Xinhua / Gu Zhenqiu & Jin Jing

Birleşmiş Milletler (BM) 26. İklim Değişikliği Konferansı’nın (COP26) pazar günü İskoçya’nın Glasgow kentinde başlamasıyla, kamuoyunda iyi bilinen uluslararası toplantının, karbondioksit emisyonlarını daha fazla azaltmak için yeni uzlaşmalara varmada yaygın biçimde hayati bir fırsat olması bekleniyor. 

Covid-19 salgını nedeniyle bir yıl ertelenen iki haftalık toplantı, iklim değişikliğinin üstesinden gelmede endişe verici finansal açığın daraltılması için bazı taraflar arasında ilerleme eksikliğinin ortasında yapılıyor. Örneğin, gelişmiş ülkelerin uzun bir süredir gelişmekte olan ülkelere bir yılda 100 milyar dolar kaynak sağlama sözü şimdiye kadar yerine getirilmedi, bu da gelecek iklim görüşmelerinde güvene ve katılıma zarar veriyor. 

Hız kaybeden ilerleme, COP26’nın başarı şansı ve konferansın boş görüşmelerle sonuçlanabileceğine dair uyarılarla ilgili kaygıları artırdı. Şu anda çok az insan iklim değişikliğinin bütün insanlığın karşı karşıya kaldığı bir sorun olduğunu inkâr edebilir ve gezegenin geleceği için sorunun başarılı biçimde aşılması zorunludur. Bu kapsamlı küresel uzlaşma, milyarlarca insanın yaşamını tehdit eden ve potansiyel olarak bütün dünyada ekonomilere zarar veren buzulların ve kutup buzlarının erimesi, rekor kıran sıcak hava dalgalarının, kuraklıkların ve artan deniz seviyelerinin ardından onlarca yılda inşa edilmiştir. 

İKLİM KONFERANSI’NIN BAŞARILI OLMASI İÇİN ORTAK EYLEM ŞART

Büyük etkileri karşısında COP26 katılımcıları, küresel toplantıyı, insanlığın kaybetmeyi göze alamayacağı bir mücadele çabasında umutsuzluk yerine umudu sağlamak için bir fırsat olarak ele almalıdır. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in ekim ayında söylediği gibi, “COP26 iklim eylemlerinde bir dönüm noktası olmalıdır.”

Bunu başarmak için COP26’daki bütün taraflar ilk olarak iklim hedeflerini belirli politikalara dönüştürmeli ve küresel iklim yönetiminin doğru yönde devam etmesini sağlamak için Paris Anlaşması’nın ayrıntılarını uygulamada görüşmeleri tamamlamalıdır. 2015 yılında kabul edilen anlaşma bu yüzyılda küresel sıcaklıktaki artışı sanayi öncesi seviyelerin 2 santigrat derece altında sınırlandırmayı ve hatta sıcaklık artışını sanayi öncesi seviyelerin 1,5 derece üzerinde sınırlandırmak için çabaları daha da artırmayı amaçlıyor. 

İkincisi, Glasgow konferansı iklim uyumunda bir atılım sağlamalıdır. Karbondioksit emisyonlarının azaltılması ve gelişmekte olan ülkelerde iklim eylemi için finansmanla birlikte, Guterres’in COP26’da sunulmasını istediği siyasi paketin üç temel unsurundan biridir. İklimdeki bozulma, özellikle en savunmasızlar arasında olmak üzere, her yıl bütün dünyada gitgide daha fazla yaşamı ve geçim kaynaklarını etkilediği için, direnci ve uyumu inşa etmek herkes için öncelikli olmalıdır. 

Üçüncüsü, COP26’nın başarısı bütün tarafların gerçek çok taraflılık taahhüdüne ve ilk önce Paris Anlaşması’nda varılan temelde her bir gelişmekte olan ülkenin özel ulusal koşullarına samimi saygı göstermelerine bağlıdır. Açık olmak gerekirse, birkaç yüzyıllık sanayileşme ve ekolojik borca sahip gelişmiş ülkelerin iklim eylemlerine önayak olması ve sorumlulukları Çin gibi dürüst gelişmekte olan ülkelere yıkmayı durdurması gerekmektedir. Sanayileşmeyi veya kentleşmeyi tamamlamamış 1,4 milyardan fazla nüfusuyla dünyanın en büyük gelişmekte olan ülkesi Çin, bununla birlikte zorluğuna rağmen, iklim değişikliğinin üstesinden gelmedeki iddialı sözlerini yerine getirdi. 

ÇİN SOMUT BİR YOL HARİTASI BELİRLEDİ

Yıllardır Çin, gönüllü biçimde ulusal olarak belirlenmiş katkılarını benimsedi ve politika önlemlerini destekledi ve küresel iklim yönetiminde aktif olarak yer aldı. Diğer birçok sayısız ve ekonomik önceliklerle karşı karşıya olsa da Çin, 2030 yılından önce karbondioksit emisyonlarında zirveye ulaşmak ve 2060 yılından önce karbon nötrlüğünü başarmak için çabalayacağını bildirdi. Bu Çin’in, karbondioksit emisyonlarında benzeri görülmemiş bir azalmayı gerçekleştirmesi ve tarihte herhangi bir ülkeden daha hızlı bir şekilde karbondioksit emisyonu zirvesinden karbon nötrlüğe geçmesi anlamına gelmektedir. 

Çin, daha yeşil bir gelişmeye doğru somut bir yol haritası belirledi ve bu konuda ciddi. Bu yüzden, Çin’in hedefine ulaşmada başarısız olabileceğine dair herhangi bir endişe temelsizdir ve iklim değişikliğini azaltma konusundaki kararlılığı ve bu konudaki ilerlemesini lekelemeye yönelik herhangi bir girişim nafile olacaktır. Herkes güvende oluncaya kadar hiç kimse güvende değildir. En kötü iklim etkisini önlemek için fırsat penceresi hızla kapandığı için, uluslararası toplumun, özellikle gelişmiş ülkelerin insanların karşı karşıya bulunduğu bu zorlu sorunu aşmada ortak kararlılığını göstermesinin zamanı geldi. Glasgow konferansında kolektif, etkili ve hızlı adımları atmak gelecekteki başarı için önemlidir.