CRI Türk Dış Haberler Servisi

Editörün notu: Eski Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Başkanı, Singapurlu akademisyen ve diplomat Kishore Mahbubani, “Asya’da Çin’in Uzun Oyunu Amerika’nın Kısa Oyununu Yendi” isimli bir makale kaleme aldı. Foreign Policy dergisinde yayımlanan makaleyi, ara başlıkları tarafımızca tercih edilmiş şekliyle okuyucularımızın dikkatine sunuyoruz:

Denizaltılar gizlidir ancak ticaret denizaltılardan daha gizli hareket eder. İlki caydırıcılık diğeri ise karşılıklı bağımlılık yoluyla güvenliği öngörür. Buna karşın ticaretin yarattığı güvenlik daha uzun sürer.

Denizaltı anlaşmalarından ayrılmak daha kolaydır. Bunu sadece Avustralya’ya satılması öngörülen denizaltı anlaşmasını bu sene kaybeden Fransa’ya sorun. Karşılıklı ekonomik bağımlılık yaratan ticaret anlaşmalarını ise tersine çevirmek daha zordur. Bunu da Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması’ndan ayrılamayan ve kozmetik olarak  birliği yeniden elden geçirmek zorunda kalan Trump’a sorabilirsiniz.

Washington’ın Asya Pasifik’te oynadığı “kısa oyun” ile Beijing’in  “uzun oyunu” farklılıklara ışık tutuyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Avustralya ve İngiltere ile Avustralya’ya denizaltılar satılmasını amaçlayan AUKUS güvenlik anlaşması üzerinde duruyor. Çin ise özellikle Asya’nın en güçlü bloku olan Güneydoğu Asya Ulusları Birliği (ASEAN) ile komşularını kazanmak için ticareti kullanmakta.

ASEAN: DANIŞMA VE UZLAŞI KÜLTÜRÜ

Washington bir konuda haklı: AUKUS üyeleri güçlü iletişime sahip ve göz göze temas kuruyorlar. Diğer yandan ASEAN, Myanmar gibi örneklerde görüldüğü üzere maceracı ülkeleri yönetme konusunda harap gözüküyor. Blok ayrıca giderek büyüyen ABD-Çin rekabetine tutarlı bir bölgesel yanıt vermek için mücadele veriyor. Buna karşın ASEAN, iradesini kendi üyelerine dayatamayacak kadar zayıfsa, bu empoze edilmeyen zayıflık aynı zamanda ASEAN’ın gücüdür. (Bu güçsüzlük) blokun bölgesinde ve ötesinde güven inşa etmesine izin verir.

Prof. Kishore Mahbubani

Bundan 50 yıl önce, 1971’de ASEAN toplantısına Singapurlu bir yetkili olarak katılmıştım. Toplantı odasına girmem birlikte ASEAN’ın kurucu 5 ülkesi arasındaki güvensizliğin kokusunu almıştım. 20 yıl sonra benzer şekilde Singapur’un resmi yetkilisi olarak ASEAN toplantısına katıldım. Bu kez Endonezya’nın “musyawarah ve mufakat” yani “danışma ve uzlaşı” kültürü ASEAN arasında yayılmıştı. Kademeli olarak bu danışma ve uzlaşı kültürü jeopolitik bir mucize yarattı.

TİCARETİN ASYA’DA YARATTIĞI MUCİZE

Vietnam Savaşı’nın sorasında ASEAN, ABD tarafından destekleniyordu. Vietnam ile ASEAN arasındaki düşmanlık ve güvensizlik elle tutulur haldeydi. Buna karşın Soğuk Savaş sona erdiğinde ASEAN, Vietnam’ı bölgesel ekonominin içine aldı ve bu ülkenin Doğu Asya’nın ekonomik mucizesi olarak belirmesine yardımcı oldu. Vietnam’ın ASEAN’dan aldığı en değerli ders (tıpkı diğer ASEAN ülkelerinin de öğrendiği üzere) düşman olunsa dahi ticaret yoluyla güvensizliğin üstesinden gelinebileceğiydi. İşte bu nedenle 1991 ve 2021 yılları arasında ticaret 3 katlandı. 1979 yılında savaşa giren Vietnam ve Çin arasındaki ticaret 6 bin kat büyüdü. Kısacası; ASEAN kültürü barışı ve refahı üretiyordu.

ASEAN’ın ürettiği diğer şey ise Japonya ve Güney Kore arasındaki büyük ekonomik kaynaşma oldu. Japonya ve Güney Kore ABD’nin müttefik olmasına karşın, Washington bu ülkeleri birbiriyle konuşmaya zorlukla ikna edebildi. Gerçekten de son yıllarda Tokyo ve Seul arasında ne danışma, ne de uzlaşı tesis edilebildi. Buna karşın ASEAN, iki Asya ülkesini Çin ile birlikte serbest ticaret anlaşmasına ikna etti. ASEAN inisiyatifindeki Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) 2020 yılında 10 ASEAN ülkesi, Avustralya, Yeni Zelanda, Çin, Japonya ve Güney Kore tarafından imzalandı. Çin, Japonya ve Güney Kore’nin güçlü ekonomilerinin entegrasyonu RCEP’ye güç katacak. Bu ASEAN’ın başardığı kayda değer bir mucize.

ABD ZAMANIN RUHUNU OKUYAMIYOR

Washington’ın çözmesi gereken basit bir bulmaca: ABD Başkanı Joe Biden, Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Beyaz Saray Güvenlik Danışması Jake Sullivan (ABD’nin Hint-Pasifik siyasetlerinden sorumlu üç isim) konuşmalarında ASEAN ve üye devletlerini mi yoksa Avustralya’yı daha fazla andı? Yanıt Avustralya olacaktır. Washington’ın Avustralya’ya karşı sevgisi içten, endişeleri gerçek ki bu da AUKUS’a giden uzun yolu açıklıyor. Oysa jeopolitik, duyguların rekabet açısından dezavantaj yarattığı acımasız bir iştir.

Beijing, ASEAN ve RCEP’e, Washington ise Avustralya ve AUKUS’a odaklanırsa Beijing kazanacak. Neden mi? Zira büyük oyun askeriyede değil ekonomide dönüyor. 2000 yılında ABD’nin ASEAN ile ticareti, Çin’in üç katı olacak şekilde 40 milyar dolardı. 2020’de ise Çin’in ASEAN’la ticareti 685 milyar dolar ile 362 milyar dolar olan Amerika’yı neredeyse ikiye katladı.

Washington, halen Japonya’yı ekonomik süper güç olarak görüyor. 2000’de Japonya’nın ekonomisi ASEAN’dan 8 kat büyüktü. 2020’ye gelindiğinde Japonya’nın ekonomisi ASEAN’ın 1,5 katı ancak 2030’da ASEAN’dan küçük olacak.

FARKLILIK VE TİCARET BİR ARADA

Çin’in ASEAN ile teması derin ve geniş. Endonezya, Laos, Malezya ve Tayland’da yüksek hızlı trenler Çin tarafından inşa ediliyor. Hanoi ve Beijing hattındaki güvensizliğe rağmen, Vietnam’daki metro sistemi de Çin tarafından kurulmakta. Güneydoğu Asya ülkeleri aşı ararken de Çin aşıları önce geldi. Bölgesel bir lider olan Endonezya Cumhurbaşkanı Joko Widodo, Çin aşısı olmaktan hayli mutluydu.

Şüphe yok ki, Çin ve birçok ASEAN ülkesi arasındaki ilişkiler karmaşık ve meydan okumalarla karşı karşıya ancak iş birliğinin çeşitliliği ve derinliği inkâr edilmez. Ekonomik büyüme mucizesi henüz başlayan ASEAN ile bağlar daha güçlü hale gelecek. Çok sayıda bölgesel ekonomi orta sınıflı toplumlar haline gelmenin eşiğinde. Avustralya, 25 milyonluk orta sınıfa sahip. ASEAN yakında yüz milyonlarca orta sınıf üyesine sahip olacak. Birkaç gösterge: 2020 yılında ASEAN’ın dijital ekonomisi 160 milyon dolar civarındaydı, 2030’da ise 1 trilyonu bulması bekleniyor. Bölgesel ekonomideki böylesine büyük bir patlama karşılıklı bağımlılık, devasa bir ticaret ekosistemini beraberinde getirecek.

BEYAZ SARAY’A FİNAL SORUSU

Nihai olarak Washington, stratejik bir tercih yapmakla yüzleşecek: Avustralya’ya denizaltı sat ya da Rubincon’u geçerek Doğu ve Güneydoğu Asya ile serbest ticaret anlaşmaları imzala. Günün sonunda, Trans-Pasifik Ortaklığı esasen Washington’ın istikrarlı ticaret anlaşması yapan yetenekli müzakerecilerinin bir ürünüydü. ABD’nin 2017’de çekilmesinin ardından Kapsamlı ve İlerletici Trans Pasifik Ortaklık anlaşması da eskisinin üzerine kuruldu. Buna karşın Çin’in başvurduğu bu anlaşmaya şimdi ABD’nin yeniden katılması hayal bile edilemez.

Çin ve ASEAN yıl içinde stratejik ortaklık kararını kamuoyuna duyurdu.

Final sorusu şu:  Washington yeninden Asya’daki büyük ekonomi oyununa dâhil olabilir mi? Evet, olabilir. Bunun için kimi enstrümanları da mevcut. Çin her ne kadar ASEAN ile ticarette çok önde olsa da Amerika’nın özel yatırımları bölgede daha fazla. ABD’nin ASEAN içerisindeki doğrudan yabancı yatırımları 318 milyar dolar iken, Çin’in 110 milyar dolar civarında. ASEAN’ın devasa büyüme potansiyeli göz önüne alınırsa, Washington bölgedeki yatırımlarını derinleştirmek için daha yaratıcı yollar bulmalı, kendisine dönük devasa iyi niyet rezervinden yararlanmalı.

Kısacası; denizaltı satmaya odaklanma. ABD’nin Hint-Pasifik’teki yatırımlarını ve ticaretini cesaretlendirmeye odaklan. Bunun adı ekonomi ahmak!