Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Dünya Postası” programında Rusya ve Ukrayna arasında devam eden müzakereleri değerlendirdi.

Rusya’nın Ukrayna’daki operasyonlarının durma noktasına geldiği konusunda haberler çıktığını ifade eden Eray Güçlüer, müdahale edilen bölgeleri gösteren haritalarda da bu durumun görülebildiğini kaydetti.

“Başta Kiev olmak üzere Kharkov, Mariupol, Odessa gibi kentlerin Ruslar tarafından ele geçirilemediğini gördük. Ancak Rusların Ukrayna’nın tamamını ele geçirme hedeflerinin 2014 Minsk Anlaşmalarına gerilediğini ifade edelim. Mariupol eğer kontrol edilip ele geçirilebilirse Kırım ile Donbass arasındaki alan kontrol edildiği için Azak Denizi Rusların kontrolüne geçmiş olacak. Mariupol, Kharkov, Odessa ve Kiev’e göre daha küçük bir yer. Askeri hedef olarak diğer yerlere göre daha küçük ama stratejik olarak önemli. Buranın kontrol edilmesi halinde Azak’ın Rus gölü haline gelmesi söz konusu. Oradaki çatışmalar şiddetli devam ediyor ama Kiev gibi yerlerde Rusların başarılı olamadıklarını görüyoruz. Kiev’i alabileceklerini artık düşünmüyorum, ikinci kademe birliklerini de sokmalarına rağmen ilerlemeleri söz konusu değil. Ya masaya doğru gider bu iş ya da daha büyük bir savaşa dönüşebilir. Ukrayna dışına savaşın taşması da ihtimaldir. Ruslar bunu denedi fakat bunun karşılığı olmadı. Süreç artık barışa doğru gidiyor. İlk adım, kalıcı ateşkes imzalanması olacaktır. İnsani yardım koridorunun oluşturulması gerekiyor. Başta insani ardından siyasi kazanımların olacağı bir masaya doğru gidiliyor. Rusya’nın Ukrayna egemenliğini artırması değil de Ukrayna’nın ülkesinde egemenliğinin kısıtlanması gibi bir süreç söz konusu.

ZELENSKIY’İN İLK SORUNU ÜLKEDEKİ SİLAHLI DÜZENSİZ GRUPLAR

Zelenskiy’in artık ilk sorunu Ruslar değil, ülkedeki silahlı düzensiz gruplar. Bunları nasıl kontrol edecekler? Bunların kanunu, kitabı, kuralı yok. Bu kişiler Zelenskiy’e doğru da dönebilir, her an Ukrayna halkına karşı da dönebilir. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Afganistan’dan çekilmeden önce buradan, Orta Doğu’dan ve Afrika’dan Ukrayna’ya silahlı gruplar geçiyor, diye belirtmiştik. Maalesef bunların geçişlerinin olduğunu net bir biçimde biliyoruz. ABD burada savaş istiyor, bu çok net. Başlangıçta pasif kalarak Rusya’nın Ukrayna’ya girmesi için alan açtılar adeta davetiye çıkarttılar. Başta ‘Biz Ukrayna’ya asker göndermiyoruz.’ dedi. Bu adeta Rusya’ya yeşil ışık yakmaktı. Rusya buraya girip gücünü ve enerjisini tüketmeye başlayınca Ukrayna’ya silahlar vererek düzensiz gruplarla denge sağladı. Bugün Ukrayna ordusunu yöneten Ukrayna Genelkurmayı değil, Batılı uzmanlar. Güçlü Rus ordusu karşısında böyle sektörel savunma yapabilmek gerçekten zor bir iştir. Bunu asker olanlar çok iyi bilir. Aktif savunmaya geçip karşı taarruzlar yaptırdılar Ukrayna ordusuna. Şimdi orta menzilli hava savunma sistemleri de vererek Rus ordusuna karşı hava savunması sağladılar. Bu çok kısa sürede oldu. Çok uzun sürede olması gereken işler, iki hafta içinde gerçekleşti. ABD’nin Rusya’ya karşı kullanmak istediği silahlar bir şekilde yabancı savaşçıların eline geçecek. Neticede bölge istikrarsızlığı devam edecek. Bu durumda Avrupa istikrarsızlaşır ve ABD’ye daha bağımlı bir hale gelir.

ABD’NİN UKRAYNA’DA İKİ STRATEJİSİ VAR

ABD’nin büyük stratejisinin iki biçimde oluştuğunu söyleyebiliriz. Birincisi; Rusya’nın enerjisini böyle tüketmesini sağlayacak bir ortam hazırlamak, bunun karşılığı olarak Rusya Çin ile olan müttefikliğinden taviz veren bir anlaşmaya doğru sürükleniyor. ABD’nin Rusya üzerinden gerçekleştirmek istediği Rusya’nın Çin ile olan müttefikliğini zayıflatmak. İkincisi de bu istikrarsızlığı göçmenler üzerinden Avrupa üzerinde baskı aracı olarak kullanmak.

“TÜRKİYE GARANTÖR OLSUN” ÖNERİSİ

Türkiye’ye ara buluculuktan öte garantörlük gibi teklifler geliyor. Bundan sonraki barış anlaşmasında bile bölgedeki silahlı grupların baskılanması için Türkiye’ye ihtiyaç var. Çünkü Türkiye, dünyada terörle mücadelede en tecrübeli ülkelerden biri. Türkiye değerli bir arkadaş değil kıymetli bir ortaktır. Baktığınızda Odessa’nın işgal edilmediğini görürsünüz çünkü Odessa Türkiye ile Ukrayna arasındaki deniz bağlantısını sağlayan tek yer. Anladığımız kadarıyla Odessa’nın işgal edilmemesi Türkiye’nin çıkarları açısından önemli. Muhtemelen Rusya ile Ukrayna arasında Türkiye’nin de olduğu diplomatik bir anlaşma çıkacak gibi görünüyor.

Zelenski ve Putin muhtemelen Türkiye’de buluşacaklar, bir ihtimal Bakü de işaret ediliyor. Azerbaycan’ın da Türkiye ile hareket etmesi iki ülke arasındaki iş birliğini çok önemli bir duruma getirdi. Yeni bir jeopolitik bölge oluşuyor. Ukrayna, Rusya ve Türkiye’nin tamamladığı bir bölge oluşuyor.

“TÜRKİYE NATO’DAN GEREKLİ DESTEĞİ ALMADI”

Türkiye en gerekli olduğu dönemlerde NATO’dan beklediği desteği alamadı. Patriotları bir gecede çektiler bizi Suriye ile Irak’tan gelecek tehditlere açık hale getirdiler. Biz kadim bir milletiz ve gerekeni yaptık. Suriye toprakları içinde meşru müdafaa hakkımızı kullanarak güvenliğimizi sağladık. ABD’nin PKK’ya yardım verdiğini ve bunların aldıkları silahlarla bizlere önemli saldırılar yaptıklarını unutmadık. 1952 yılında NATO’ya girdiğimiz dönemdeki ilişki biçimiyle bugünkü ilişki biçimi aynı değil. Şu an daha dengeli, daha güçlü bir Türkiye’nin daha eşit anlamda ABD ile ilişki kurduğu bir dönemdeyiz. Rusya’nın yaptırımlarına katılın, denilirse hatırlayacak çok şey var. ABD’nin 2003 yılında Irak’ın işgalinde Türkiye’nin kaybı 100 milyar dolardı. Bunlar o zamanki ABD Savunma Bakanına da iletildi. Türkiye’nin yaptırım kararlarına üstünkörü girmesi doğru değil. Türkiye, kendi çıkarlarını da gözeten bir denge politikası izliyor.”