Xinhua

Son iki buçuk yılda Washington’ın siyasi seçkinlerinin yanı sıra ana akım medyadakiler, Covid-19 salgınıyla mücadelede içeride ve dışarıda yanıltıcı ve hatalı bir resim çizdiler. Bu hayallere dayanarak Washington, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Covid-19 salgınında ölümler birbiri ardına korkunç bir dönüm noktasını geçmiş olsa bile, diğer ülkelerin Covid-19 ile mücadele yaklaşımına ilişkin temelsiz suçlamaları yerle bir etmek için ahlaki üstünlüğe sahip olduğuna inanıyor.  

ABD’de Covid-19 salgınında 1 milyon sınırına ulaşılmasından birkaç gün önce Beyaz Saray yaptığı açıklamada, mevcut aşamayı, “kurtarılan hayatların, yaratılan yeni işlerin ve Amerika’nın yeniden inşası için yeni umudun yenilenme anı olarak” tanımladı. Washington, Covid-19 salgınının vahşi gerçekle ters düşen pembe resmini ilk kez çizmiyordu. Geçen yılın ortasında her gün yüzlerce Amerikalının Covid-19’dan öldüğü ve virüsün daha tehlikeli varyantı Delta’nın içerde ve dışarıda hızla yayıldığı zamanda Washington, Amerikalıları 4 Temmuz’u ve enfeksiyondan “özgürlüklerini” kutlamaya çağırmak için yarıştı. 

ABD yönetiminin Delta varyantının artışını engelleme mücadelesi sırasında takip eden dört haftada ne olduğunun kronolojisini anlatan bir makalede The Washington Post, ülkenin her tarafına yayılan Delta vakalarındaki artışın ABD yönetimini aşırı güvenle hesaplaşmaya zorladığını ve Washington’ın, “salgını sona erdirme girişiminde bir planı ortaya koymasının haftalar sürdüğünü” bildirdi. ABD Başkanı Joe Biden göreve gelmesinden bu yana 1 Mart’ta yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, “geçen yıl yaptıkları ilerleme sayesinde, Covid-19 salgınının artık yaşamlarını kontrol altına almasına gerek kalmadığını” iddia etti. Aslında, Biden’ın konuşmasını yaptığı gün Covid-19 salgınında bin 900’dan fazla Amerikalı öldü ve 46 binden fazlası da hastalığa yakalandı. Ve sözde “geçen yıl kaydedilen ilerleme” 34,6 milyon kişiye virüsün bulaşmasına ve 500 bin kişinin ölümüne sebep oldu ve Covid-19 salgını ülkede önde gelen üç ölüm sebebinden biri olarak sıralamada yer aldı. 

COVID-19 SALGININDA ÖLÜ SAYISI 6,26 MİLYONA ULAŞTI

Washington, ülkenin normale döndüğüne dair umursamazlığı yansıtmak için mücadele ederken, bu her şeyden daha çok siyasi çıkar ve görüşle ilgilidir. Bu arada Washington’ın siyasi ve medya seçkinleri, diğer ülkelerin Covid-19 ile mücadelesi hakkında çarpıtılmış bir resim sunmak için kayda değer gayret gösterdi. Diğer ülkelerin yaşamları korumak için mevcut tüm kaynakları devreye sokma çabalarını sözde “bireysel özgürlüklerin kısıtlaması ve insan haklarını ayaklar altında çiğnemek” olarak şeytanlaştıran Amerikalı siyasetçiler ve onların medya müttefikleri, hafıza kayıplarını, küstahlıklarını, sorumsuzluklarını, kendisiyle çelişmelerini ve hatta kötü niyetlerini ortaya koydular. Bu huysuz kimseler, virüsün yayılmasını engelleyemeyen ülkelerde olup bitenleri kasten görmezden geliyorlar: çökmüş tıbbi sistemler, yetersiz gıda ve kitlesel can kayıpları. 

Johns Hopkins Üniversitesinin verilerine göre, şimdiye kadar bütün dünyada Covid-19 salgınında ölü sayısı 6,26 milyona ulaştı. Mayıs ayı başında Covid-19 salgınıyla küresel mücadelede kasvetli bir görünüş konusunda sert bir uyarıda bulunan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bazı ülkelerin Covid-19 salgınında ölü sayısını milyonlarca eksik saydığını vurguladı. Virüsün mutasyona uğramasının asla durmadığı ve yeni varyantların muhtemelen daha da bulaşıcı olduğu dikkate alındığında, herhangi bir ülkenin salgında zafer ilan etmesi için çok erken. Bazı insanlar “sürü bağışıklığını” bir çıkış yolu olarak savundu. Yine de aşılananlar arasında hastalığın yinelendiğine ve ilerlediğine dair sayısız örnek bildirildi. Virüsün son varyantlarının bağışıklıktan kolayca kurtulabileceğine ilişkin son zamanlardaki kanıtlar ışığında görünüm özellikle iç karartıcı görünüyor. 

WASHINGTON İNSANLARIN YAŞAMINA ODAKLANMALI

Bilim insanları virüsle mücadelede aşı geliştirmede hızlı davrandılar, ancak bu aşıların hiçbiri tam koruma sağlayamaz ve şu anda mükemmel bir tedavi mevcut değil. Maske takmak, sosyal mesafe ve hastalığın bulaştığı insanları karantinaya almak gibi geleneksel taktikler, yaşamları korumak ve salgının etkilerini azaltmak için en etkili yol olmaya devam ediyor. Profesyoneller dâhil birçok kimse, Covid-19’un “büyük bir grip” olacağına ve insanların bu griple yaşayabileceğine inanıyor. Ancak, gerçek bunun sadece bir hüsnükuruntu olabileceğini gösterdi. 

Los Angeles kentindeki California Üniversitesinin yeni bir çalışmasına göre, Covid-19 tedavisi görmüş insanların yaklaşık yüzde 30’u yaygın biçimde “Uzun Covid” olarak bilinen Covid-19 Sonrası Akut Komplikasyonlar geliştirdi. Diğer çalışmalar da virüsün hastaların beyni ve diğer organlarına zarar verebileceğini ortaya çıkardı. Aylarca virüs ile ilgili belirtilerle mücadele eden ve hala sıkıntı çeken hastalar olağandışı değildir. Virüsün birçok yönü bilinmezliğini koruyor. Bilim insanları virüsün nasıl yayıldığını, belirtilerin niçin bu kadar büyük çeşitlilik gösterdiğini, antikorların niçin birkaç ay içinde ortadan yok olduğunu, daha fazla ölümcül yeni versiyonların gelişip gelişmeyeceği üzerinde çalışıyor. Virüsün bu bilinmeyen özellikleri, normal yaşama dönüşün halen uzak bir ihtimal olduğunu gösteriyor. 

Biden yönetimindeki sağlık yetkilileri bile ABD’de bu kış Covid-19 vakalarının 100 milyonu bulabileceğini, potansiyel olarak büyük bir ölüm ve hastaneye yatış dalgası olabileceğini açıkça kabul ettiler. Covid-19 salgınıyla küresel mücadeleyi siyasallaştırmak yerine Washington, sinsi siyasi gündemini bir tarafa bırakmalı ve insanların yaşamını korumaya odaklanmalıdır.