İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper Şener, CRI Türk’te Güçlü Özgan ve Barış Mutlu’nun hazırlayıp sunduğu “Manşet” programına konuk oldu. Şener, koronavirüs (Covid-19) tedbirlerinin gevşetilmesi sürecini, hastalığın Türkiye’deki seyrini ve virüse karşı kullanılan aşılar hakkındaki gelişmeleri değerlendirdi.

Çin menşeili Sinovac firmasının geliştirdiği CoronaVac aşısına Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından verilen onayı değerlendiren Prof. Dr. Alper Şener, onayın beklenen bir gelişme olduğunu ifade etti.

“BİLİMSEL ARAŞTIRMALARDA BEKLENMEDİK GECİKMELER OLABİLİR”

Aşının etkinliğinin DSÖ tarafından belirlenen kriterleri karşıladığını belirten Şener’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“DSÖ yüzde 50’nin üzerinde koruyuculuğunu göstermiş olması, yan etki profilinin düşük olmasını istiyor. CoronaVac bunları sağladı. Bence aşı pasaportunun seyahat engeli oluşturup oluşturmayacağıyla ilgili tartışma da bitmiş oldu. Bu saatten sonra hiçbir ülke CoronaVac aşısı olanlara bağışıklığı eksik ya da olmamış tanımı yapamaz.

Yerli aşıyla ilgili beklenti oluştukça bu işi yapanların üstünde bir baskı oluşuyor.  Ne zaman geleceğiyle ilgili gereksiz bir beklentiye sokulmamak gerekiyor. Bilimsel araştırmalarda beklenmedik gecikmeler olabilir. Böyle bir şey olduğunu bildiğimden söylemiyorum, sesli düşünüyorum. Normal şartlar altında bu yıl faz 3 çalışması bitmiş yerli bir aşımızın olması büyük bir çalışmadır. Aşıyı bulmak önemli ama kitlesel üretmek gibi bir faktör de var. Kitlesel üretim için birazcık geç kaldık diye düşünüyorum. Dünya üzerinde kitlesel üretime doğru giden 100 kadar aşı var. Aşı üretiminde kullanılacak malzemelerde tedarik sıkıntısına girilebilir.

ÜÇÜNCÜ DOZ AŞI YAPILMALI MI?

Çift doz ile bağışıklık sağlamış kişilere hatırlatma doz aşı gerekecek. Hatırlatma doz bağışıklığında ise sadece vektörel aşıları ayrı tutuyoruz. Vektörel aşılarla ilgili netleşmemiş bir görüş var. Ama diğer aşılarla ilgili çift doz aşılanan biri, diğer aşıları rahatlıkla olabilir. Çok temel bir mantığı var bunun. Aşılarda vektörel aşılar hariç hepsinde antikor oluşturma mekanizması aynı. Bunlarda temel amaç S proteinine karşı antikor oluşturmak. Vektörel aşılarda hâlâ bir soru işareti var. Sputnik biliyorsunuz Türkiye’de üretilme aşamasında geldi. Ama bir taraftan da Rusya’da Sputnik Light dediğimiz bir aşı çıktı. Vektörel aşılarda belki Sputnik Light hatırlatma doz olabilir.

HER ÖNLEM TIBBİ GEREKÇELERLE ALINMIYOR

Salgının yönetiminde biz sağlık ve tıp alanındaki görüşler bunu belirliyor gibi düşünüyoruz. Ama aslında böyle değil. Bunun sosyolojik, ekonomik yaklaşımları da var. Salgın yönetiminin sağlık alanı, sosyolojik ve psikolojik yanı ile ekonomik ayağı var. Salgınla ilgili alınan her önlem tamamen tıbbi gerekçelerle alınmıyor. Bazen tıbbi gerekçeler birinci sıraya geliyor, bazen tıbbi gerekçeler listeye girmiyor. Tamamen ekonomik gerekçeler devreye giriyor.

VAKA SAYILARINDA DÜŞÜŞ

Sahada hissettiğimiz şey şu; yoğun bakımlarda daralma oldu. Artık yüzde 80 oranında azalma görüldü. Servislerde de küçülmeler başladı. Ciddi solunum sıkıntısı olan hasta grubu daraldı. Vakalar 60 binlerden birden 5 bin 6 binlere indi. İzmir özelinde üstümüzdeki iş yükünde ciddi anlamda rahatlamalar gördük. Normalleşme sürecinde de adım adım ilerlemek gerektiğini düşünüyoruz. Salgını önlemek için yapmamız gereken tek şey aşılama. Ümit ediyoruz ki, bu yaşadığımız son kapanma olur.”