Haber / Röportaj: Samet Demir

Türkiye’de yeni tip koronavirüsün (Covid-19) küresel etkileriyle de değişen ekonomik görünüm, enflasyonda artışın ivmelenmesine neden oluyor.

Son olarak bugün açıklanan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi’ne (Yİ-ÜFE) göre, enflasyonda geçen yıla ve geçen aya göre artışlar yaşandı.

TÜFE martta aylık bazda yüzde 1,08, Yİ-ÜFE yüzde 4,13 artış gösterdi. Yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 16,19, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 31,2 oldu.

“ÜRETİCİ MALİYETLERİ KISMEN DE OLSA TÜKETİCİYE YANSITILACAK”

Konunun uzmanı iktisatçı Dr. Murat Kubilay, son açıklanan enflasyon verilerini CRI Türk’e değerlendirdi.

“Bu ayda da tüketici enflasyonu yüksek düzeyini korudu.” diyen Kubilay, şu ifadeleri kullandı:

“Genel beklenti yüzde 16’nın biraz üzerine çıkmasıydı ve yıllık düzeyde yüzde 16,19’a kadar çıktı. Son 1 ayda eğitim, sağlık, eğlence-kültür ve otel-lokanta ana gruplarındaki artış enflasyonun ana nedeni oldu.

Yönetilen-yönlendirilen fiyatlar hariç TÜFE de manşet enflasyonun üzerinde; yani talebe dayalı fiyat artışlarının para politikası ile dizginlenemediğine işaret ediyor. Mart ayında dolar kurunda yaşanan yaklaşık yüzde 10 düzeyindeki artışın TÜFE’ye etkisi muhtemelen henüz sınırlı gerçekleşti. Fakat ÜFE’nin yıllık oranda yüzde 31,2’ye çıkmasıyla sert yükselişi devam etti. Üretici maliyetleri kısmen de olsa tüketiciye yansıtılacağı için TÜFE’nin yüksek düzeydeki yapışkanlık bir müddet daha sürecek.

Baz etkisi de yaz aylarından önce yok, dolayısıyla resmi enflasyonu %17’nin üzerinde görmek gayet olası. Bu durumun para politikasında ve döviz kurunda birbiriyle çelişen iki ayrı etkisi olacak. İlki yüksek enflasyonun TL’yi zayıf bırakması. İkincisi ise enflasyonun beklenilenin üzerinde gerçekleşmesi sonrası Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) başkanlığındaki değişimin yol açtığı erken faiz indirimi beklentilerini güçleştirmesi ve TL’nin bir müddet daha güçlü kalmasını sağlaması. Para politikasının oluşturulmasında iç ve dış politik riskler ile finansal istikrar da gözetilecektir.”