yaklaşık 100 milyon insanın mutlak yoksulluktan kurtarıldığı anlamına geliyor. Çin bu dikkate değer başarıyı nasıl gerçekleştirdi?

Çin’in 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’nin Uygulanması İlerleme Raporu’na (2019) göre, Çin’de kırsal bölgelerde yoksulluk içinde yaşayan toplam nüfus 2015’in sonunda 55,75 milyonken, 2018’in sonunda 16,6 milyona düştü. Aynı dönemde, yoksulluk endeksi yüzde 5,7’den yüzde 1,7’ye düştü. 1980’lerden bu yana Çin’in kırsal kesimde yoksullukla mücadele programları tutarlı, organize ve koordineliydi.

Bu politika önlemleri kırsal bölgelerdeki birçok insan yoksulluktan kurtarıldığı için yoksulluğu azaltmada etkiliydi. Ancak geri kalan yoksul nüfus derin yoksulluk düzeylerine sahip olarak coğrafi bakımdan dağınık hale geldi. Bu insanlara yardım etmek ulaşılabilir olmadıkları için zor bir işe dönüştü. Bu zorluğa çare olmak için bir “hedefli yoksulluğu azaltma stratejisi” 2013’te uygulamaya kondu. Bu strateji yoksulluğun azaltılması ile kalkınmanın odağını daralttı ve fonların kullanımını iyileştirdi. Nokta atışı yoksulluğu azaltma prosedürü yoksulluğu azaltmak için politika temelli müdahale silsilelerinden ve fonların ayrılmasından farklıdır ve üç ana aşamadan oluşur; doğru belirleme, hedefli müdahaleler ve uygun çıkış.

ÇİN KIRSAL NÜFUSU MUTLAK YOKSULLUKTAN KURTARMAYI BAŞARDI

Uygun belirme prosedürü yoluyla, yoksul haneler tespit edildi. Hane araştırmaları, topluluk içi tartışmalar, kamusal enformasyon çağrıları ve yerinde kontrol gibi etkin veri toplama pratikleri sayesinde bu mümkün oldu. Bu pratik yoluyla en yoksul olanlar belirlendi ve bunların gerçek durumunu gösteren ilgili kayıtlar ve temel rakamlar oluşturuldu.

Bunun ardından yoksul hanelerin kesin ihtiyaçlarına uygun olarak özel önlemler tasarlandı ve uygulandı. Bu hedefli müdahaleler, baka yere yerleştirme, ekolojik tazminat, endüstri geliştirme, sosyal güvenlik ve eğitimin geliştirmesini içeriyordu.

Bu kişiye özel önlemler kırsal kesimlerde yoksulluğun ortadan kaldırılmasında etkili oldu. Bu hedefli önlemlerden yararlanan hane, bu hanenin kişi başına geliri düzenli biçimde yoksulluk sınırının üzerinde kaldığı ve temel imkânlara (sağlık bakımı, eğitim ve konut) erimişi engellenmediği zaman, artık yoksul olarak görülmüyordu.

Çin’in 21.yüzyılın zorluklarına yanıt veren kalkınma için tutarlı bir kavramsal çerçeve sunmak için yenilik temelli yaklaşımı benimsediği başka bir alan ekolojik uygarlıktır. Sürdürülebilir kalkınmanın ana unsurları çevresel, ekonomik ve toplumsalken, ekolojik uygarlık, kültür ve politika da dikkate alındığı için bu kapsamı genişletir. Çin ekolojik uygarlığı başarmak için yeniliğe dayanıyor. 2016’da Devlet Konseyi (hükümet) 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündeminin uygulanması için Örnek Yenilik Bölgeleri Kurulması Çin Planını yayınladı ve yaklaşık 10 örnek yenilik bölgesi kurdu. Bu uygulamanın kanıtı, ekonomik gücü ve kalkınmasının kalitesinin dikkate değer ölçüde iyileştiği Shenzhen dâhil, Çin’in birçok bölgesinde görülebilir.

Kentin bilimsel ve teknolojik kapasitesi de sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek için iyileştirildi, bu durum da kırsal alanda açıkça görülebilir. Kentin bütün toprak alanının yaklaşık yüzde 41’ini ormanlar kaplarken, Shenzhen yüksek kaliteli, optimal biçimde yapılandırılmış düşük enerji tüketimi kalkınma tarzıyla övünüyor, bu kalkınma tarzında endüstrilerin düşürülmüş sera gazı salımına sahip çevreye dost faaliyetler yürütmekle yükümlü.

ÇİN ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME ALANINDAKİ YATIRIMLARINI ARTIRDI

Shenzhen su kirlenmesi sorununu ele almak için kaynakların etkin biçimde kullanımını teşvik eden bir yenilik temelli yaklaşım yoluyla sürdürülebilir kalkınma davasını savunmaya devam ediyor. Yağmur suları ile atık suların derivasyonu projeleri ve su arıtma fabrikaları kentte yaratılan atık suyu en iyi biçimde işleyecek durumda. Benzer çabalar enerji tüketimi konusunda da gösteriliyor, bu alanda bütün gazla çalışan elektrik santralları sera gazı salımını azaltmak için yenilendi.

Çin’in iklim değişikliğine karşı mücadelede sera gazı salımını azaltmaya bağlı olduğu çok açık; bu bağlılık cesaret verici sonuçlara ortaya kondu. 2019’da Çin’in her bir Gayri Safi Yurt İçi hasıla (GSYİH) birimi başına sera gazı salımı yüzde 48’e indi, böylece Kopenhag Zirvesi’nin (2009) koyduğu hedefe 2020’den önce ulaşıldı.

Daha önceki yazımda, Çin’in son yıllarda enerji sepetinde yenilenebilir enerji kullanımını artırdığına işaret etmiştim. Bu yazı ayrıca Çin’in 2013 yılı itibarıyla kurulu solar fotovoltaik araçlarının bütün Avrupa ülkelerinin toplam üretiminden fazla olduğunu ortaya koyuyor. Çin iklim değişikliği ile mücadele kararlılığı ile şu anda en büyük yenilenebilir enerji ihracatçısı ve dünyanın güneş fotovoltaik tesislerinin üçte ikisine sahip.

Çin buna ek olarak, dünyanın en büyük hidroelektrik, biyogaz ve rüzgâr enerji kapasitesini kurdu; ayrıca etkin bir atıktan enerji üretme yönetim sistemine de sahip. Çin bu etkileyici başarıya ulaşabildi, çünkü araştırma ve geliştirme alanındaki yatırımlarını artırdı.

Çin’in araştırma ve geliştirmeye muazzam yatırımı, ülkenin iklimle ilgili zorlukları ele alan ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen yenilik temelli stratejilerini besliyor. Çin, yoksulluğa ve iklim değişikliğine karşı mücadelesi ve sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştirmek için yeniliği kullanarak insanlık uygarlığının tarihine silinmez bir iz bıraktı.