Haber: Gökhun Göçmen

ABD’nin önderliğindeki Demokrasi Zirvesi’nin listesi ve içeriği tartışmaları beraberinde getirdi. Prof. Dr. Hasan Köni’ye göre yumuşak gücünü restore etmek isteyen ABD için gelecek pek de parlak gözükmüyor.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın önderliğindeki Demokrasi Zirvesi dün başladı. Zirveye katılan 110’unüzerindeki ülke kadar, çağrılmayan ve daveti geri çeviren ülkeler dikkat çekiyor. İki gün boyunca devam edecek toplantıya Angola, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Hindistan, Irak ve Filipinler gibi ülkeler katılırken Türkiye, Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya ve Azerbaycan davetli listesinde yer almadı. Türkiye ve Çin ile yakın ilişkilere sahip Pakistan ise yaptığı açıklamada Washington’dan gelen daveti reddettiğini bildirdi.

Batı’nın tek taraflı olarak belirlediği ‘demokratik’ standartlara dahi uymayan davetli listesi ABD’nin ajandasına dair şüphelerin artmasına neden oldu. İstanbul Kültür Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hasan Köni, CRI Türk’e yaptığı açıklamada tutarsızlıkla eleştirilen listeyi “ABD, müttefiklerini ya da kendince ‘adam edeceğini’ yani siyasetlerini değiştirebileceğini düşündüğü ülkeleri listeye alıyor.” ifadesiyle değerlendirdi.

Çin ve Rusya’nın ABD büyükelçileri The National Interest dergisi için kaleme aldıkları makalede yeni bir Soğuk Savaş uyarısında bulundu. Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, gelen eleştirilere yanıt olarak dünya genelinde demokrasileri teşvik edeceklerini öne sürdü ve “Bunun için özür dileyecek değiliz.” dedi.

“SÖYLEMEKLE DEMOKRASİ OLMAZ”

Washington yönetiminin yumuşak gücünü (soft power) tahkim etmek istediğini vurgulayan Prof. Dr. Hasan Koni, Biden’ın insan hakları, hukuk, serbest piyasa ve demokrasi kavramlarını yeni mücadele alanı olarak belirlediğini söyledi. Köni “ İnsan unsurunun güvenlik konusu olması aynı zamanda onun taleplerini de önemli kıldı. Rekabetin yönetim modelleri üzerinden şekillenmesini beraberinde getirdi.” diye ekledi.

ABD’nin hasım ülkeler ile rekabeti uyarınca tesis ettiği zirvelerden ahlaki bir zaferle çıkamayacağı öngörüsünde bulunan Prof. Dr. Köni şunları kaydetti:

“Sürekli aynı cümleleri tekrar etmekle demokrasi tesis edilmez. Bu zirveden de bir karar ya da irade çıkmasını beklemiyorum. Üstelik demokrasilerin oturması için bir alt yapı gerekli. İhtiyaç duyulan maddi imkânların başında maddi güç geliyor. Amerika sadece 5 trilyon dolarını Orta Doğu’daki savaşlarında kaybetti. Maddi altyapı olanakları aşınınca ve insanların taleplerine yanıt verilemediğinde çok ‘demokrat’ Amerika’da neler olduğuna tanıklık ettik. Önce Wall Street işgal edildi, daha sonra Kongre binası işgal edildi. ABD’nin içeride de süreci toparlayabileceğini düşünmüyorum. İçeride etnik bölünmeler ve siyasette kutuplaşmanın bir yere kaybolması mümkün değil.”